Kasım 25, 2016 13:36 Europe/Istanbul

Şii müslümanların üçüncü İmamı Hz. Hüseyin’in –s– aşıkları ve hayranları son günlerde büyük bir coşku ve şevk ve eşsiz bir ihtişamla yalın ayak Kerbela’ya doğru yürüyor.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei geçen Çarşamba günü İsfahan’dan gelen binlerce vatandaşı kabulünde dünyada bazılarının Amerika’da yeni başkanın seçilmesi için yas tutması veya diğer bazılarının sevinmesinin aksine İran milleti bunun için ne yas tuttuğunu ne de sevindiğini, çünkü bu millet için Amerika’da kimin Başkan seçildiği hiç bir farkı olmadığını, ayrıca hiç bir kaygı duymaksızın ve ilahi lütuf ve inayetle her türlü muhtemel hadiseye karşı koymak için de hazırlıklı olduklarını kaydetti.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei görüşmede Amerika’da başkanlık seçim kampanyaları sırasında adayların arasındaki tartışmalarda ciddi boyutlara ulaşan bazı siyasi, iktisadi, sosyal ve ahlaki meselelere işaret ederek, bu seçim kampanyaları sırasında gündeme gelen konular bundan önceki yıllarda da her zaman dile getirilen konulardan ibaret olduğunu, fakat bazıları bunu kabullenmek istemediğini kaydetti.

Ayetullah Hamanei, biz bu seçimlerin hakkında herhangi bir yargıda bulunmuyoruz, çünkü Amerika aynı Amerika’dır ve son 37 yılda da iki partiden hangisi iktidar olduysa İran milletine hayrı dokunmadı ve daima şerri dokundu, şeklinde konuştu.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei İran milletinin Amerika’nın sultacı emellerine karşı direnişinin temel erkanlarına işaret ederek, direniş ekonomisi yolunda ilerlemek, iç arenada birlik ve beraberlik ve bilimsel ilerlemenin üç temel ve zaruri erkan olduğunu, çeşitli imtihanlar da aslında zayıf yönlerin tespit edilerek bertaraf edilmesi ve güçlü yönlere dönüştürülmesi için olduğunu vurguladı.

Aslında Amerika’nın İran’a yönelik düşmanlığı İslam inkılabından sonraki yıllarda ve nükleer müzakerelerin sırasında ve şimdi de Bercam nükleer anlaşmasından sonraki dönemde başkanlık seçim kampanyaları sırasında göze çarpan bir gerçektir.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu meseleye yönelik geniş kapsamlı bakışı ile Amerika başta olmak üzere küresel güçlerin aşırı talepleri yönündeki politikaların Amerika’nın bugün iç ve dış arenada karşı karşıya bulunduğu sorunların baş nedeni olduğunu, anca kher halükarda bu millet için Amerika’da kimin Başkan seçildiği hiç bir farkı olmadığını, ayrıca hiç bir kaygı duymaksızın ve ilahi lütuf ve inayetle her türlü muhtemel hadiseye karşı koymak için de hazırlıklı olduklarını kaydetti.

Geçen hafta İran’ın BM daimi temsilcisi Golam Ali Hoşru, bugün terör ve radikalizm besleyen rejimlerin İran’ı teröre destekle suçlamaya çalıştığını belirtti. İran’ın BM daimi temsilcisi Golam Ali Hoşru, 11 Arap rejimin yazdığı mektuba BM Genel Sekreteri’ne yazdığı mektupla cevap verdi.

Hoşru Arap rejimlerin mektubuna gösterdiği tepkide, bugün terör ve radikalizm besleyen rejimlerin İran’ı teröre destekle suçlamaya çalıştığını belirtti.Hoşru, işin acı mizahı, İran’a dayatılan 8 yıllık savaşta Saddam’a sınırsız askeri ve mali destek veren ve şimdi de masum Yemen milletini kana bulayan rejimlerin İran’ı suçlaması olduğunu vurguladı.

Hoşru yazdığı mektubun BM belgesi olarak kayda geçmesini de istedi.

İran’ın BM daimi temsilcisi Golam Ali Hoşru, İran’ın Bahreyn’in içişlerine karıştığı suçlaması da mesnetsiz ve yalan bir iddiadan ibaret olduğunu belirterek, Bahreyn olayları için kurulan bağımsız komisyonun Basiyoni raporu olarak ün yapan raporunda İran’ın Bahreyn olaylarına karıştığı iddiası tamamen reddedildiğini kaydetti. Mektupta İran’ın Suriye yönetimine askeri istişare vermesi tamamen Suriye’nin yasal ve meşru yönetiminin talebi üzerine ve uluslararası hukuk çerçevesinde ve meşru savunma hakkı ve BM bildirgesinin 51. Maddesine göre gerçekleştiği kaydedildi.

Arap rejimlerin mesnetsiz iddialarını içeren mektubuna göre İran İslam Cumhuriyeti kesinlikle başka ülkelerin içişlerine karışmak niyetinde değildir. Ancak aynı rejimlerin destekleri ile bölgenin başına bela olan terör örgütleri ve radikal ve tekfirci akımlarla mücadele etmekte kesin kararlıdır.

Geçen hafta Çin milli savunma Bakanı ve genel kurmay Başkanı Chang Van Kuan Tahran’ı ziyaret etti. Bakan Kuan İranlı üst düzey yetkililerle askeri ve savunma alanında işbirliği yollarını masaya yatırdı.

Cumhurbaşkanı Ruhani Salı günü Tahran’da temaslarda bulunan Çin Savunma Bakanı Kuan’ı kabul etti.

Görüşmede iki taraf Çin ve bölgenin birinci gücü olan İran arasında bölgesel güvenlik alanı başta olmak üzere askeri ve savunma alanında işbirliğini geliştirme zaruretine vurgu yaptı.

Görüşmede Ruhani, iki ülkenin özellikle bölgede başta olmak üzere dünyada tekfirci terör ve radikalizmle mücadele etmeleri gerektiğini vurguladı.

İran ve Çin Savunma Bakanları Tahran’da bir kaç savunma işbirliği anlaşması imzaladı. Tahran’a gelen Çin Savunma Bakanı General Chang Van Kuan İranlı mevkidaşı ile görüştü.

Görüşmede General Dehgan, Çin ile uzun vadeli askeri ve savunma işbirliğini geliştirmek İran’ın öncelikli politikası olduğunu belirtti.

General Kuan da ortak çıkarlar ve iki ülkenin çeşitli bölgesel ve küresel meselelerde aynı görüşü paylaşması ikili askeri ve savunma işbirliğinin yolunu açtığını kaydetti.Görüşmenin sonunda iki Bakan bir kaç savunma işbirliği anlaşmasını imzaladı.

Geçen hafta UAEK genel müdürü Yokio Amano en yeni raporunda İran’ın Bercam nükleer anlaşmasına bağlı kaldığını vurguladı. Amano bu raporu geçen Çarşamba günü UAEK yönetim kurulunun Kasım ayı oturumuna sundu. Raporun ardından İran’ın UAEK daimi temsilcisi Rıza Necefi, fazla üretilen ağır suyu satışa çıkardıklarını açıkladı.

UAEK yönetim kurulunun oturumunda bu açıklamayı yapan Necefi, Bercam nükleer anlaşmasının diğer tarafları yükümlülüklerini yerine getirmediklerini belirtti.

İran’ın UAEK daimi temsilcisi Necefi, İran anlaşmadaki tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, karşı tarafın da yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini, ancak şimdiye kadar böyle olmadığını kaydetti.

UAEK Genel Müdürü Amano’nun İran’ın anlaşmada belirtilen rakamın üstünde ağır su ürettiğini açıklamasına cevap veren Necefi, uluslararası alıcılara yüksek kaliteli bu suyu satışa çıkardıklarını bildirdiklerini ifade etti. Necefi ayrıca gazetecilere yaptığı açıklamada, İran hali hazırda beş ton ağır su ihracatı için hazırlık yaptığını ve bunu da ajansa bildirdiğini kaydetti. Necefi, Bercam gayet net bir şekilde İran’ın ağır su ihtiyacının 130 ton olduğunu belirttiğini vurguladı.

Geçen hafta Amerika’nın cumhuriyetçi partinin kontrolünde bulunan temsilciler meclisi Boeing firmasının İran’a 100 adet yolcu uçağı satışını engelleyen yasa tasarısını onayladı. Ancak Başkan Obama bundan önce bu yasayı veto edeceğini açıklamıştı.

Temsilciler meclisi geçen Salı günü de İran karşıtı tutumunun devamında 419  olumlu oyla İran’a dayatılan yaptırımların on yıl daha uzatılmasını içeren bir yasa tasarısını onaylamıştı. Bu kanun 1996 yılında İran’ın enerji sektöründe yatırım yapan yabancı yatırımcıları ve firmaları cezalandırmak için çıkarılmıştı.

Aslında tüm bu girişimler Bercam nükleer anlaşmasına rağmen Amerika gibi düşmanların tehditlerinden gafil olmamak gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Bu anlaşma her halükarda bazı olumlu tesirleri ve öneminin yanı

sıra bazı olumsuz yönleri de söz konusudur.

Geçen hafta AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Bercam nükleer anlaşması İran ve Amerika arasında imzalanan ikili bir anlaşma olmadığını, bu anlaşma İran ve Amerika’nın da üyesi olduğu 5+1 grubu ile imzalanan bir anlaşma olduğunu ve ayrıca BM güvenlik konseyinin 2231 sayılı kararnamesi de bu anlaşmanın hukuki ve yasal güvencesini karşıladığını ifade etti.

Bu arada 5+1 grubunun Rusya ve Çin gibi diğer üyeleri de Amerikalı cumhuriyetçilerin Bercam nükleer anlaşmasına yönelik olumsuz eğilimine karşı çıkıyor. Amerika yönetimi anlaşmaya rağmen bazı yaptırımları kaldırmıyor ve bu durum anlaşmada öngörülen ikinci sıradaki yaptırımların kaldırılmasını da olumsuz yönde etkiliyor.