Ortadoğu gelişmeleri
Geçen hafta Suriye ordusu ve halk güçleri Rusya hava kuvvetlerinin hava desteği ve İran İslam cumhuriyetinin askeri müsteşarlarının yardımları ile Suriye’de Halep’in doğusunu teröristlerin işgalinden tamamen kurtarmayı başardı.
Halep kenti 2012 yılında Doğu ve Batı olmak üzere ikiye bölünmüştü ve kentin Batı kısmı Suriye devletinin denetiminde ve doğusu da terör örgütlerinin kontrolündeydi. Şimdi ise kentin Doğu kısmı teröristlerin işgalinden kurtarıldıktan sonra kentin tümünün denetimi Suriye yönetiminin eline geçmiş bulunuyor.
Aslında Halep kenti hem Şam yönetimi ve hem teröristler ve hamileri için büyük önem arz eden bir kenttir. Halep Suriye’nin ekonomi kutbu ve bu ülkenin ikinci büyük kenti ve ayrıca Suriye’nin kuzeyinde en önemli kenttir. Öte yandan Halep eyaleti Türkiye ile ortak sınırı vardır. Bu yüzden teröristler Türkiye sınırlarından rahatça Halep’e ulaşabiliyor ve Suriye yönetimine karşı yıkıcı faaliyetlerini sürdürebiliyordu. Bu yüzden Halep kenti Suriye savaşının önemli odaklarından biri olmuştu.
Öte yandan Halep halkı kentin Doğu kısmı teröristlerin işgalinden kurtarıldıktan sonra sokaklara dökülerek kentin tamamen teröristlerden temizlenmesini kutlamaya başladığı halde, Suriye yönetimi karşıtları ve onlara destek veren Arap Batı ittifakı koordineli bir şekilde Halep’te insani durum kaygısı başlığı altında bir propagandayı başlatarak hep birlikte Halep’in teröristlerin işgalinden kurtuluşunu kınamaya başladı. beyaz saray sözcüsü Jash Ernest Amerika yönetiminin Halep’in teröristlerin işgalinden kurtuluşuna gösterdiği ilk tepkide bu büyük zaferi Halep halkının Beşar Esad ve Rusya tarafından bombardıman edilmesinin devamı şeklinde adlandırdı. Sözcü Ernest Halep şartlarını rasat ettiklerini, kentte sivillerin durumu gittikçe kötüleştiğini iddia etti.
Öte yandan Amerika Başkanı Obama da son basın toplantısında Halep halkı kasıtlı olarak aç bırakıldığını ve bu da uluslararası yasaların ihlali olduğunu ileri sürdü. İngiltere Başbakanı Teressa May de geçen Perşembe günü Brüksel’de AB liderleri ile ortak zirvede yaptığı açıklamada, Halep’in teröristlerin işgalinden kurtulmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi ve kentin kurtuluşunu trajik bir olay niteledi.
Arap birliği genel sekreteri Ahmet Ebulkayt da Kahire’de yaptığı açıklamada, Halep’te hemen ateşkes sağlanmasını istedi. Bu arada Arap birliği Katar’ın talebi üzerine ve Suriye gelişmelerini görüşmek üzere bu hafta olağanüstü oturum kararı aldı. Fakat en tuhaf tepki Katar yönetiminden geldi. Katar yönetimi Halep’in teröristlerin işgalinden kurtuluşuna gösterdiği tepkide Katar milli günü için planlanan tüm kutlamaların lağvedildiğini açıkladı.
Teröristlerin hamileri tarafından yapılan tüm bu açıklamalar ve göstermelik yürek yakmalar ve kaygılar, bu ülkelerin hiç biri şimdiye kadar teröristlerin Palmira, Fua ve Kefraya’da işledikleri katliamlara ve cinayetlere hiç bir tepki vermedikleri halde gündeme geliyor. Nitekim Suriye ordusu Halep kentini kurtarmaya çalıştığı sıralarda tekfirci teröristler yine Arap Batı ittifakının verdiği gelişmiş silahlarla yeniden Palmira kentini işgal ettiler. Teröristler ayrıca Suriye’nin İdlib eyaletinde kuşattıkları Fua ve Kefraya köylerini havan topu ile vurdular.
Batılı terör hamisi devletlerin üst düzey yetkililerinin bu denli çelişkili tutumları Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın sert tepkisi ve eleştirisi ile karşılaştı. Rusya televizyon kanalına konuşan Beşar Esad Batılı ülkelerin IŞİD’in Palmira kentine saldırmasına karşı hiç bir tepki vermemelerini eleştirdi. Beşar Esad, eğer Palmira kenti Suriye ordusunun eline geçseydi Batılı ülkeler hemen bu kentte kültürel mirasın ve sivillerin durumundan büyük kaygı duyduklarını dillendirirdi, dedi. Beşar Esad, oysa şimdi teröristler bu kenti işgal ettiği halde Batılı ülkelerden çıt çıkmadığını, teröristler aslında ABD’nin desteği ve gelişmiş silahları Palmira kentine saldırdıklarını vurguladı. Beşar Esad, teröristler en ağır silahları taşıdıkları halde Rakka ve Deyrizzur’dan Palmira’ya kadar onlarca kilometrelik mesafeleri katettiklerini oysa bunu Amerika ve Arap Batı ittifakının destekleri olmaksızın yapmaları mümkün olmadığını ifade etti.
Suriye yönetimi karşıtlarının Halep kentinin kurtuluşuna verdikleri bir başka tepki BM güvenlik konseyinden yararlanmaya çalışmalarıydı. Son iki haftada BM güvenlik konseyinde Suriye yönetimi aleyhinde kararname çıkarma çabaları sonuç vermezken, Halep kentinin kurtuluşundan hemen bir gün sonra BM güvenlik konseyi 14 Aralık Çarşamba günü Fransa’nın talebi üzerine oturum düzenledi. Oturumda BM genel sekreteri Ban Ki Moon ise Suriye karşıtlarına yaptığı yalakalıkta tüm tarafların Halep’te çatışmaların durdurulması için çaba harcamaları gerektiğini açıkladı.
Geçen hafta Bahreyn’de Halife rejiminin mahkemesi Bahreyn İslamî vefak cemiyeti genel sekreteri Şeyh Ali Salman’ın 9 yıl hapis cezasını onayladı. Mahkeme Şeyh Ali Salman’ı Bahreyn içişleri bakanına hakaret ve Bahreyn halkını yasalara karşı çıkma ve mevcut düzeni değiştirme yönünde kışkırtmak gibi iddialarla suçlanıyordu.
Bahreyn İslamî vefak cemiyetinin 51 yaşındaki genel sekreteri Şeyh Ali Salman, 28 Aralık 2014 tarihinde güvenlik güçleri tarafından tutuklandı. Şeyh Ali Salman beş ay boyunca hiç bir yargı kararı olmaksızın gözaltına tutuldu ve Haziran 2015 tarihinde Bahreyn mahkemesi tarafından 4 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu arada temyiz mahkemesi verilen kararı onaylamak veya hafifletmek yerine verilen cezayı az buldu ve 30 Mayıs 2016 tarihinde Şeyh Ali Salman’ın 4 yıllık hapis cezasına 9 yıla çevirdi ve şimdi de yüksek mahkeme bu kararı onayladı.
Bahreyn İslamî vefak cemiyeti genel sekreteri Şeyh Ali Salman Bahreyn mahkemesinin 9 yıllık hapis cezasını onaylamasının ardından hapishaneden yaptığı açıklamada, bu kararın ancak kendisini daha da azimli ve kararlı kıldığını vurguladı.
Öte yandan Bahreyn İslamî vefak cemiyeti genel sekreter yardımcısı Şeyh Hüseyin Deyhi de karara gösterdiği tepkide, Şeyh Ali Salman hakkında verilen kararın İngiliz Başbakanı Teressa May’in Bahreyn ziyaretinden hemen bir kaç gün sonnra verilmesi dikkat çektiğini ancak bu karar Bahreyn’de siyasi krizin boyutlarının ve Maname rejiminin halkın iradesinden ne kadar derin bir uzaklıkta olduğunu ortaya koyduğunu, Bahreyn halkı hükümetin ve yasama meclisinin demokratik yollarda nseçilmesini ve ayrıca tüm vatandaşların güvende olmasını ve böylece Bahreyn gerçek bir ülkeye dönüşmesini istediklerini vurguladı. Şeyh Deyhi, oysa bu tür kararların ancak Bahreyn halkının haklı talepleri üzerinde ısrar etme konusunda daha kararlı olmalarından başka bir işe yaramayacağını kaydetti.
Bu arada Bahreynli ulema da ortak bir bildiri yayımlayarak vefak cemiyeti genel sekreteri Şeyh Ali Salman’ın 9 yıllık hapis cezasının onaylanmasına tepki gösterdi. Bahreynli alimler Halife rejimine bağlı mahkemesinin Şeyh Ali Salman hakkında verdiği zalimane kararı reddettiklerini, bu karar geçenlerde Maname’de düzenlenen güvenlik zirvesinin doğrultusunda verilen bir karar olduğunu belirtti. Bildiride, kararın siyasi muhaliflerin faaliyetlerinin engellenmesini yansıttığı, bu karardan İngiltere başta olmak üzere sömürücü devletlerin istihbarat servisleri ve Halife rejimine kendi halkını bastırmakta yardımcı olan malum rejimlerin sorumluğu olduğu vurgulandı.