Ocak 13, 2017 09:53 Europe/Istanbul

Geçen hafta Myanmar’da Arakanlı müslümanlara reva görülen zulüm ve katliam ve şiddet içerikli uygulamalar, İran İslam cumhuriyetinin itirazı ile karşılaştı. Bu çerçevede Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif BM genel sekreteri Antonio Guterres’e bi mektup yazarak genel sekreterden Arakanlı müslümanların içler acısı haline ciddi bir şekilde ilgi göstermesini istedi.

İran İslam Cumhuriyeti uyuşturucu madde mafyası ile mücadelede şimdiye kadar 3700 şehit ve 12 bin yaralı verdi. İran güvenlik teşkilatının uyuşturucu madde ile mücadele polisi istihbarat ve operasyondan sorumlu komutan yardımcısı Macid Kerimi konu ile ilgili yaptığı açıklamada ayrıca Afganistan’da BM tahminlerine göre 2016 yılında uyuşturucu madde üretimi 5 bin 600 tona ulaştığını kaydetti.

Geçen hafta Türkmenistan yönetiminin İran’a ihraç ettiği doğalgazı kesmesinin ardından İran doğalgaz milli firması bir bildiri yayımlayarak konuyu uluslararası tahkime götüreceklerini duyurdu. Türkmengaz firması geçen Pazar günü İran’a doğalgaz ihracatını durdurdu.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei geçen hafta Pazartesi günü Şerif teknik üniversitesinin öğretim üyeleri ve bilimsel arenalarda ödül ve madalya kazanan seçkin öğrencileri ile görüştü.

Ayetullah Hamanei görüşmede seçkin bilim adamları ile görüşmekten duyduğu mutluluğu dile getirerek bu insanların nizamın ve ülkenin yüce hedeflerine ulaşma bağlamında umutları daha da arttırdığını kaydetti. Ayetullah Hamanei ayrıca yüce Allah’a bunce iyi ve salih ve seçkin gencin varlığı için şükrettiğini ve onlar da yüksek yetenekleri ve seçkin olma nimetine şükretmeleri gerektiğini vurguladı.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei İran genelinde bilim üretme söylemi her tarafa yayıldığını ve bilimsel sonuçlarını da vermeye başladığını belirterek, İran’da bilimsel çaba ve hareket kesinlikle yavaşlamaması veya durmaması, bilakis daha büyük bir ivme ile devam etmesi gerektiğinin altını çizdi.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei konuşmasında bilimsel çabanın yanında dini ve inkılapçı yükümlülüğün da çok önemli olduğunu belirterek bilimsel ilerleme tek başına bir milleti mesut etmeye yetmediğini, ancak bilimsel hareket manevi ve inkılapçı yüce ülkülerle desteklendiği takdirde zemini ülke sorunlarının çözümü için hazır hale getirebileceğini ve aynı zamanda bölge, İslam dünyası ve tüm dünya için uygun bir model şeklinde sunulabileceğini ifade etti.

Ayetullah Hamanei Amerika’nın son 150 yılda bilimsel ve sanayi alanlarında ilerlemesi direniş ekonomisinden kaynaklandığını belirterek Amerikalıların bu düşünceyi maddi ve para açısından uyguladığını, fakat şu küresel tecrübeyi daha yüce hedeflerin uğruna kullanmanın da mümkün olacağını vurguladı.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei direniş ekonomisi dünyada denenmiş bir ekonomi olduğunu ve İran’a özel bir durum olmadığını, direniş ekonomisinden nasıl yararlanılacağı her ülkenin hedefine bağlı olduğunu, bu ekonomiden yararlanmaktan başka, direniş ekonomisinin ülkeyi kötülerden ve küresel sarsıntılardan koruyacağı de kesin bir gerçek olduğunu belirtti.

İran’da bu kavram iktisadi boyutundan başka inkılapçı ve değersel boyutu da söz konusudur ki bu da sulta düzeninin hegemonyasına karşı direniştir. Sulta düzeni dünyanın bağımsız devletlerini kendine bağlamak ve onlara dıştan şok vermekm sureti ile sürekli bu ülkeleri iktisadi ve bilimsel açıdan kendi sultası altında tutmaya çalışmıştır. Ancak İran’da İslam inkılabından sonra ve dayatılan savaşın yarattığı sıkıntılara rağmen İran milleti bilimsel ilerleme yolunda önemli adımlar atmayı başardı ve bu hareket zorbaların dayattığı türlü yaptırımlara rağmen durmaksızın devam etti. Bu yüzden bu gün İran’da bilim üretme söyleminin genişlediğini ve her bilimsel alanda ürün vermeye başladığını söylemek mümkün. Gerçekte bu başarı ve ileriye dönük hareket İranlı genç bilim adamlarının inkılapçı ruhu ve özgüven duygusunun ürünüdür ve İran’da bilimsel harekete kimlik ve ivme kazandırmıştır.

Dünya genelinde düzenlenen bilimsel rekabetlerde çeşitli madalyaları kasanmak da İran’da bilimsel hareketin oturaklı bir harekete dönüştüğünün ispatıdır. Nitekim İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin Şerif teknik üniversitesi öğrencileri ile görüşmesinde vurguladığı üzere bu hareketin yavaşlamaması ve daha büyük bir ivme ile devam etmesi gerekir.

İslamî İran bilimsel ivme bakımından dünya genelinde dördüncü sıraya yerleşti ve 9 basamaklık bir sıçrama ile Times’ın dünya sıralamasında da üstün üniversiteler bakımından 2012 yılında 32. Sıradan 2015 yılında 23. Sıraya yükselmeyi başardı.

Yine uluslararası sitelerin raporlarına göre İran’da bilimsel gelişmenin ivmesi dünya ortalamasının 13 katıdır.

“İran İslam Cumhuriyeti Moskova üçlü zirvesinin bir ortağı olarak bu zirvede varılan mutabakatın ciddi bir şekilde uygulanmasına vurgu yapıyor ve özellikle Türkiye yetkililerinden bu ülkenin yükümlülüklerine ve mevcut gerçeklere aykırı olacak bir tavır sergilememesini bekliyor.”

Bu sözleri İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüd Çavuşoğlu’nun iddialarına gösterdiği tepkide dile getirdi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun İran’dan Suriye yönetimine ateşkese uyma konusunda baskı yapması gerektiği ile ilgili sözlerine İran’dan tepki gecikmedi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi, Türkiye yetkililerinin yapıcı olmayan bu tür açıklamaları Suriye krizinin siyasi çözümü yolundaki sorunların artmasına yol açacağını belirtti.

Kasımi, Türkiye yetkililerinden mevcut gerçeklerin aksine davranmamasını beklediklerini ve başkalarını suçlamak yerine destekledikleri silahlı örgütlerin ateşkes ihlallerine tepki vermeleri gerektiğini vurguladı.

Aslında Moskova anlaşmasında varılan anlaşmanın önemli bir maddesi, çatışma taraflarının ateşkese uymasının güvence altına alınması ve anlaşmanın uygulanmasına imkan sağlayacak yöntemlere destek verilmesidir. Ancak Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun sarf ettiği sözleri, Moskova anlaşmasındaki yükümlülüklerine bağlı kalmak yerine hale geçmişten ve Suriye’ye karşı izledikleri yanlış politikalardan ve tekfirci teröristeri desteklemekten ders çıkarmadıklarını ve hala bölgede siyasi ve askeri rekabet teşalında olduklarını ortaya koydu. Kuşkusuz bu tür açıklamalar bir yandan Moskova anlaşmasını tehlikeye sokarken, öbür yandan Suriye’de barış için başlatına Astana sürecini de olumsuz etkileyecektir. öte yandan Türkiye’nin Suud rejiminin baskıları yüzünden sergilediği bu tavrı Ankara ile Moskova hattında zaten yeni yeni düzelmeye başlayan ilişkileri tekrar gerebilir. Ancak İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kasımi’nin Türk Bakan Çavuşoğlu’nun sözlerine gösterdiği tepkide belirttiği üzere eğer Türkiye gerçekten Suriye’de ateşkesten ve Suriye krizinin çözümü için siyasi diyalogdan yana ise Moskova anlaşmasının garantörlerinden biri olarak Suriye’de hala desteklediği terör örgütlerini ateşkesi ihlal etmemeleri konusunda uyarması ve ateşkesin ihlali durumunda gereken tepkiyi göstermesi ve aynı zamanda mantıksiz tutumları sergilemekten ve başkalarını yalan dolan suçlamaktan kaçınması gerekir.

Gerçek şu ki İran İslam Cumhuriyeti her şeye rağmen Suriye’de ateşkesin devam etmesi ve bu ülkenin içinde bulunduğu krizin siyasi çözüme kavuşması için elinden gelen tüm çabayı sarf ediyor ve Suriye’de Hz. Zeyneb’in –s– kutsal türbesini savunmak için de şehit vermekten çekinmiyor. Bu çerçevede İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei geçen hafta bu uğurda şehit düşen ordu mensuplarının aileleri ile görüşmesinde bu şehitlerin yüce makamını takdir ederek ordu şehitleri sadece ordunun değil İran milletinin onur kaynağı olduğunu belirtti.  Fitnecilerin ABD ve siyonizmin uşakları olduklarını kaydeden Ayetullah Hamanei, “fitniciler Suriye’de engellenmeseydi, bugün Tahran, Fars, Harasan ve İsfahan engellenmeleri gerekecekti” dedi.