İran'ın son siyasi gelişmeleri
Tahran’da Plasco adındaki ticari merkezin çökmesi üzerinden on gün geçiyor. Bu bina 19 Ocak Perşembe günü çıkan bir yangından üç saat sonra çöktü.
Bu acı olayda 16 itfaiye eri şehit düştü ve dört vatandaş da enkazın altına kalarak hayatını kaybetti.
Tahran acil servis merkezi halkla ilişkileri bölümü Başkanı olayda yaralananların sayısını da 235 olarak açıkladı.
İtfaiye erlerinin Plasco binasında çıkan yangını söndürmek için zamanında müdahalede bulunması ise Tahran’da daha büyük bir facianın önlenmesine yol açtı ve bu büyük kahramanlık örneği dünya medyasında manşetlerde yerine aldı.
Plasco binasında yaşanan korkunç facianın hemen ardından halk yardım ekiplerinin yanında yer aldı. Herkes bu faciaya karşı büyük bir sorumluluk hissederek bir nevi yardım etmeye çalıştı. Yardıma gelen insanlar ellerinden geldiğince alevlerin arasında mahsur kalanları kurtarmak ve daha sonra da enkazın altında kalanları çıkarmak için büyük emek harcadı.
İtfaiye erlerinin bu olayda sergiledikleri fedakarlık örneğin ve 16 itfiaye eri vatandaşları kurtarma uğruna canını feda ederek şehit düşmesi, İran milletini büyük yasa boğdu ve bu üzüntü ile beraber bu fedakar ve kahraman evlatlarını takdir etmeye yönetti. Kadirşinas İran milleti bu acı olayın yaşındığı ilk anlarından itibaren yaralıların kan ihtiyacını karşılamak için kuryuğa girdi. Bazıları kahraman itfaiye erleri için Allah’tan rahmet diledi ve olay yerine çiçek bırakarak hayatını kaybedenlerin aileleri ile acılarını paylaştı ve bu fedakar insanların yasını tuttu.
İran milleti her zaman en zorlu günlerde birbirinin yanında yer aldı ve büyük bir dayanışma örneği sergiledi. İran milleti dayatılan savaş yıllarında veya deprem gibi doğal afetlerin yaşandığı durumlarda el ele vererek mağdurların yardımına koştu. Bu milet hatta başka ülkelerde yardıma ihtiyaç duyan insanlara elinden gelen yardımı esirgemedi. Nitekim bu özellik, İran milletinin her zaman onur duyduğu bir özellik oldu.
Geçen hafta Kuveyt Dışişleri Bakanı Şeyh Sabah Halid Ahmet Sabah Tahran’ı ziyaret etti. Şeyh Sabah Tahran’daki temasları çerçevesinde ilkin Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ile bir araya gelerek ikili ve bölgesel önemli meseleleri görüştü.
Kuveyt Dışişleri Bakanı ve Başbakan birinci yardımcısı Şeyh Sabah ayrıca Kuveyt emrinin mesajını Cumhurbaşkanı Ruhani’ye sundu.
İran ve Fars körfezi bölgesinde yer alan Arap ülkeleri arasındaki ilişkiler son kırk yılda engebeli bir süreç izledi. Bu süreçte Arabistan İran ve Fars körfezi işbirliği konseyi FKİK’e üye ülkelerle ilişkilerini bozmakla ön plana çıktı.
Aslında FKİK’in uygunsuz işlevi, bu konseyin üye ülkelerin arasında vahdet etkeni olmaktan ziyade ayrışma ve sürtüşme nedeni olmasına yol açtı. FKİK ülkeleri Arabistan’ın mantıksız ve sultacı politikalarının etkisi altında kalarak hiç bir zaman İran ile ortak işbirliğini doğru düzgün idrak edemedi. FKİK ülkeleri ve özellikle Arabistan ve Kuveyt Saddam rejiminin İran’a dayattığı sekiz yıllık savaşta Saddam’a her türlü siyasi ve mali ve askeri desteği vermekten çekinmedi.
Gerçi FKİK’in çoğu politikaları ve tavırları bölgede İran’a karşı ortak bir cephe oluşturmaya yönelik oldu ve konsey esas itibarıyla İran karşıtı bir teşekkül oldu, fakat İran hiç bir zaman komşularına karşı tehdit oluşturmadı ve ayrışmaları başlatan taraf olmadı, bilakis sürekli FKİK ülkeleri ile işbirliği peşinde oldu ve bölgesel bazda toplu güvenlik ve iktisadi işbirliği gibi bileşenlere yönelik açık ve net bir tutum izledi. Şimdi de İran İslam Cumhuriyeti bölgesel ve küresel yeni şartları ve süreçleri büyük bir titizlikle izleyerek bölgede her türlü gerginliğin ve krizin devam etmesine karşı çıkıyor.
Geçen hafta Kazakistan’ın başkenti Astana’da Suriye yönetimi ile silahlı muhalif grupların arasında gerçekleşen müzakereler ve İran’ın bu süreçte aktif rol ifa etmesi bir kez daha İran’ın bölgesel güvenlik ve istikrarda ifa ettiği etkili rolünü gözler önüne serdi. Astana süreci İran ve Rusya’nın doğrudan rol ifa etmesi ve Türkiye’nin de mokova’da düzenlenen zirveye katılmasının ardından başladı ve ilkin Suriye’de IŞİD ve El Nusra dışında ateşkes sağlanması ve ardından da bu sürecin başlaması ile sonuçlandı.
Astana müzakereri İran, Rusya ve Türkiye heyetlerinden başka Şam yönetimi ve silahlı muhalif grupların temsilci heyetlerinin katılımı ile BM gözetiminde başladı. Zirvede Suriye’de ateşkesin devam etmesi ve krizin siyasi çözümüne zemin hazırlanması ele alındı.
Gerçekte son aylarda İran, Rusya ve Türkiye arasında başlayan üçlü işbirliği Suriye’de yeni bir atmosferin oluşmasına yol açtı ki ilk sonucu bu ülkede genel ateşkes ilan edilmesiydi. Ancak şimdi bu adımın daha ileriki adamlar ve tarafların Cenevre’de müzakere masasına oturmasından sonra başarıya ulaşması bir çok etkene bağlı olduğu anlaşılıyor.
İran İslam Cumhuriyeti Suriye’nin yasal yönetimini terörle mücadelede destekleyen ülke olarak Astana süreci başta olmak üzere Suriye’nin siyasi süreçlerinde aktif rol ifa etti.
Şimdi ise Astana süreci hakkında ileri sürülen tüm olumsuz yorumlara ve tahminlere rağmen Astana bildirisinin ileriye dönük bir adım olduğu anlaşılıyor. Şimdi tüm kuşkulara karşın Astana sürecini Cenevre müzakereleri takip ediyor. Cenevre müzakereleri ise muhtemelen Şubat ayında ve BM kararnamesi çerçevesinde gerçekleşiyor. Bu gelişme oldukça önemlidir ve İran ve Rusya’nın çabaları ve girişimleri sonuç verdiği anlamına geldiği gibi Suriye’nin yeniden huzura kavuşmasının ufku da aydın olduğunu gösteriyor.
Astana müzakerelerinin sonund yayımlanan bildiri, bu müzakereleri Suriye yönetimi ile muhalif grupların arasında doğrudan müzakerelerin başlaması için bir ön hazırlık olarak tanımlıyor ve Astana sürecinin Cenevre müzakerelerinin başarılı olmasında önemli payı olacağını vurguluyor. Bildiride tüm taraflar IŞİD ve El Nusra ya da yeni adı ile Fethul Şam terör örgütleri ile mücadele etmekle yükümlü hale geldiği ifade ediliyor. Astana müzakerelerinin sonuç bildirisinde ayrıca Suriye barış müzakerelerinin yeni aşaması bir an önce ve uluslararası kararnamelere göre başlaması ve tüm silahlı grupların Cenevre müzakerelerine katılması gerektiği vurgulanıyor.
Astana bildirisinde Suriye’nin toprak bütünlüğü BM kararnamelerine göre korunması ve şam yönetimi ile muhalif grupların BM güvenlik konseyinin 1336 sayılı kararnamesine göre siyasi müzakerelere başlaması ve Suriye krizinin her türlü siyasi çözümünün bulunmadığına vurgu yapılıyor.
Gerçekte Astana anlaşması Suriye krizinde rol ifa eden tüm aktörler için yeni bir fırsat sayılır. Bu yüzden Astana müzakerelerine hangi açıdan bakılırsa bakılsın bu hareketin Suriye krizinin siyasi çözümüne doğru atılan bir adım olduğu ifade edilebilir.
Geçen hafta İran’ın kutsal Meşhed kentinde Kutsal Rezevi külliye 24 Ocak 2017 Salı günü merkezi külliye’de “2017 İslam dünyası kültürel başkenti Meşhed” törenine ev sahipliği yaptı.
Kutsal Meşhed kentinin 2017 yılında İslam dünyasının kültürel başkenti seçilmesi dolaysıyla bir tören düzenlendi. Törene veliyi fakihin Rezevi Horasan eyaleti temsilcisi ve Meşhed Cuma hatibi, kutsal Rezevi külliyenin mütevellisi, İslamî kültür ve irşad Bakanı, sağlık Bakanı, Cumhurbaşkanı kadın ve aile işlerinden sorumlu yardımcısı, Rezevi Horasan valisi, Meşhed büyükşehir belediye Başkanı, ISISCO genel sekreteri yardımcısı, İslam ülkelerinden 200 kadar üst düzey yetkili, dini ilimler merkezlerinin alimleri, kültürel aktivistler vel diğer bazı üst düzey yetkililer katıldı.
Kutsal Meşhed kenti başta şii alimler olmak üzere İslam alimlerinin ve düşünürlerinin bir araya geldiği önemli İslamî merkezlerden biridir ve şimdi bu kentin İslam dünyasının kültürel başkenti seçilmesi de İslamî kültür ve değerlerin ve öz Muhammedi İslam’ın ve İslamî düşüncelerin tanıtımı için değerli bir fırsat oluşturmuştur.
Günümüzde İslam ümmeti düşmanların dayattığı yumuşak bir savaşla karşı karşıyadır. Düşmanlar Rahmani İslam dininden şiddet yanlısı acımasız bir imaj sunmaya çalışıyor ve bu yüzden müslümanların asil İslamî kültürü tanıtmak ve kendi aralarından her türlü ihtilaftan uzak durmakla bu komployu etkisiz hale getirmeleri gerekiyor. Bu çerçevede kutsal Meşhet kenti ve İslam dünyasının 2017 kültürel başkenti seçilmesi büyük bir fırsat sunuyor.
Meşhed kenti dini cazibelerinin yanında kültür, turizm, ekonomi ve diğer alanlarda da büyük kapasitelere sahiptir ve tüm bunları dünyaya tanıtmak gerekir. Meşhed kenti engebeli tarihi boyunca ayrıca bir çok büyük alime ve düşünüre de ev sahipliği yapan bir kenttir.
İran İslamî kültür ve irşad Bakanı Salihi Emiri bu bağlamda yaptığı açıklamada, Rezevi kültürün diyalog ve gönül birlikteliği kültürü olduğunu ve bu arada Meşhed kenti ve Horasan eyaleti de medeniyetlerin kesiştiği bir coğrafya olduğunu belirtti.
Bu açıdan bakıldığında Meşhed kentinin İslam dünyasının 2017 kültürel başkenti olarak seçilmesini İslamî insan yetiştiren medeniyetin şekillenmesini tanıtmak için iyi bir fırsat olduğu kesindir.