Ocak 30, 2017 17:25 Europe/Istanbul

Geçen hafta Kazakistan’ın başkenti Astana Suriye krizinin çözümü doğrultusunda 23 ve 24 Ocak günlerinde düzenlenen müzakerelere ev sahipliği yaptı.

BM aşırı yoksulluk ve kadın hakları özel raportörü geçen hafta düşünülenlerin aksine Arabistan’da bir çok yoksul bölge bulunduğunu açıkladı.

Geçen hafta 25 Ocak günü Mısır halkı gerçekleştirdikleri inkılabın altıncı yıldönümünü, ülkenin durumu hükümetin baskıcı politikalarının etkisi altında değerlendirildiği bir sırada karşıladı.

Bahreyn güvenlik güçleri geçen hafta, Halife rejiminin baskıcı politikalarına itiraz eden Bahreynli aktivistleri panikletmek için protesto eylemlerine saldırdı ve bazılarını yaraladı. Olayda Mustafa Hamdan adlı 17 yaşındaki Bahreynli aktivist Halife rejimine bağlı güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu başından ve kafa tasından yaralandı.

Geçen hafta Lübnan genel asayiş idaresi bir bildiri yayımlayarak korsan İsrail casusluk örgütü Mossad için çalışan iki Lübnanlı, bir Filistinli ve iki Nepallı kadını tutukladıklarını duyurdu. Açıklamada, söz konusu tutuklanan kişilerin siyonist rejimin Türkiye, Ürdün, İngiltere ve Nepal’daki büyükelçilikleri ile irtibatta oldukları ve topladıkları bilgileri Mossad’a aktardıkları lkaydedildi.

Bu arada siyonist rejim geçen hafta da Beyt Lehem’in güneyinde Guşatsiyon siyonist yerleşkesinde 2700 birimlik yeni bir sitenin inşaatını onayladı.

Öte yandan korsan rejim Başbakanı Benyamin Netanyahu da en yeni açıklamasında Filistinli taraflarla uzlaşma müzakerelerine işaretle İsrail’in tanınması ve siyonist rejimin Ürdün ırmağı ile Akdeniz arasında kalan bölglerin tümüne güvenlik bakımından tam sultası, Tel aviv’in Filistinli taraflarla uzlaşma müzakerelerine başlaması için iki temel şart olduğunu açıkladı.

Geçen hafta siyonist rejim genel kurmay ikinci Başkanı Yair Golan Brüksel’de düzenlenen NATO zirvesinin kulisinde Mısır, Ürdün, Cezayir, Bahreyn, Kuveyt, Fas, Tunus ve diğer bazı Arap ülkelerinin genel kurmay başkanları ile görüştü.

Irak Dışişleri Bakanı İbrahim Caferi geçen Cumartesi günü üst düzey bir heyet başkanlığında Beyrut’a geldi ve Lübnanlı yetkililerle görüştü. Bakan Caferi Lübnan ziyareti sırasında Bağdat yönetiminin Lübnan Cumhurbaşkanı Mişal Aun’u Irak’a davet ettiği resmi davetiyesini Cumhurbaşkanı Aun’a sundu, Aun bu davete olumlu cevap verdi. Bakan Caferi’yi kabul eden Cumhurbaşkanı Aun, terörle mücadele bir tek ülkenin sorumluluğu olmadığını, bu mücadelede tüm ülkelerin işbirliği yapmaları gerektiğini kaydetti.

UNISEF 23 Ocak’ta yaptığı açıklamada ise Lübnan’da yarısından fazlası okul yaşında olan yaklaşık 187 bin Suriyeli mülteci çocuğun eğitim hakkından mahrum kaldığını duyurdu.

Geçen hafta Yemen Ensarullah hareketi sözcüsü Muhammed Abdusselam, Yemen’in El Mesire TV kanalına verdiği demecinde, BM Yemen özel temsilcisi İsmail Veled Şeyh Ahmet’in hatta bir tek hak sözü beyan edemediğini belirtti. Sözcü Abdusselam, BM Yemen krizinde ağır hezimete uğradığını ve Ensarullah hareketini ve Yemen milletini yeniden Kuveyt barış müzakerelerinden önceki döneme geri götürmeye çalıştığını, BM Yemen’de yaşanan beşeri ve iktisadi faciayı unutmuşa benzediğini kaydetti.

Geçen hafta Astana’da düzenlenen ve Suriye krizinin ele alındığı müzakereler sona erdi.Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen ve İran, Rusya ve Türkiye heyetleri, Şam yönetimi ve Suriyeli muhaliflerin katıldığı müzakereler iki saat sürdü. Bu müzakerelerde taraflar yüz yüze görüşmedi ve Suriye heyeti ile muhaliflerin heyeti ayrı ayrı odalara yerleşerek görüşleri arabuluculuk yapan Türkiye ve Rusya temsilcilerince karşı tarafa aktarıldı.

Iran heyeti Başkanı Hüseyin Cabiri Ensari, Astana’daki müzakerelerin açılış oturumunda İran’ın Suriye krizine yönelik tutumunu açıkladı.

İran, Rusya ve Türkiye, Astana müakerelerinin sonunda ortak bir bildiri yayımlayarak Suriye krizinin askeri çözümü olmadığını vurguladı.

Image Caption

Kazatistan Dışişleri Bakanı Abdurrahmanov tarafından okunan bildiride,  Suriye krizinin çözümü için hiç bir askeri çözüm yolu olmladığı ve tüm tarafların 2244 sayılı kararnamenin uygulanması için siyasi bir sürece ulaşmak için çaba harcamaları gerektiği vurgulandı.

Bildiride ayrıca tüm Suriyeli muhalif gruplarda gelecek ay Cenevre’de düzenlenecek müzakerelere katılmaları ve hepsi IŞİD ve El Nusra gibi terör örgütleri ile mücadele etmeleri istendi.

İran, Rusya ve Türkiye temsilcileri Kazakistan’ın başkenti Suriye krizini görüşmek üzere düzenlenen oturumda bu ülkede geniş kapsamlı ateşkesin çerçevesi ve her türlü ihlali ile mücadele edilmesi üzerine anlaşmaya vardı.

Her halükarda Astana müzakerelerinin sonunda bu üç ülkenin uzlaşması ve sonuç bildirisinde de tekfirci terör örgütleri ve özellikle IŞİD ve el Nusra ile mücadeleye vurg uyapılması Suriye krizinin nihai çözüme doğru yaklaştığı abkımından olumlu bir adım olarak delğerlendirildi.

Şimdi ise uzmanlar Suriye krizinin çözüm treni Astana durağından yola çıktığını ve Cenevre durağına doğru hareket etmeye başladığını belirtiyor. Gerçi bu süreç Rusya Suriye’de elde ettiği askeri ve siyasi kazanımları ile en çok da Avrupa ülkelerinin ilgisini kendi üzerine çekmeye çalıştı.

Aslında Astana sürecinde Rusya’nın siyasi açıdan üzerinde iyi bir hesap yaptığı noktalardan biri de Amerika’nın Suriye’de ifa ettiği rolde yaşanan boşluğu özellikle Amerika’da başkanlık kolduğunun el değiştirdiği ve Obama’dan Trump’a geçtiği bir sırada çok akılcı bir şekilde kullanmasıdır. Nitekim türkie’de 15 Temmuz başarısız askeri darbe girişimi Ankara’nın Suriye’ye yönelik izlediği politikaların hezimete uğraması ve ub ülkede terör eylemleri her geçen gün daha fazla can almaya başlamasından sonra Moskova yine akılcı bir şekilde Türkiye’yi Suriye’de savaş saflarından ve Beşar Esad yönetimine muhalif konumdan arabulucu konumuna ve silahlı muhalif örgütlerle teamül içinde bir ülke haline getirmeyi başardı.

Şimdi Suriye krizinin bir sonraki zirvesi Cenevre’de düzenleniyor ve belki şimdiden bazı sorulara da cevap vermek mümkün, ancak her halükarda Astana müzakereleri ve anlaşması Suriye krizinde rol ifa eden tüm aktörler için yeni bir fırsat sunmuştur. Bu yüzden Astana müzakerelerine hangi açıdan bakarsak bakalım, Suriye krizinin siyasi çözümüne doğru önemli bir adım atıldığı anlaşılır. Gerçi Suriye’de barış yolu çok zorlu ve ağır bir yoldur ve en çok da Suriye milleti bu yükün bedelini ödediği açıkça ortadadır.

Geçtiğimiz günlerde bölge medyasında defalarca gündeme gelen en önemli konulardan biri Suud rejiminin mali krizlerle boğuşmasıdır.

Geçen hafta BM aşırı yoksulluk ve kadın hakları özel raportörü Philip Alestone düşünülenlerin aksine Arabistan’da bir çok yoksul bölge bulunduğunu açıkladı. Alestone Arabistan’ın yoksullukla mücadele yönündeki sosyal destek programı oldukça yetersiz, istikrarsız, koordinasyondan yoksun ve daha da kötüsü gerçekten ve aşırı derecede desteğe muhtaç olan insanlara destek vermekte başarısız bir program olduğunu belirtti. Alestone Riyad yönetiminden sosyal destek programını kendi vatandaşları için bir hak olarak tanımasını istedi. Alestone ayrıca Arabistan rejiminin bu ülkede reformlarla ilgili açıkladığı takvimi gerçekçi bulmadığını belirterek bu bağlamda da uyarıda bulundu.

Image Caption

Geçen hafta Arabistan maliye Bakanı Muhammed Cadan da yaptığı açıklamasında Arabistan’da mali krizin 2020 yılına kadar devam edeceğini belirtti. Arabistan maliye Bakanı ülkesi cari yılda bütçe açığının bir bölümünü telafi etmek için 18 milyar dolar değerinde tahvil satışa çıkaracağını ifade etti.

Bir süre önce Arabistan maliye bakanlığının yayımladığı rapora göre bu ülkenin toplam geliri 2016 yılında 528 milyar Suud Rialı seviyesinde gerçekleşti, oysa bu rakam 2014 yılında 1039 milyar Suud Rialı düzeyindeydi. Raporda Arabistan’ın 2016 yılında giderleri ise 825 milyar Suud Rialı olarak açıklandı ki bu da 2016 yılında Riyad yönetiminin 297 milyar Suud Rialı bütçe açığı verdiğini ortaya koyuyordu.

Arabistan maliye bakanlığının raporuna göre bu ülkenin geçen sene toplam borcu da 316.5 milyar Suud Rialı seviyesine yükseldi.

Geçen hafta Suud rejimi Yemen topraklarında cinayetlerini sürdürdü. Bu doğrultuda BM genel sekreter yardımcısı Stephan Obrain güvenlik konseyinde yaptığı konuşmada, Suud rejimine bağlı savaş uçakları Yemen milletini katliam etmeye devam ettiğini açıkladı. Obrain ayrıca Yemen topraklarının Arabistan tarafından kuşatılması da bu ülkede beşeri faciaya yol açtığını kaydetti.

BM Yemen özel temsilcisi İsmail Veled Şeyh Ahmet de Yemen krizinin askeri çözümü olmadığını belirterek Suud rejiminin askeri operasyonlarını ve sivillere yönelik saldırılarını sürdürmesi Yemen milleti üzerinde korkunç etki yaptığını vurguladı.

Image Caption