İran'ın son siyasi gelişmeleri
Bugünlerde İran İslam Cumhuriyeti İslam inkılabının 38. Zafer yıldönümü heyecanını yaşıyor. İran milleti bu günlerde İslam inkılabını zafere götüren on günlük süreyi, Şafak’ta On Gün’ü kutluyor.
Bundan 38 yıl önce İran İslam inkılabı bağımsızlık ülküleri ile ve sulta düzenenin her türlü zorbalığına hayır diyerek zafere ulaştı ve hemen ardından İslam Cumhuriyeti nizamı halkın kahir oy çoğunluğu ile onaylanarak kuruldu. Ancak bu büyük değişim ta başından itibaren küresel istikbar güçlerinin husumeti ve öfkesi ile karşılaştı, zira İslam inkılabı bu zümrenin zorbalıklarına karşı durmuş ve tek başına bağımsızlığına kavuşmuştu. Sonu bir türlü gelmeyen bu yüzleşmede Amerika İran İslam cumhuriyetine karşı her türlü baskı aracını kullandı ve sürekli tüm seçenekler masada yaftasını papağan gibi tekrarlayıp durdu ve İran’ı inzivaya itmekle tehdit etti.
Şimdi Amerika’da yeni Başkan Donald Trump işbaşına geldiği günden beri bu tehditler yeni boyutlar kazandı ve Amerika devlet adamları kendilerince İran’a karşı tehditlerini yeniden savunmaya başladı. ancak İran milleti Amerika’nın cevabını her zaman direnişi ve iş arenasında çabaları ve her türlü zorluğu aşarak verdi ve Amerika’nın tehditlerini hep fırsata çevirdi.
İran milleti askeri savaş cephesinde İran topraklarına tecavüz eden Baas ordusu ve hamilerine karşı direndiği gibi bilim cephesinde de bilimsel ve teknoloji zirveleri fethetmek için mücadelesini sürdürdü. Bugün İran bu sayede ve bilimsel cihadı sonucunda nükleer bilim ve teknoloji ve kök hücre gibi tıpta ikinci biyo teknolojik devrim olan alanlarda büyük ve önemli ilerlemeler kaydetti. İran hava uzay teknoloji alanında da son yıllarda Neved, Rasad, Fecr ve Ümid uydularını uzaya fırlatmak ve yine uzaya kendi yapımı olan füzeleri ile canlı hayvan göndermek sureti ile yeni bilimsel ve teknolojik alanlarda ilerlemekte sarsılmaz kararlılığını gözler önüne serdi. Bugün İran bölgede çeşitli amaçlar için uydu tasarımı ve yapımı ve uzaya fırlatma alanlarında gerekli teknolojiye kavuşan ve dünyanın ilk beş yeni uzay teknolojisine sahip olan ülkenin arasına yerleşen tek ülkedir.
İran’ın uzay teknolojilerinde ilerlemelerinin devamında Şafak’ta On Gün etkinliklerinin ikinci gününde İran’ın ilk yerli telekomünikasyon uydusu olan Nahid 1 uydusu projesinin de aralarında yer aldığı bir kaç yeni uzay projesi ilk kez görücüye çıktı. Tüm bu ilerlemeler ise Amerika hatta İranlı bilim adamlarının bilimsel makalelerinin dünyanın muteber dergilerinde yayımlanmasına yaptırım uyguladığı ve İranlı bilim adamlarının Amerika ve hatta bazı Avrupa ülkelerinde düzenlenen bilimsel seminerlere ve konferanslara katılmasını engellediği halde elde edildi. Bugün yine beyaz sarayın yeni yetkilileri İran’ın yolunda vize uygulaması gibi engeller çıkarmak ve yeni yaptırımlar dayatmakla İranlı bilim adamlarının başarılarını engelleyebileceklerini zannediyor.
Amerika’nın sinsi politikalarının devamında geçen hafta yine Washington’un İran aleyhinde yeni bir kampanya başlattıkları gözlemlendi. Amerika ve bazı malum Avrupalı müttefikleri geçen hafta İran’ın yeni füze denemesi BM güvenlik konseyinin 2231 sayılı kararnamesinin ihlali olduğu iddiasını ileri sürdüler. Ancak savunma Bakanı General Hüseyin Dehgan bu yaygaralara gösterdiği tepkide, İran İslam Cumhuriyeti hiç kimseye savunma faaliyetlerine müdahale izni vermeyeceğini vurguladı.
Amerika İran’ın adını altı İslam ülkesi ile birlikte vize yasağı uyguladığı ülkelerin arasında aldıktan sonra füze denemesini de bahane ederek İranlı 25 yasal ve tüzel kişiye yeni yaptırım kararı aldı ve böylece bir kez daha İran’a karşı komuoyu oluşturmaya çalıştı.
Amerika’nın bu tür sansasyonel girişimleri ve kopardığı yaygaraya karşı İran İslam Cumhuriyeti tehditlerin seviyesini gözetleyerek ve savunmaya yönelik ihtiyaçları çerçevesinde askeri doktrinini ve stratejilerini caydırıcılık temelinde geliştirmiş bulunuyor. Bu stratejinin hiç bir uluslararası engeli yoktur ve hatta bölgede istikrar ve güvenliği takviye etmeye ve bölge dışı güçlerin her türlü muhtemel saldırısına veya maceracılığına yönelik caydırıcı bir etken sayılır. BM güvenlik konseyi de İran ve 5+1 grubu arasında imzalanan Bercam nükleer anlaşmasından sonra onayladığı kararnamede açıkça İran’ın meşru ve konvansiyonel faaliyetlerinin hiç bir sakıncası olmadığını vurgulamıştır. Bu yüzden şimdi Amerika’nın bu tür hareketleri uluslararsı konvansiyonlar ve hukuka aykırıdır ve ilgili uluslararası kurum ve kuruluşların üzerinden tepki verilmesi gerekir. Amerika yönetimi kopardığı bu yaygaraları ile aslında her ülkenin meşru müdafaa hakkını kapsayan ilkeyi sorgulamıştır. Üstelik İran İslam Cumhuriyeti en üst düzey yetkililerin ağzından nükleer silaha asla ihtiyacı olmadığını ve NPT anlaşmasına bağlı olduğunu belirtmiştir. Buna göre de İran’ın balistik füzeleri nükleer başlık taşımak için tasarlanmamıştır.
Gerçekte bugün İran İslam cumhuriyetinin savunma alanında büyük adımlar attığı kesin bir gerçektir. Ancak Amerika bir yandan İran’ın füze savunma sistemleri üzerindeki programından kaygı duyduğunu ileri sürerken, öbür yandan bölgede saldırı amaçlı füze sistemlerine zemin hazırlamak amacıyla bölgenin bazı ülkeleri ile ortak tatbikat düzenlemektedir. aslında İran'ı tehdit gibi gösterme politikası, Amerika’nın bölgeye yönelik uzun vadeli stratejisinin bir parçasıdır.
Her halükarda İran’ın bu bağlamda tutumu gayet net ve şeffaftır. Nitekim İran milli güvenlik yüksek konseyi sekreteri Ali Şamhani, geçen hafta Tahran’da temaslarda bulunan Ermenistan Savunma Bakanı Vigen Sarkisiyan ile görüşmesinde İran İslam Cumhuriyeti konvansiyonel savunma gücünü geliştirmek için hiç bir ülkeden veya kurumdan izin almayacağını vurguladı.
Evet, biraz önce de belirtildiği üzere geçen hafta Tahran, Ermenistan savunma Bakanı Vigen Sarkisiyan’ı ağırladı. Ermeni Bakan Sarkisiyan İranlı mevkidaşı General Hüseyin Dehgan’ın resmi daveti üzerine üç günlük bir ziyaret için Tahran’a geldi ve General Dahgan’ın yanı sıra Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ve İMGYK sekreteri Ali Şamhani ve İslami Şura Meclisi Başkanı Ali Laricani ile görüştü. Görüşmelerde Bakan Sarkisiyan ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel ve küresel konuları da ele aldı. Sarkisiyan İranlı üst düzey yetkililerle görüşmelerinde İran’ın bölgede ve dünyada seçkin konumu ve önemine vurgu yaparak ülkesinin İran ile ilişkilerini daha da geliştirmek istediğini belirtti. Sarkisiyan bölgede sorunların çözümünde temel rolü ifa eden İran ile ilişkileri geliştirmek Erivan yönetimi için büyük önem arz ettiğini vurguladı.
İran İslam Cumhuriyeti komşuları başta olmak üzere bölge ülkeleri ile ikili işbirliğini ve ilişkilerini güçlendirmeye büyük önem veriyor. Bu işbirliği alanlarından biri de iktisadi alandır, ancak bölgede deneyimler ve gelişmeler, bölge ülkeleri iktisadi ilişkilerin yanı sıra ortak tehditlere karşı ortak stratejiler üretmeleri ve terör, radikalizm, uyuşturucu madde kaçakçılığı gibi tehditlerle mücadele için birbirinin kapasitelerinden azami derecede yararlanmaları gerektiğini gösteriyor. Bu doğrultuda Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif Ermenistan savunma Bakanı Sarkisiyan ile görüşmesinde bölgede terör ve radikalizm tehlikesine dikkat çekerek İran ve Ermenistan’ın bu tür tehlikelere karşı birlikte hareket etmeleri kaçınılmaz olduğunu belirtti.
Gerçekte Irak ve Suriye’de yaşanan krizler ve bölgenin istikrar ve huzurunu olumsuz etkilemesi, siyonist rejim ve bölgede bazı malum ülkelerce desteklenen tekfirci terör örgütlerinin bölgeye ve dünyaya yönelik iki temel tehdit olduklarını gösteriyor, üstelik bu krizlerin yayılmasının bir sebebi de bazı bölge ülkelerinin bu tehditlere karşı duyarsız davranmalarından ibaret olduğu anlaşılıyor.
İran İslam Cumhuriyeti kardeş ve dost ülke Ermenistan ile ikili ilişkilerini ve bölgesel ve küresel arenalarda ortak hareket etmelerini istiyor ve ayrıca bölge ülkelerinde güvenliğin hakim olmasını ve ayrıca dağlık Karabağ münakaşasının da iki komşu ülke olan Azerbaycan Cumhuriyeti ile Ermenistan arasında mantıklı bir şekilde ve müzakere çerçevesinde halledilmesini istiyor, çünkü İran bölgede krizlerin yaşanmasından hiç bir ülkenin fayda görmeyeceğine inanıyor.