Mart 03, 2017 17:44 Europe/Istanbul

Geçen hafta Suriye krizi ile ilgili Cenevre 4 müzakereleri 23 Şubat’ta başladı.

Bundan önceki ilk üç tur müzakereler 2016’nın Şubat, Mart ve Nisan aylarında düzenlenmişti. Suriye yönetimini temsil eden heyetin Başkanılığını Beşar Caferi ve Suriyeli silahlı muhalifleri temsil eden heyetin Başkanlığını da Türkiye’ye yakınlığı ile bilinen Muhammed Elsabr yürütüyor.

Geçen Perşembe günü açılışı gerçekleşen Cenevre 4 müzakerelerinde Suriye yönetimi ile muhalifleri temsil eden heyetler ilk kez yüz yüze oturdu, ancak aralarından hiç bir diyalog gerçekleşmedi. Ancak Cenevre’den gelen son haberler iki heyetin bu turda ilk kez doğrudan ve yüz yüze görüşeceklerini yansıtıyor.

Cenevre 4 müzakerelerini yöneten BM Suriye özel temsilcisi Stephan De Mistura ise yaptığı konuşmada, tüm taraflardan cari oturumun bur mucize ile sonuçlanmayacağını ve Suriye’de devam eden kanlı savaşı sonlandırmanın çok zor olduğunu bilmelerini istediğini, fakat Suriye milleti artık bu savaşın son bulmasını beklediklerini kaydetti. BM Suriye özel temsilcisi De Mistura ayrıca, Cenevre 4 müzakereleri ve başlayan yeni turun BM güvenlik konseyinin 2254 sayılı kararnamesi ekseninde yürütüleceğini vurguladı.

Image Caption

Cenevre 4 müzakerelerinde Suriye yönetimi ile silahlı muhalifleri temsil eden heyetlerden başka İran, Rusya ve Türkiye’den temsilciler de yer alıyor. Müzakerelerde üç ana gündemin tartışılması bekleniyor. Bu üç başlık, Suriye’de yeni yönetimin kurulması, Suriye’nin yeni anayasasının tedvin edilmesi ve yeni anayasa çerçevesinde seçimlerin yapılmasından oluşuyor.

BM Suriye özel temsilcisi Stephan De Mistura müzakerelerin ikinci gününde yeni tur müzakerelerin en önemli sorunu, tarafların arasındaki güvensizlik atmosferinden ibaret olduğunu belirtti. Ancak gözlemciler Türkiye yönetiminin belirsiz tutumu ve Suriye krizine yönelik istikrarsız politikaları da Cenevre 4 müzakerelerinin en önemli sorunlarından sayıldığını belirtiyor. Bundan önce Ankara yönetimi eski tutumundan açıkça çark ederek ve Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın iktidardan çekilme şartını bir kenara bırakarak İran ve Rusya’ya yaklaştığı halde Cenevre 4 müzakereleri başlar başlamaz yeniden Amerika’nın Suriye krizine yönelik tutumu ile eşgüdümlü bir tavır sergilemeye başladı ve Suriye’de güvenli bölgelerin oluşturulmasından söz etti.

Türkiye yönetimi geçen 16 Şubat tarihinde Astana’da düzenlenen ikinci tur müzakerelerde da sabotaj yaparak müzakereleri olumsuz yönde etkiledi. Şimdi ise Cenevre’de Suriye yönetimi ve silahlı muhalif gruplar bir kez daha Suriye krizine siyasi çözüm arayışını çerçevesinde bir araya geldiği bir sırada Türkiye yönetimi bir kez daha Suriye krizine müdahalede bulunmak ve özgür Suriye ordusu adlı terör örgütünü desteklemek sureti ile Suriye’nin kuzeyinde El Bab kentini işgal etti, ancak bu hareket Şam yönetiminin tepkisi ile karşılaştı. Şam yönetimi Türkiye’nin bu çıkışını Suriye’nin milli egemenliğinin ihlali niteledi.

Geçen hafta Irak’ta Başbakan Haydar İbadi’nin talimatı üzerine Musul’un Batı yakasının tekfirci IŞİD terör örgütünün işgalinden kurtarma operasyonu başlatıldı. Irak savunma bakanlığı Musul’un batısını kurtarma operasyonu başlamadan önce yaptığı açıklamada, Irak hava kuvvetlerine bağlı uçaklar bölgede yaşayan vatandaşların üzerine milyonlarca bildiri atarak durumu bildirdiklerini belirtti.

Image Caption

Irak Haşedul Şabi hareketi sözcüsü Ahmet Esedi ise geçen Çarşamba günü Tel Afer’den Musul’a uzanan ve stratejik önem arz eden kara yolunu kurtardıklarını duyurdu.

Musul’un batısını kurtarma operasyonunun beşinci gününde Iraklı güçler Musul havaalanına girmeyi ve bu alanı tekfirci IŞİD terör örgütünün işgalinden kurtarmayı başardı. Gerçekte Musul havaalanının kurtarılması bu operasyonun önemli ayaklarından biri sayılıyor, çünkü bu durum Irak savaş uçaklarına bu havaalanından kalkmalarına imkan sağlıyor. Öte yandan bu başarı, El Gazlani üssünü kurtarma sürecine de ivme kazandırdı, nitekim bu üssün önemli bölümleri tekfirci teröristlerin işgalinden kurtarıldı.

Musul havaalanı ve El Gazlani askeri üssünün kurtarılması ile birlikte Musul’un batısını kurtarma operasyonunun ilk merhalesi tamamlanmış olacak. Öte yandan El Meyadin haber kanalı Cuma günü Musul’un batısında Almani hastanesi de IŞİD işgalinden tam olarak kurtarıldığını duyurdu.

Musul’un batısını kurtarma operasyonuna Irak silahlı kuvvetlerine bağlı yaklaşık 100 bin kişi katılıyor. Bu arada Irak güçlerinin hava kuvvetlerinin verdiği destekle Musul’u kurtarma operasyonunda sağladıkları ilerlemelerin ardından Irak Başbakanı Haydar İbadi, bir bildiri yayımlayarak Irak hava kuvvetlerine IŞİD teröristlerinin Suriye topraklarındaki mevzilerini bombardıman etmeleri yönünde talimat verdiğini belirtti. Bildiride IŞİD’in Suriye topraklarındaki üsleri teröristlerin Bağdat’ta terör eylemleri düzenlemek üzere çıkış noktaları olduğu kaydedildi.

Geçen hafta Libya gelişmeleri bu ülkede ihtilafların tırmandığını ve güvenlik krizi şiddet kazandığını ortaya koydu. Geçen hafta milli kurtuluş hükümeti ve Libya Fecr grubuna bağlı milislerin başkent Trablus’ta  milli barış hükümetine bağlı milis güçlerle çatışmaya girdi, çatışmalarda onlarca kişi öldü veya yaralandı.

Image Caption

Libya’da milli kurtuluş hükümetinin başbakanlığını yürüten Mustafa Gavil’e bağlı milisler, El-kaide güdümlü Abdulhekim Belhac örgütü ile birlikte Trablus’un kontrolünü ele geçirmeye çalışıyor, ancak Faiz Sıraç başbakanlığındaki milli barış hükümetine bağlı milisler rakip gruba karşı şiddetle direniyor.

Hali hazırda Libya’da farklı adların altında üç hükümet ve iki milli ordu bulunuyor ve her biri kendi hedeflerine ulaşmaya çalışıyor.

Geçen hafta Libya milli kurtuluş adı ile anılan hükümetin Başbakanı Halife Gavil bu ülkede üç hükümet bulunduğunu belirterek, Libya’da yönetimin müsamahakarlığı ve fesadın yayılması ve iktisadi şartların kötüye gitmesi yüzünden yeniden siyaset arenasına dönüş yaptığını belirtti.

Milli kurtuluş adı ile anılan hükümetin Başbakanı Gavil, milli vefak hükümetini halkın malını yağmalamak ve ülkeyi yönetememekle suçladı ve milli kurtuluş hükümeti halkın malını korumaya çalıştığını belirtti.

Gavil, Sahirat anlaşmasının sonucu olan Libya milli vefak hükümetinin çalışmalarına engel olmadığını ve bu hükümete bir yıl fırsat tanıdığını, fakat bu hükümetin çalışmaları Libya krizini daha da vahim hale getirdiğini vurguladı.

Geçen hafta Libya’da kimliği belirsiz silahlı kişiler Libya milli vefak Başbakanı ve başkanlık konseyi Başkanı Faiz Sırac’ın aracına başken Trablus’ta ateş açtı. Ancak Sırac bu suikastten sağ kurtulmayı başardı.

Öte yandan Libya’da iç krizi tırmanmaya devam ettiği bir sırada bu ülkenin komşuları Libyalı grupların arasında müzakere zemini hazırlamaya çalıştı, fakat bu çabalar şimdiye kadar sonuç vermedi.

Geçen hafta Tunus, Cezayir ve Mısır Dışişleri Bakanları Tunus’ta bir araya gelerek Libya krizini ele aldı.

Image Caption

Tunus Dışişleri Bakanlığı bu oturumun amacını Libya’da rakip grupların müzakere masasına getirme şeklinde açıkladı.

Mısır, Tunus ve Cezayir Dışişleri Bakanları geçen hafta Pazartesi günü Tunus Cumhurbaşkanı Baci Kaid Sebsi ile görüştükten sonra ortak bir belgeyi imzalayarak Libya krizine her türlü dış müdahaleye ve eskeri çözüme karşı olduklarını vurguladı ve taraflarda Sahirat anlaşmasına bağlı kalmalarını istedi.

Sahirat anlaşması Aralık 2015 tarihinde BM gözetiminde Libyalı grupların arasında imzalandı, ancak anlaşmanın üzerinden 15 ay geçtiği halde milli barış kabinesinin kurulması ve Libya’da milli egemenliğin esas alınması gibi maddelerin hayata geçirilemediği gözleniyor.