İran'ın son siyasi gelişmeleri
Geçen hafta İran’da Hz. Fatıma’nın –s– şehadet yıldönümü dolaysıyla düzenlenen yas törenleri, Cumhurbaşkanı Dr. Hasan Ruhani’nin EKO liderler zirvesine katılmak üzere İslamabad’ı ziyaret etmesi, İran’ın BM insan hakları konseyinde tutumunu beyan etmesi, uluslararası uyuşturucu madde ile mücadele konferansı ve Velayet 95 askeri deniz tatbikatının düzenlenmesi, İran’ın en önemli gelişmeleriydi.
Geçen hafta BM insan hakları konseyi oturumu düzenlendi. Oturuma Dışişleri Bakanı Yardımcısı Abbas Irakçi İran’ı temsilen katıldı ve İslam Cumhuriyeti nizamının insan haklarına bakışını anlattı. Irakçi, İran İslam Cumhuriyeti insan haklarına destek vermeye ve geliştirmeye büyük önem verdiğini ve bu yönde bazı önemli adımlar attığını belirtti. Irakçi ayrıca buna göre BM insan hakları konseyinin İran’da insan hakları durumu hakkında kararname çıkarmasının mesnetsiz ve kabul edilemez bir adım olduğunu vurguladı.
Kuşkusuz insan hakları meselesi günümüz dünyasında önemli ve hayati bir zarurettir, zira insan haklarının güvenlik ve iktisadi kalkınmanın yanında gelişmesi, her ülkenin kalkınmışlığının temel eksenlerinden biri sayılır. İnsan hakları konseyi de bu çerçevede kuruldu ve dünya genelinde insan haklarının uygulanmasını sistematik bir şekilde gözetlemesi ve ihlal durumlarını rapor etmesi istendi. Ancak maalesef bu uluslararası kurumun günümüzde başkalarını karalama ve ihtilaf yaratma merkezine dönüştüğü gözleniyor.
Kuşkusuz bazı malum ülkeler insan haklarını bir araç gibi kullanmaya ve BM insan hakları mekanizmalarını kendi hedefleri doğrultusunda hizmete almaya devam ettikçe bu konseyin dünyada insan haklarını geliştirmesinden söz edilemez ve sonuç bugün karşılaştığımız durum gibi olacaktır. Gerçekte BM insan hakları konseyi en başta çifte standart tutumundan vazgeçmesi ve her türlü siyaset oyununa alet olmaktan uzak durması gerekir. Ancak bazı Batılı devletlerin insan haklarına siyasi yaklaşımı günümüz dünyasında insan haklarına verilen desteklere engel oluşturduğu anlaşılıyor.
Aslında uluslararası camia BM insan hakları konseyinden insan hakları komisyonunda göze çarpan eksiklikleri ve kusurları giderebileceğini ve bu komisyonun iyi bir alternatifi olabileceğini düşünüyordu, ancak şimdi insan hakları konseyinin uygulamalarına bakıldığında gerçeklerin uluslararası camianın bu konseyden beklentilerinden çok çok uzakta olduğunu ortaya koyuyor.
İran İslam Cumhuriyeti insan hakları alanında her zaman dünyada öncü devletlerden biri olmuş ve bu doğrultuda dünyada insan haklarının geliştirilmesine destek vermiştir. Ancak buna karşın İran son zamanlarda insan hakları alanında konseyinin tamamen mesnetsiz iddialara dayanan ve sırf siyasi garez ve amaçlar uğruna hazırlanan kararnamelerinin hedefi haline geldiği gözleniyor. Oysa BM insan hakları konseyi bugün Filistin, Yemen, Myanmar, Afganistan ve hatta Kanada, Amerika ve Avrupa ülkelerinde yaşanan bariz insan hakları ihlalleri karşısında sırf Amerika, İngiltere ve Arabistan gibi insan hakları ihlalcilerinin başını çeken ülkelerin nüfuzu yüzünden susmakta ve hiç bir tepki vermemektedir.
Uluslararası uyuşturucu madde kaçakçılığı konferansı güneybatı Asya, merkezi Asya ve Avrupa kıtasından 35 ülkenin yanı sıra 19 bölgesel ve uluslararası kurum ve kuruluşun da temsilcilerinin katılımı ile düzenlendi. Bu katılım konferansın önemini ortaya koyuyordu.
Gerçekte ilk kez dünyanın üç önemli bölgesi olan güneybatı Asya, merkezi Asya ve Avrupa’nın Balkanlar bölgesini kapsayan bir bölümünden uyuşturucu madde kaçakçılığı ve organize suçlar ile mücadele yetkilileri BM uyuşturucu madde ile mücadele bürosu ile birlikte bu tür bir konferansta ve Tahran’da bir araya geliyordu.
uyuşturucu madde kaçakçılığı ve organize suçlar ile mücadele, ortak işbirliği ve bilgi alış verişi ve özellikle en çok uyuşturucu maddelerin tüketildiği ülkeler başta olmak üzere para aklama ile mücadele ve Afganistan’da haşhaş ekiminin alternatif ekimi ve bu alanda gereken eğitimin verilmesi, konferansta masaya yatırılan belli başlı konulardı.
Verilere göre dünyada gayri meşru uyuşturucu madde ticaretinin yıllık 60 milyar dolar cirosu söz konusudur ki maalesef bu paraların tümü de hedef ülkelerde birikiyor. Bu yüzden uyuşturucu madde ile mücadele için bölgesel ve uluslararası düzeyde işbirliği şarttır. İran İslam Cumhuriyeti kendi payına göre bölgesel ve uluslararası yapılarla operasyon ve istihbarat bağlamında işbirliği yapmak üzere gereken zemini hazırlamıştır, fakat bu tür işbirliğinin başarıya ulaşması bölgesel inisiyatiflerin yanı sıra bölge dışı ülkelerin daha titiz işbirliği yapmalarını gerekir.
Günümüz şartlarında uyuşturucu madde ticareti ile mücadele küresel camianın topyekun katılımını gerektirdiği kesin bir gerçektir ve bu önemli hedefe ulaşmak için Afganistan gibi ülkelerde alternatif ekim ve geçim programlarının uygulanması ve uyuşturucu kartelleri ile mücadele ederek onları yok etmek, uyuşturucu madde kaçakçılığı ve ticareti ile mücadelede gerekli bileşenler sayılır.
BM uyuşturucu madde ile mücadele bürosunun raporları, Afganistan’da 2016 yılında uyuşturucu madde üretimi bir önceki yıla oranla %43 artış kaydettiğini gösteriyor. Kuşkusuz uyuşturucu madde ile mücadele bir veya bir kaç ülkenin yürütebileceği bir çalışma değildir, nitekim uyuşturucu madde transit yolları ve kaynakları da çeşitli ülkelerde farklı sayılır.
Her halükarda ve ortak bir sorumluluk çerçevesinde uyuşturucu madde transit yolları üzerinde yer alan ülkeler gerekli teknik teçhizatla desteklenmeleri ve bu ülkelerin bu bağlamda takviye edilmeleri için etkili programların uygulanması gerekir.
İran İslam Cumhuriyeti uyuşturucu madde kaçakçılarının geçtiği ilk ülke olarak en büyük kaçakçılık durumları ve ilgili suçları ile karşı karşıyadır ve bu yüzden dengeli bir strateji izleyerek ve bu yıkıcı afetle mücadelede dini öğretileri çerçevesinde ve uluslararası yükümlülükleri gereği amansız bir çaba ve mücadele sürdürmektedir.
İran uyuşturucu madde kaçakçılığını önlemek için Doğu ve Batıda sınırlarını ister karada, ister denizde ve ister havada gerekli tüm teçhizatları temin ederek ve insan gücünü nitelik ve nicelik bakımından geliştirerek bu sorunla mücadelesini sürdürmektedir. Buna karşın uyuşturucu madde belası küresel bir meseledir ve özellikle son zamanlarda radikal örgütler ve terör örgütleri bu konudan terör amaçları yönünde ve özellikle para aklama alanında nemalanmaktadır.
Öte yandan uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadele için en başta Afganistan yönetimi alternatif ekim meselesini ciddi bir şekilde uygulaması gerekir. Ancak Afganistan içişleri Bakanı Tahran konferansında yaptığı konuşmada, ülkesinde yaşanan siyasi istikrarsızlık ve ecnebi devletlerin müdahaleleri ve ayrıca ülke genelini saran terör şebekesi, Afganistan yönetiminin bu bağlamda sarf ettiği çabaları etkisiz hale getirdiğini, uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadele için bölgesel ve uluslararası bazda yardım beklediklerini belirtti.
Alternatif ekim, İran İslam cumhuriyetinin uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadelede Kabil yönetimine sunduğu önerilerden biridir. İran Afganistan’ın komşu ülkesi olarak ikili işbirliği çerçevesinde ve Afganistan’ın diğer komşularının yardımları ile bazı çözüm yolları sunmuştur. Bu önerilerden birinde İran Afganistan’da bir eyalette alternatif ekim projesinin hayata geçirmeye hazır olduğunu bildirmiştir. Bu konu Viyana ve Newyork zirvelerinde de gündeme geldi ve Kabil yönetimi de öneriyi kabul etti, fakat söz konusu eyaletin güvenliğinin temin edilmesi konusunda hala sıkıntı yaşandığı için bu proje hayata geçirilememektedir.
Geçen hafta Pakistan’ın başkenti İslamabad 22. EKO Dışişleri Bakanları zirvesi ve ertesi günde de liderler zirvesine ev sahipliği yaptı.
EKO Dışişleri Bakanları zirvesinde İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif EKO bakanlar konseyi başkanlığını Pakistan’ın dışişlerinden sorumlu Başbakan danışmanı Sertaç Aziz’e devretti.
Cumhurbaşkanı Ruhani de İslamabad’da EKO zirvesine katılmanın yanı sıra EKO liderleri ile ikili görüşmeler gerçekleştirdi. Ruhani Pakistan Başbakanı Navaz Şerif ve Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ayrı ayrı görüştü.
EKO coğrafi sürekliliği ve üye ülkelerin arasında karşılıklı ticaret imkanları ve yine iktisadi ve ticari alanlarda çeşitli kapasiteleri bulunması bakımından büyük önem arz eden iktisadi bir teşekkül sayılır. EKO aynı zamanda Asya ve dünya çapında en önemli bölgesel işbirliği örgütüdür. EKO üyelerinin en önemli öncelikleri arasında ticaret, ulaştırma ve enerji alanlarında işbirliğinin geliştirilmesi yer alıyor.
İran, Türkiye, Pakistan, Afganistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan, Kazakistan, Tacikistan ve Azerbaycan Cumhuriyeti EKO’nun on üyesidir. EKO kurucu üyeleri olan İran, Türkiye ve Pakistan bu örgütte eksen rolü ifa ediyor ve yeni üyeler de kendi milletlerinin çıkarları doğrultusunda bu şartlardan yararlanma imkanına kavuşmuş bulunuyor.
Türkiye EKO kurucularından biridir, fakat Türkiye de uygun iktisadi kapasitelerine karşın iç arenada bazı gerginliklerle uğraşmanın yanı sıra dış politika alanında da sorun yaşamaktadır. Öte yandan Türkiye’nin şimdiye kadar da hiç bir kesin sonuca ulaşmayan Avrupa birliği üyelik aşkı da bu ülkenin EKO çerçevesinde daha aktif bir şekilde hareket etmesini engelleyen etken olmuştur.
Kuşkusuz EKO bölgesel iktisadi bir kurum olarak kalkınma yönünde ihtiyaç duyulan tüm gerekli altyapılara ve önemli bileşenlere sahiptir. Bu bileşenlerden biri 8 milyon kilometrekarelik bir coğrafyadır ki Asya kıtasının %20’sini ve dünyanın %6 kadarını oluşturmaktadır.
Gerçekte EKO 400 milyonluk tüketici nüfusu ile oldukça elverişli bir piyasadır ve daha da önemlisi üye ülkelerin arasında ortak yatırım zemini müsait sayılır.
13. EKO liderler zirvesi ise işbirliğinin takviye edilmesi ve ortak değerlere ve çıkarlara dayalı bir yapılanmaya gidilmesine vurgu yaparak çalışmalarını noktaladı.