Temmuz 07, 2017 17:55 Europe/Istanbul

Ortadoğu bölgesi son aylarda belki de şimdiye kadar hiç bu denli art arda gelişmeleri özellikle son ayda olduğu kadar yaşamamıştır.

Amerika Başkanı Donald Trump’ın Riyad ziyareti, Katar ile Arabistan’ın başını çektiği bazı Arap ülkelerin arasında gerilimin tırmanması ve sonuçta bu ülkelerin Katar ile tüm ilişkilerini keserek Doha yönetimine baskı uygulamaya başlaması, Muhammed bin Salman’ın Arabistan’da veliaht prensi ilan edilmesi, Amerika’nın Suriye’ye karşı resmen savaşa girmesi ve tekfirci IŞİD terör örgütünün Irak’taki varlığına üç yılın ardından son verilmesi, Ortadoğu bölgesinin son iki ayda yaşadığı önemli gelişmelerdi.

Bu arada Irak’ta IŞİD’in şom varlığının son bulması, Suriye gelişmeleri ve Amerika ve korsan İsrail’in Suriye’ye karşı askeri müdahaleleri, geçen hafta Ortadoğu bölgesinin en önemli gelişmeleriydi.

Irak yönetimi geçen Perşembe günü Musul kentinde Nuri camiini tekfirci IŞİD terör örgütünün işgalinden kurtardıktan sonra bu ülkede IŞİD’in şom varlığı son bulduğunu ilan etti.

Irak Başbakanı Haydar İbadi, IŞİD elebaşı Ebu Bekir Bağdadi kendini Halife ilan ettiği Nuri camii kurtarıldıktan sonra Irak’ta IŞİD’in batıl iktidarı sona erdiğini açıkladı.

Irak savunma bakanlığı da geçen Perşembe günü Musul kentinde Nuri camiini tekfirci IŞİD terör örgütünün işgalinden kurtardıktan sonra yayımladığı bildiride IŞİD’in işi bittiğini duyurdu.

Irak Başbakanı Haydar İbadi geçen Cuma günü, yani Musul kenti IŞİD işgalinden kurtarıldıktan bir gün sonra yayımladığı ilk bildirisinde Iraklı büyük alim Ayetullah Sistani’nin IŞİD terörü ile mücadelede ifa ettiği rolünden ötürü kendisine teşekkür etti.

Hatırlanacağı üzere tekfirci IŞİD terör örgütü Haziran 2014’te Iraklı bazı yetkililerin ihanetinden sonra Musul kentine girdi ve Irak topraklarının önemli bir bölümünü işgal etti. Oysa o günlerde Irak siyasi gerginliklerle uğraşıyordu ve Iraklı siyasi gruplar yeni başbakanın seçimi konusunda ciddi anlaşmazlık içindeydi. O sıralarda Ayetullah Sistani tarihi bir fetva yayımlayarak terörle mücadele için halk güçlerinin seferberliğini ilan etti ve bu mücadelenin vacip kefai olduğunu belirterek silah taşıyabilen ve teröristlerle mücadele edebilen her vatandaşın ülkeyi ve mukaddesatını savunması ve güvenlik güçlerine katılması gerektiğini kaydetti.

Gerçekte bu tarihi fetva Irak yönetimi için terörle mücadelede büyük bir destek oldu.

Bu fetvanın ardından Irak yönetimi Haşdul Şaabi halk güçlerini kurarak IŞİD terörü ile mücadelede insan gücü yetersizliğini giderdi.

IŞİD ile ciddi mücadele geçen yılın yaz aylarında ve Irak’ın batısında başladı ve şimdi Musul operasyonu ve bu kentin kurtuluşu ile sonuna yaklaştı. Musul’u kurtarma operasyonu geçen yıl IŞİD’e karşı başlatılan geniş operasyonun son halkası olarak Ekim 2016 tarihinde başladı. Operasyonun başında Musul kentinin doğusu kurtarıldı. Operasyonunun bu bölümü yüz gün sürdü ve daha sonra Şubat 2017’den itibaren Musul’un Batı kısmını kurtarma operasyonunun düğmesine basıldı. Operasyonun bu ayağı da geçen Perşembe günü ve 4 ay süren sıkı mücadelenin ardından ve tekfirci IŞİD teröristleri tam olarak temizlendikten sonra sona erdi.

Irak’ın polis gücü, haşdul şaabi halk gücü, ehli sünnet aşiretlere bağlı güçler ve Iraklı kürtlerin katılımı ile düzenlenen ve Musul’un başarılı bir şekilde tekfirci IŞİD terör örgütünün işgalinden kurtarılması ile sonuçlanan ortak operasyon, hatta IŞİD gibi ciddi tehditleri dize getirmenin tek sırrı vahdet olduğunu ortaya koydu.

Şimdi ise Irak’ta Musul operasyonu sona erdikten sonra IŞİD sonrası dönem adında yeni bir dönemin başladığı anlaşılıyor. Ancak bu yeni dönemde de siyasi ihtilafların Irak’ta yeni gerginliklere yol açabileceğini unutmamak gerekir. Oysa bu dönemde eski vahdeti sürdürmenin Irak’ın kalkınmasına katkı sağlayacağı da kesindir. Bu doğrultuda uluslararası meseleleri uzmanı Alirıza Bigdeli de IŞİD’in önümüzdeki dönemde Irak’ta yeniden hareketliliği yaşanabileceğini, çünkü Irak’ın tamamen IŞİD’den temizlendiğini düşünmemek gerektiğini belirtiyor.

Geçen hafta Ortadoğu bölgesinde yaşanan önemli bir gelişme de Suriye ile ilgiliydi. Geçen hafta Suriye ordusu askeri sahada önemli zaferlere imza attı. Bu zaferlerin en önemlisi Halep eyaletini tamamen teröristlerin işgalinden kurtarmaktı. Haber kaynakları tekfirci IŞİD terör örgütünün Halep’in Doğu ve Güney çevrelerinde üç bin kilometrekarelik bir alandan geri çekildiklerini duyurdu. IŞİD terör örgütü ayrıca idari açıdan Halep ve Hama eyaletlerine bağlı olan Suriye çölünün geniş bir bölümünden de geri çekildi.

Öte yandan Suriye ordusu ve direniş güçleri geçen hafta El Nusra cephesi teröristleri ile şiddetli çatışmalara girdi, çatışmalar tekfirci teröristlerin hezimeti ile sonuçlandı.

Gerçekte Suriye ordusunun askeri sahalarda elde ettiği zaferleri bir nevi Irak’ın IŞİD’e karşı elde ettiği zaferin uzantısı olduğu söylenebilir.

Geçen hafta Suriye’de yaşanan önemli bir gelişme daha, Suriye ordusu ve direniş güçlerinin askeri sahalarda elde ettikleri zaferlerin mültecilerin evine yurduna geri dönmesine vesile olmasıydı. Bu bağlamda BM mülteciler ajansı bu yılın başından beri yaklaşık yarım milyon Suriyeli mülteci evlerine geri döndüğünü, bu sayıdan yaklaşık 440 bini evini barkını terk etmek ve Suriye’in içinde bir başka bölgeye sığınmak zorunda kalan insanlardan ve 31 bin kadarı da komşu ülkelere kaçan vatandaşlar olduğunu açıkladı. BM mülteciler ajansı evlerine dönen Suriyeli mültecilerin çoğunlukla Halep, Hama, Humus ve Şam halkından oluştuğunu kaydetti.

Suriye ordusunun tekfirci terör örgütlerine karşı art arda zaferleri ise bir kez daha Amerika ve korsan İsrail’i terör örgütlerine yardım etme doğrultusunda harekete geçirdi. Bu çerçevede ABD’nin başını çektiği ittifaka bağlı savaş uçakları geçen Salı ve Çarşamba günlerinde Deyrizzur eyaletinde El Meyadin bölgesi ve Deblan köyünü bir kaç kez bombardıman etti. Bombardımanlarda 80 kadar Suriyeli sivil vatandaş hayatını kaybetti.

Amerika’nın başını çektiği bu ittifak söz konusu saldırıları IŞİD ile mücadele bahanesi ile ve Şam yönetiminden izin almaksızın düzenliyor. Bundan önce de başta Ağustos 2014 olmak üzere Amerika ve müttefikleri defalarca Suriye topraklarına operasyon düzenledi, ancak IŞİD yerine Suriyeli sivilleri katletti.

Geçen hafta Amerika yönetimi bir kez daha hiç bir delil ve belge sunmaksızın Şam yönetimini kimyasal silah kullanma hazırlığı ile suçladı. Amerika yönetimi bundan önce de bir kaç kez Suriye yönetimini kimyasal saldırı ile suçlamıştı, ancak bu kez tuhaf bir iddiayı ileri sürerek Suriye yönetimi böyle bir saldırının hazırlığını yaptığını iddia etti. Bir başka ifade ile hiç bir kimyasal saldırı yokken Amerika yönetimi Suriye yönetiminin böyle bir saldırı düzenleyeceğini önceden söyledi.

Amerika yönetimi bu iddiayı, Suriye yönetimi 2014 yılında tüm kimyasal silahlarını BM ve nükleer silahları men eden kurumun temsilcilerine teslim ettiği halde gündeme getirdi.

Siyonist rejim İsrail de geçen hafta beş kez Suriye ordusunun Golan’ın kuzeyinde ve Kunaytere eyaletindeki mevzilerine saldırdı. İsrail medyası bu operasyonların Suriye topraklarından işgal altındaki Filistin topraklarına bir kaç havan topu atılmasının ardından düzenlendiğini iddia etti. Oysa El İlam El Harbi medya organı söz konusu havan topları hakkında yayımladığı haberinde El Nusra cephesi adlı terör örgütü kasıtlı olarak bu saldırıları yaptığını ve böylece siyonist rejime Suriye ordusunun mevzilerine saldırma bahanesi yarattığını belirtti.

Gözlemciler ise korsan İsrail’in bu saldırıları ile Hozal Yermuk bölgesini işgal etmeye çalıştığını, çünkü bu bölgede bol su kaynakları bulunduğunu belirtiyor. Bu bölge hali hazırda IŞİD terör örgütüne bağlı Ceyş Halid bin Velid terör örgütünün işgali altında bulunuyor ve korsan İsrail ile çok iyi ilişkileri bulunduğu anlaşılıyor.

Bu bağlamda askeri uzmanlardan Faiz Deviri ise şöyle diyor: İsrail muhtemelen Hozal Yermuk bölgesinin 10 km derinliğine kadar silahtan arınmış bölge oluşturacaktır, çünkü Tel Aviv ile Ceyş Halid bin Velid arasında ateşkes anlaşması var ve bu rejim bu terör örgütü ile hiç bir sorunu bulunmuyor.