Ağustos 09, 2017 14:36 Europe/Istanbul

Bültenimizde başta Kudüs intifadasını daha da alevlendiren Mescid-i Aksa gelişmeleri olmak üzere Filistin gelişmelerine şöyle bir göz atmak istiyoruz.

Irak gelişmeleri ise geçtiğimiz haftalarda olduğu gibi tekfirci IŞİD terör örgütünün hezimeti ve Irak güvenlik güçlerinin bu örgütü bozguna uğratması ve Irak’ta IŞİD sonrası siyasi ve askeri gelişmelerin etkisi altında kalmaya devam etti. Bültenimizde Irak gelişmelerinin hassasiyeti ve Amerika yönetiminin bu gelişmeleri etkilemekte başarısızlığının devam etmesi yüzünden bu gelişmelerin detayına da değinmek istiyoruz.

Geçen hafta Lübnan gelişmeleri, bu ülkede faaliyet yürüten tekfirci teröristlerin İslamî direniş karşısında yenilgisi ve Lübnan dosyalarının kapanma noktasına yaklaşmasının etkisi altında kaldı.

Lübnan’da Hizbullah hareketinin liderliğindeki Lübnan direnişinin bu ülkedeki tekfirci teröristlere art arda ağır darbe indirmesi, bu ecnebi örgütlerinin dağılmasına zemin hazırladı. Nitekim Lübnan’da en yeni gelişmeler El Nusra cephesi adlı terör örgütünün tamamen çökertildiğini ve Lübnan’ın altın denklemi olarak anılan ordu, millet, direniş ekseni bu terör örgütünün dosyasını kapattığını gösteriyor.

Bu arada Lübnan’ın savunma erkanı başta IŞİD olmak üzere Lübnan’da faaliyet yürüten diğer tekfirci terör örgütlerine nihai darbeyi indirmeye hazırlandığı belirtiliyor.

Öte yandan Lübnan’da tekfirci terör örgütlerinin Irak ve Suriye’ye paralel olarak son nefeslerini çekmeye başlamaları dikkatleri bir kez daha bölgede İslamî direnişin teröristleri yok etmek ve komplolarını etkisiz hale getirmekte etkili rol ifa etmelerine çekti.

Ortadoğu bölgesinin bir başka kanayan yarası Yemen de geçen hafta Suud rejiminin bu ülkeye dayattığı savaşta Yemen ordusu ve Yemen halk güçlerine karşı başarısızlıklarının devamına şahit oldu. Şimdi Yemen’ye yönelik yayılmacı ve sultacı şom emellerine ulaşamayan Suud rejimi ve müttefikleri cinayetlerini şiddetlendirerek Yemen’deki başarısızlıklarını örtbas etmeye çalışıyor. Suud rejimi ve müttefikleri Yemen’deki cinayetleri, Yemenli yetkililer Hac mevsiminde ve genelde haram aylarda savaşın durdurulmasını istedikleri bir sırada şiddetlendiriyor.

Suud hanedanının Yemen’de cinayetlerini arttırması ve Yemen halkının kuşatma ve dayatılan savaş yüzünden içine düştüğü vahim insani durum, uluslararası kamuoyunun Suud rejimine yönelik tepkilerini de arttırdı.

Arabistan’ın iç gelişmeleri ise Suud rejiminin başta Avamiye bölgesi olmak üzere kendi halkına yönelik baskılarını arttırması ve ayrıca Suud hanedanı için iktidar savaşının kızışmasının gölgesinde kaldı. Bu durum bir kez daha dikkatleri Arabistan’ın iç siyasi gelişmelerine çekti.

Geçen hafta Bahreyn gelişmeleri de Halife rejiminin Bahreyn halkının başlattığı kıyamın liderleri ve özellikle Bahreynli şii Müslümanların dini lideri Şeyh İsa Kasım’a karşı baskıcı politikalarını şiddetlendirmesinin gölgesinde kaldı. Haber kaynakları Halife rejimi bu ülkede etnikçi politikalarını şiddetlendirdiğini ve başta şii Müslümanlar olmak üzere Bahreyn halkının çeşitli kesimlerine yönelik fitneci propagandalarını sürdürdüğünü belirtiyor. Oysa Bahreyn nüfusunun büyük çoğunluğu şii Müslümanlardan oluşuyor, fakat Halife rejiminin şii Müslümanlara karşı komploları bitmek bilmiyor.

Bahreyn insan hakları derneği ise yayımladığı son raporunda Halife rejimi geçen ay kontrolü altında bulunan medya organları aracılığı ile Bahreynli  şii Müslümanlar ve mücahitler aleyhinde 373 yazı yayımladığını belirtti.

Geçen hafta Filistin gelişmeleri korsan rejim İsrail’in Mescid-i Aksa’ya yönelik kışkırtıcı uygulamaları ve ayrıca işgal altındaki Filistin topraklarında yerleşke inşaatına hız verme şeklinde ırkçı ve yayılmacı davranışlarını şiddetlendirmesinin etkisinde kaldı.

Bu çerçevede siyonistler Mescid-i Aksa’ya yönelik yıkıcı politikalarını izlemeye ve bu kutsal mekana daha yıkıcı saldırılar düzenlemek için fırsat bulmaya çalışıyor.

Geçen hafta Yahudilerin kuruntusu olan tapınağı savunan siyonist örgütler ise siyonist yerleşkecilerden Mescid-i Aksa’ya daha geniş çaplı saldırılar düzenlemelerini istedi.

Aslında siyonistlerin Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırıları siyonist ideolojisinin temeli atıldığı ilk günden itibaren siyonistlerin gündeminde yer almıştır. Nitekim siyonist ideolojisinin kurucularından Teodor Hertzel İsviçre’nin Ball kentinde düzenlenen ilk siyonist kongrede şöyle demişti: Eğer bir anlığına Kudüs kentini ele geçirebilirsek ve ben o anda yaşıyor ve bir şeyler yapabilecek güçte olsam, hatta bir an bile uzun yıllar boyunca Kudüs’te şekillenen ve Yahudiler için kutsal olmayan her şeyi yok etmekte tereddüt etmem.

Buna göre Kudüs’ü işgal eden eli kanlı rejim bu kutsal kenti tahrip etmek ve siyonistlerin kuruntuları olan süleyman heykelini dikmek için ellerindeki tüm imkanları kullanıyor ve Mescid-i Aksa’ya musallat olmak ve bu kutsal camii tahrip etmek için bazı tedbirler uyguluyor. Bu tedbirler, siyonistlerin Kudüs kentinin bazı bölgelerini işgal ederek ele geçirmelerinden sonra uyguladıkları tedbirlerdir.

Siyonist rejim Filistin ve Kudüs gerçeklerini yok etmek için en başta Mescid-i Aksa’da saklanan önemli tarihi belgeleri çalmaya başladı. Uluslararası Kudüs merkezi Başkanı siyonistlerin Mescid-i Aksa kapıları tamamen kapatıldığı günlerde Kudüs İslamî vakfı idaresinde bulunun bir çok tarihi belgeyi çaldığını duyurdu. Siyonist rejim askerleri 14 Temmuz 2017’de Başbakan Benyamin Netanyahu’nun talimatı üzerine Mescid-i Aksa’nın tüm kapılarını tam üç gün boyunca kapatmıştı.

Bu şartlarda uluslararası Kudüs merkezi Başkanı Hasan Hatır, siyonist rejim Mescid-i Aksa kapıları kapalı olduğu ve Müslümanları içeri almadığı üç günde Kudüs vakfı idaresinden çok önemli tarihi belgeleri çaldığını ve böylece Kudüs’ü siyonistleştirme ve ele geçirme zemini hazırlamak istediğini belirtti. Çalınan belgelerin Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın Müslümanlara ait olduğunu açıkça ispat ettiğini belirten Hatır, siyonistler belgeleri tahrif etmekte sahip oldukları maharetle çaldıkları belgeleri Kudüs’te daha fazla arsayı gasp etme zemini oluşturacakları uyarısında bulundu.

Geçen hafta Avamiye halkı Suud rejimine bağlı güvenlik güçlerinin saldırılarını şiddetlendirmelerinden sonra kente hakim olan facia boyutundaki şartlar hakkında uyarılarda bulundu. Suud rejiminin Arabistan’ın doğusunda şii nüfusu yoğunlukta bulunan Avamiye bölgesine yönelik saldırılarını şiddetlendirmesi üzerinden yaklaşık üç ay geçiyor. Bu süre içerisinde şimdiye kadar 26 sivil Suud askerlerin açtığı ateş sonucu şehit düştü. Avamiye kentinin içinden bazı kaynaklar, Suud rejimi kentte sıkıyönetim ilan ettiğini, bu durum kente facia boyutunda şartları dayattığını belirtiyor.

Öte yandan görgü tanıkları da Suud rejimi sokaklarda yerde yatan şehitlerin cenazelerinin toplanmasına izin vermediklerini, Suud rejiminin çatılara yerleştirdiği keskin nişancıların yüzünden kentte sokağa çıkmak pratikte imkansız hale geldiğini belirtiyor.

Gerçi Suud rejimi Avamiye kentine hakim olan şartlardan pek fazla görüntü yayımlamıyor, fakat yöre halkının sosyal paylaşım sitelerinde yayımladıkları fotoğraflar ve videolar kentin pratikte savaşzede bir kente dönüştüğünü, bir çok bina top mermisi isabeti sonucu hasara uğradığını, caddeler ve sokaklar enkaz haline gelen binaların görüntüleri ile büründüğünü gösteriyor. Yöre halkı şimdiye kadar Avamiye halkından en az 20 bin kişi çevre kentlere ve daha güvenli bölgelere göç ettiklerini belirtiyor.

Avamiye kentinde son bir haftada en az 12 kişi öldü, ki bunlardan üçü polis memuru ve dokuzu da sivillerden oluşuyordu.  Suud rejimi Avamiye kentinde cinayetlerini şiddetlendirerek Arabistan’ın şii Müslümanları arasında panik ve dehşet yaratmaya ve böylece evlerini bırakıp çekip gitmeye ve böylece bölgede nüfus dengesini sapkın vahabi tarikatına dayanan bu rejimin lehine bozmaya çalışıyor

Yemen gelişmeleri ve savaşzede bu ülkede insani krizin derinliği, Suud rejiminin her gün mazlum Yemen milletine karşı işlediği cinayetlerin korkunç boyutlarını ortaya koyuyor. Bu konu aynı zamanda uluslararası camianın Arabistan’ın Yemen’de işlediği cinayetlerin daha da korkunç boyutlara ulaşmasından endişe etmesine yol açtığı anlaşılıyor. Bu çerçevede BM kalkınma programı Yemen temsilcisi Auke Lootsma, Suud rejimi savaşzede Yemen halkına BM’nin gönderdiği insani yardımların ulaşmasına mani olduğunu açıkladı. BM temsilcisi Lootsma, Suud rejimi BM’nin insani yardımlarını savaşzede Yemen halkına ulaştırmak isteyen uçaklara yakıt verilmesine engel olduğunu kaydetti.

Aslında BM ve bu teşkilata bağlı bazı kurumlar şimdiye kadar bir çok kez Arabistan rejiminden Yemen halkına insani yardım ulaştırmak için Sana havaalanından bir hava koridoru açmasını talep etti, ancak Suud rejimi şimdiye kadar bu talepleri umursamadı.

Arabistan Amerika’nın yeşil ışık yakması ve destek vermesinin ardından Mart 2015’te Yemen topraklarına saldırdı ve bu ülkeyi karadan, havadan ve denizden abluka altına aldı. Suud rejimi bu savaşı Yemen’in istifa eden kaçak Cumhurbaşkanı Mansur Hadi’yi yeniden iktidarın başına geçirmek için mazlum Yemen milletine dayattı. Ancak şimdiye kadar bu savaş 12 bin Yemenlinin ölümüne ve onbinlercesinin yaralanmasına ve milyonlarca Yemenli vatandaşın mülteci durumuna düşmesine yol açmaktan başka hiç bir getirisi olmadı.

Yemen’de bu şartlar devam ederken, Yemen inkılabı yüksek komitesi Başkanı Muhammed Ali Husi, Suud rejiminden başta Hac mevsimi olmak üzere haram aylarda Yemen’in tüm bölgelerinde savaşın durdurulmasını kabul etmesini istedi.

Facebook sayfasında bu talebi gündeme getiren Muhammed Ali Husi, Suud rejiminden içinde Yemen ablukasına son veren ve Yemenli hacıların Hac farizesine katılmalarına izin veren bir ateşkes anlaşmasına imza atmasını istedi. Husi şöyle yazdı: Haram aylarda, tecavüzü bertaraf etme durumu dışında savaşmak haramdır.

Yemen inkılabı yüksek komitesi Başkanı Muhammed Ali Husi, Yemenli hacıların Arabistan’a girişinin yasaklanma sorumluluğu ve yine Yemen kuşatması ve doğurduğu vahim sonuçların sorumluluğu Arabistan rejiminin üzerinde olduğunu belirterek açlık ve epidemik hastalıklar Yemen kuşatmasının bazı sonuçları olduğunu vurguladı.

Geçen hafta Irak’ta tekfirci teröristlerin Irak güvenlik güçlerine karşı ağır yenilgilerine paralel olarak teröristlerin baş hamisi yani Amerika’nın da Irak’taki başarısızlıkları her geçen gün arttığı belirtildi. Bu çerçevede Amerika’nın Irak’ta bir başka komplosu daha direniş güçlerinin fedakarlıkları ile etkisiz hale getirildiği belirtildi. Konu ile ilgili bir açıklama yapan Irak Hizbullah tugayları sözcüsü Cafer Hüseyni, Amerika’nın Irak ve Suriye’nin ortak sınırına musallat olma planı boşa çıkarıldığını belirtti.

Sözcü Hüseyni, Amerika’nın Irak ve Suriye’nin ortak sınırı üzerinde musallat olma ve direniş ekseninde yer alan ülkeleri münzevi etmeye yönelik şom planı bozguna uğratıldığını belirterek işgalci Amerikalı güçlere karşı mücadele zaruretine vurgu yaptı.

Amerika Irak’ta hiç bir askeri yasal konumu olmadığını kaydeden Irak Hizbullah tugayları sözcüsü Hüseyni, Irak Hizbullah tugaylarının sabit ilkeleri Amerikalı askerlere Irak’ta bulunmalarına asla müsaade etmeyeceğini, bu askerler pek yakında ülkeden ihraç edileceklerini vurguladı. Hüseyni, Irak direnişinin büyük zaferi yüzünden Amerika ve müttefikleri Ürdün sınırlarının içine geri çekilmeleri gerektiğini ifade etti.

Irak Cumhurbaşkanı yardımcısı Nuri Maliki de ecnebi askeri üslerin Irak’ta kalmalarına müsaade edilemeyeceğini açıkladı. Geçen Pazartesi günü bu açıklamayı yapan Maliki, ecnebi askeri üslerin Irak’ta varlığını sürdürmeleri asla kabul edilemez olduğunu kaydetti. Maliki ayrıca, terör meselesinin çözümü uluslararası bir savaşla mümkün olacağını vurguladı.

Fars körfezi kıyılarında yer alan Arap emirliklerin arasında yaşanan son ihtilaflara işaret eden Maliki, bu ihtilaflar Suriye krizinin çözümünde olumlu etkisi olacağını, nitekim bu ihtilaflar bölgede kimlerin teröristleri desteklediklerini gün ışığına çıkardığını ve bu ülkelerin hepsi birbirini teröre destek vermekle suçlamaya başladığını ifade etti.

Irak Cumhurbaşkanı yardımcısı Nuri Maliki açıklamasının devamında, bazı malum çevrelerin Suriye, Irak ve bölgenin diğer bazı ülkelerini İsrail’in çıkarları doğrultusunda parçalamaya çalıştıklarını belirtti.

Irak’ın eski Başbakanı Maliki ayrıca Arabistan rejiminden hiç bir dini, ırkçı ve etnik yaklaşım sergilemeksizin Iraklı siyasi gruplarla teamülde bulunmaya davet etti. Maliki, ancak Arabistan’ın izlediği bazı politikalar hala tehlikeli olduğunu kaydetti.

Irak Cumhurbaşkanı yardımcısı Nuri Maliki Suriye krizi de çözüm aşamasına yaklaştığını belirterek Suriye’de terör yakında yolun sonuna geleceğini ve Suriye ordusu teröristlere karşı zafer kazanacağını ve krizin çözüm süreci oy sandıkları aşamasına geleceğini ve bu ülkede değişimin hacmini Suriye milleti belirleyeceğini vurguladı.