Ortadoğu gelişmeleri
Geçen hafta Ortadoğu bölgesi oldukça önemli hadiselere sahne oldu, ancak Suriye’de Deyrizzur kentine dayatılan kuşatmanın üç yılın ardından kırılması, bu zafere yönelik tepkiler ve yine Irak’ın kuzeyinde Erbil’in bağımsızlık referandumu yönündeki çabalarına gösterilen tepkiler, diğer gelişmelere nazaran daha fazla gündemi işgal etti.
Geçen hafta Salı günü Suriye ordusu ve direniş güçleri Deyrizzur kentinin batısında bulunan 137. Tugayın karargahına ulaşmayı başardı ve böylece bu kente üç yıldan beri dayatılan kuşatma tam olarak kılıdı.
Deyrizzur kuşatması kırıldıktan iki gün sonra Suriye savunma Bakanı General Emad Fahad Casım Feric, Cumhurbaşkanı Beşar Esad tarafından bölgede bulunan askeri birlikleri denetlemek ve Deyrizzur kentinde son durumu öğrenmek üzere bölgeyi ziyaret etmekle görevlendirildi.
General Casim Feric geçen Perşembe günü Deyrizzur kenti tam üç yılı aşkın bir süre tekfirci IŞİD terör örgütünün kuşatması altında kaldıktan sonra bu kenti ziyaret eden ilk Suriyeli üst düzey yetkili oldu.
Bu arada geçen Perşembe günü gıda maddeleri, ilaç ve tıbbi malzemelerden oluşan bir konvoy da Deyrizzur kentine girdi.
BM tahminlerine göre Deyrizzur kentinde 93 in sivil tekfirci IŞİD terör örgütünün kuşatması altında oldukça zor şartlarda yaşam mücadelesi veriyordu.
4
Aslında Deyrizzur kuşatmasının kırılmasını Halep kentinin kurtuluşundan sonra Suriye devletinin tekfirci teröristlerle savaşında önemli zaferlerden biri şeklinde değerlendirmek mümkün. Deyrizzur kenti teröristler için büyük önem arz eden bir kentti, öyle ki terör örgütleri bu kentten kendilerinin başkent adayı olarak söz ediyordu ve bu önem son aylarda daha da artmaya başladı, zira tekfirci IŞİD terör örgütü Suriye’nin Rakka kenti ve Irak’ın Musul kentinde uğradığı ağır hezimetlerin ardından örgüte bağlı komutanların büyük bir bölümü Deyrizzur cephesine geçmişti.
5
Ortadoğu meseleleri uzman Muhammed Ali Methedi, Deyrizzur’a yönelik askeri operasyonun önemini ise şöyle değerlendiriyor: askeri açıdan Suriye ordusu ve direniş güçlerinin bu cephede ilerlemesi çok önemliydi. Deyrizzur’da on in kadar tekfirci IŞİD teröristi vardı ve Suriye ordusu bu kenti onlara karşı savunuyordu. Son üç yılda Suriye ordusuna bağlı bir tugay Deyrizzur’da IŞİD kuşatması altında kalmıştı. Deyrizzur ayrıca Irak’a en yakın kenttir ve Suriye’nin petrol kuyuları da bu bölgededir. IŞİD buradan çaldığı petrolü Türkiye üzerinden satıyordu. Şimdi ise IŞİD Suriye ordusunun kuşatması altında ve mali kaynakları da kısıtlandı ki bu da örgüt için ağır darbe sayılır. Suriye ordusuna ait bir askeri üsse yönelik kuşatmanın kırılması stratejik bir harekettir, ayrıca manevi etkisi de en önemli boyutudur. IŞİD’e bağlı çok sayıda terörist Irak’a yakınlığı yüzünden Deyrizzur’da konuşlanmıştı. Dolaysıyla Deyrizzur’un düşmesi IŞİD’e ağır darbe sayılır ve Rakka’nın kurtuluşunu yaklaştırır ve IŞİD’in sonunu getirir.
6
Fransız yazar ve araştırmacı Bruno Gig de Fransa medyasında yayımladığı makalesinde Deyrizzur’un kurtuluşunu şöyle değerlendirdi: Batı medyası tarafından haksız olarak en acımasız uygulamalarla suçlanan Suriye ordusu Deyrizzur’da IŞİD’i yok etti. Bu tür yalan suçlamalar, Suriye ordusuna bağlı birlikler sinsi haşereler olan IŞİD adındaki teröristlerle savaştığı halde bu orduya yöneltiliyordu ve ilginçtir ki bu sinsi haşereler yıllarca Batılı liderler tarafından destekleniyordu. Deyrizzur zaferi, Suriye devletinin bu ülkenin topraklarının tümüne hakim olması yönünde bir adımdı. Uzun yıllar Batılı devletlerce desteklenen ve çok rahat bir şekilde Türkiye topraklarında faaliyet yürüten IŞİD Amerika’nın çifte standart tutumu yüzünden gelişti ve açıldı, ama şimdi her şey sona erdi. IŞİD veya daha doğrusu çağın dehşeti, her taraftan saldırıya uğrayan ve her türlü ihanete şahit olan bağımsız bir devlet tarafından düzenlenen saldırıların altında can verdi ve sonunda tekfirci yılanın cisminden ruhu çıktı.
7
Öte yandan Suriye ordusu ve direniş güçlerinin Deyrizzur kuşatmasını kırmayı başarması çeşitli tepkilerle karşılandı. Amerika’nın Suriye’deki son büyükelçisi Robert Ford Suriye ordusunun Deyrizzur kuşatmasını kırmasına gösterdiği tepkide, şimdiki şartlarda hiç bir uzman Suriye ordusunun IŞİD’in Deyrizzur kentine dayattığı kuşatmayı kırabileceğini tahmin edemediğini belirtti.
8
Lübnan Hizbullah hareketi de geçen hafta Çarşamba günü Deyrizzur kentine dayatılan kuşatmanın Suriye ordusu tarafından kırılmasına gösterdiği tepkide bir bildiri yayımladı ve Suriye silahlı kuvvetleri yenilgiyi kabul etmek ve teslim olmak istemeyen milletlerin en seçkin örneği olduğunu belirtti. Hizbullah hareketi bildiride, bu büyük zaferi Suriye’de ecnebi odakların desteklediği teröristlerin ve ecnebileri izleyen zümrenin işgalinde bulunan diğer bölgelerin işgalden kurtuluşunun ön adımı olduğunu vurguladı.
9
Suriye ordusu ve direniş güçlerinin Deyrizzur kuşatmasını kırmayı başarmasına öfkeli tepki ise korsan rejim İsrail’den geldi. Eli kanlı işgalci rejime bağlı savaş uçakları Suriye ordusu ve direniş güçlerinin Deyrizzur kuşatmasını kırmakta sergilediği başarıya tepki olarak Perşembe gün Lübnan hava sahasında Suriye’nin Masyaf bölgesinde bulunan bir askeri üssünü hedef aldı. Bu saldırıda iki Suriyeli asker hayatını kaybetti, üste bazı hasarlar meydana geldi.
10
Lübnan’da yayımlanan El Ahbar gazetesi de Suriye ordusu ve direniş güçlerinin Deyrizzur kuşatmasını kırmayı başarmasını ele aldığı raporunda şöyle yazdı: Suriye ordusu ve müttefiklerinin Deyrizzur kuşatmasını kırması büyük önem arz ediyor. Bu önem kentin kuşatmasının kırılmasını aşıyor ve siyasi ve askeri boyutlarla ilgili bilgilerle bütünleşiyor. Genel bir bakışta Deyrizzur zafere, Şam yönetiminin verdiği mücadelenin getirilerinden oluşan sepete yeni bir yumurta eklenmiş olması gibiydi. Aslında Deyrizzur kentini kurtarma operasyonu ilk zafer değildi, ama bu operasyonların en hızlısıydı.
11
Geçen hafta Kuzey Irak yerel yönetimi bu bölgenin Irak’tan ayrılması yönünde düzenlemek istediği bağımsızlık referandumunu sadece bu bölgenin içinde değil, aynı zamanda Ninova, Kerkük ve Diyale’de yer alan ve münakaşa konusu olan bazı bölgelerde de yapmak için çabalarını sürdürdü.
Kuzey Irak yerel yönetimi lideri Mesut Barzani geçen Perşembe günü Arabistan’ın El Arabiye TV kanalına verdiği mülakatta kendisi 1962 yılından beri kürtlerin bağımsızlığı peşinde olduğunu ve baas rejimi çöktükten sonra da Bağdat ile kendi inisiyatifi ile ittifakı seçtiğini, fakat bu seçimin yanlış olabileceğini söyledi. Barzani ayrıca tüm uluslararası tarafların referandumu kabul ettiklerini, fakat zamanını uygun bulmadıklarını belirttiklerini iddia etti.
12
Kuzey Irak yerel yönetimi lideri Mesut Barzani referandumdan sonrası için de Bağdat yönetimi ile doğrudan diyalog kuracaklarını belirtti. Barzani ayrıca Kuzey Irak’ta yaşanan Türkmenler, Araplar, Asuriler ve Keldaniler gibi azınlıkların kurulacak Kürdistan devletinde siyasi katılımları ve Kürtlerin ortakları olacağını iddia etti.
13
Kuzey Irak yerel yönetimi lideri Mesut Barzani bu iddiaları, geçen hafta hem Bağdat yönetimi ve hem Kuzey Irak’ta bazı yerel yetkililer Barzani’nin bağımsızlık referandumuna tepki gösterdikleri halde gündeme getiriyor. Irak Başbakanı Haydar İbadi geçen hafta Kuzey Irak’ta bağımsızlık referandumunu halkı kandırma şeklinde yorumladı. İbadi, bu planın Kuzey Irak’ta tek yanlı olarak uygulanması Irak’ı muğlak bir geleceğe doğru sürükleyeceği uyarısında bulundu.
Irak hikmet partisi lideri Ammar Hekim de Iraklı Kürt kardeşleri ile tarihi, kader belirleyici ve onur dolu ilişkilerin korunmasına vurgu yaparak bir kez daha Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğinin altını çizdi. Hekim, Kuzey Irak’ta bağımsızlık referandumu ile bu ülkenin sorunları son bulmayacağını vurguladı. Hekim ayrıca bağımsızlık referandumuna olumlu bakanları kuruntuya kapılanlar niteledi.
14
Bağdat merkezi yönetiminden başka Kuzey Irak bölgesinde de Mesut Barzani’nin düzenlemek istediği referanduma karşı muhalefet sesleri yükselmeye başladı. Bu doğrultuda Kuzey Irak’ın İslamî Cemaat ve Goran partileri bağımsızlık referandumunun ertelenmesini istedi.
İki Kürt parti yetkilileri Pazartesi günü Süleymaniye kentinde düzenledikleri düzenledikleri oturumun ardından bir bildiri yayımlayarak, 25 Eylül’de düzenleneceği açıklanan bağımsızlık referandumunun ertelenmesine vurgu yaptı. Söz konusu partiler, Kuzey Irak’ta vatandaşların geçim şartlarının iyileştirilmesi ve yerel parlamentonun hukuk ve denetim bölümlerinin faaliyete geçmesini, ayrıca referandumun uygun zamana ertelenmesini talep etti.
15
Irak meclisinin milletvekillerinden Hanin El Kudu da geçen Çarşamba gün bir bildiri yayımlayarak Kuzey Irak yerel yönetiminin bu bölgenin dışında ve özellikle tartışma konusu olan Kerkük’te de referandum yapma çabasını bu bölgeleri Irak Kürdistan'ına ilhak çabaları şeklinde değerlendirdi. El Kudu, Kuzey Irak bölgesinin sınırları dışında bağımsızlık referandumu yapılmasının sırf kınanması yeterli olmadığını, Bağdat yönetimi bu konuda acilen tedbir alması gerektiğini vurguladı.
Kuzey Irak yerel yönetimi 25 Eylül’de bağımsızlık referandumu üzerinde ısrarını sürdürürken, hem Irak’ın iç arenasında, hem bölgesel arenada ve hem bölge dışı arenada muhalefetlerle karşı karşıya bulunuyor.