Eylül 29, 2017 14:31 Europe/Istanbul

Geçen hafta Kuzey Irak’ta bağımsızlık referandumu ve ayrıca Arabistan’da itiraz seslerinin yükselmesi ve güvenlik şartları, Ortadoğu bölgesinin en önemli gelişmeleriydi.

Geçen hafta Kuzey Irak yerel yönetimi ve en başta lideri Mesut Barzani bağımsızlık referandumu üzerinde ısrarını sürdürdüğü halde söz konusu referanduma karşı muhalefet de bir o kadar ve hatta daha şiddetli bir şekilde artmaya başladı.

Geçen hafta Kuzey Irak bağımsızlık referandumuna yönelik en önemli muhalefet BM genel sekreteri Antonio Guterres ve BM güvenlik konseyi tarafından gündeme geldi.

BM güvenlik konseyi geçen Perşembe günü bir bildiri yayımlayarak Kuzey Irak’ta bağımsızlık referandumu düzenlenmesine kaşı çıktı. BM genel sekreteri Antonio Guterres de Kuzey Irak’ta bağımsızlık referandumu düzenleme kararını tek yanlı bir karar niteledi ve bu karar dikkatleri üç önemli nokta olan IŞİD ile mücadele, geri alınan bölgelerin yeniden inşa edilmesi ve mültecilerin geri dönüşü durumlarını etkileyeceğini kaydetti.

Bundan başka uluslararası arenalarda da bazı ülkelerin yetkilileri Kuzey Irak’ta bağımsızlık referandumuna karşı çıktı. Amerika Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Haser Noerth geçen Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington yönetiminin Kuzey Irak bağımsızlığına şiddetli bir şekilde karşı olduğunu ilan etti ve Konuyla ile ilgili yayımladığı bildiride, Amerika yönetimi Kuzey Irak yerel yönetiminin 25 eylül’de düzenlemek istediği bağımsızlık referandumuna şiddetle karşı olduğunu, nitekim Irak’ın tüm komşuları ve uluslararası camianın tümü de bu referanduma karşı çıktıklarını belirtti. Sözcü Noerth ayrıca Iraklı Kürt liderleri de Bağdat yönetimi ile müzakere gibi alternatif seçeneklere teşvik etmeye çalıştı ve bu durumda Amerika, BM ve diğer ortakların Erbil’e yardımcı olacaklarını kaydetti. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü ayrıca uyarıda bulunarak bağımsızlık referandumu yapıldığı takdirde büyük bir ihtimalle Bağdat ile müzakere kapısı kapanacağını ve uluslararası camianın da bu müzakerelere destek verme ihtimali ortadan kalkmış olacağını vurguladı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron da geçen Perşembe günü Kuzey Irak yerel yönetimi lideri Mesut Barzani ile telefon görüşmesinde bu bölgede referanduma karşı olduğunu bildirdi.

Mısır Dışişleri Bakanlığı da geçen Cuma günü bir bildiri yayımlayarak Kuzey Irak’ta ayrılık referandumu düzenlenmesinden duydukları kaygıyı dile getirdi ve Mısır yönetimi Irak’ın toprak bütünlüğünü, bu ülkenin istikrarını ve Iraklı çeşitli kesimlerin arasında kardeşlik ve vahdetin devam etmesini savunduğunu kaydetti. Bildiride ayrıca Kuzey Irak’ta bağımsızlık referandumunun Irak ve bölgenin istikrarı ve güvenliği üzerinde uzun vadede yapacağı etkilerin konusunda uyarıda bulunuldu.

Öte yandan Kuzey Irak bölgesinde bağımsızlık referandumuna yönelik muhalefetlere tehdit unsuru da eklenmeye başladı. Bu çerçevede Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Cuma günü tehditvari sözleri ile Kuzey Irak yerel yönetimi lideri Mesut Barzani’yi uyardı ve referandumun düzenlenmesini yanlış karar niteledi. Erdoğan Türkiye’nin tutumu Irak’ın toprak bütünlüğünden yana olduğunu ve İran da aynı görüşü savunduğunu, Barzani bağımsızlık ilan etmeye kalkıştığı takdirde hiç bir taraf kolay kolay bunu kabul etmeyeceğini vurguladı.

Öte yandan İran, Türkiye ve Irak Dışişleri Bakanları Newyork’ta düzenledikleri üçlü zirvede bir kez daha Kuzey Irak’ta bağımsızlık referandumuna karşı çıktı.

İran, Türkiye ve Irak Dışişleri Bakanları Muhammed Cevad Zarif, Mevlüd Çavuşoğlu ve İbrahim Caferi üçlü zirvede Irak’ın toprak bütünlüğü ve siyasi vahdetine vurgu yaparak, Kuzey Irak’ta düzenlenmesi planlanan bağımsızlık referandumu Irak anayasasına aykırı olduğunu ve bölgede yeni münakaşaları tetikleyeceğini, bu münakaşaların kontrol altına alınması asla kolay olmayacağını vurguladı.

Üç Bakan Kuzey Irak yerel yönetiminden referandumu iptal etmesini istedi.

Irak’ın iç arenasına gelince bu ülkenin Kürt asıllı Cumhurbaşkanı Fuat Masum da Bağdat ve Erbil yönetimlerinden müzakere etmelerini istedi. Masum bugün ülkesi siyasi bir krizle karşı karşıya bulunduğunu, bu süreç şiddetlendiği takdirde ülkenin siyasi süreci ve milli ve yüce maslahatı ciddi tehditler ve tehlikelerle karşı karşıya kalacağını vurguladı.

Irak Cumhurbaşkanı yardımcısı Nuri Maliki ise sert bir çıkış yaparak Irak’ın kuzeyinde ikinci bir İsrail’in kurulmasına müsaade etmeyeceklerini belirtti.

Irak Başbakanı Haydar İbadi ise Kuzey Irak’a askeri müdahalede bulunmaya bile hazır olduklarını belirterek ayrılık referandumu ve Kürdistan bölgesinin Irak’tan kopması ateşle oynamak olduğunu kaydetti.

Başbakan İbadi ayrıca geçen Pazartesi günü Irak anayasa yüksek mahkemesine bir dilekçe vererek Kuzey Irak bölgesinin bağımsızlık referandumu illegal bir girişim olduğunu ve durdurulmasını istediğini belirtti. Irak anayasa yüksek mahkemesi de referandumun düzenlenmesine karşı çıkarak iptali yönünde karar aldı.

Irak milleti de bu referanduma karşı çıkıyor. Geçenlerde Ninova eyaletinde yüzlerce vatandaş Kuzey Irak’ta ayrılık referandumuna karşı çıkarak protesto eylemi düzenledi. Protestocular Erbil yönetimini Irak’ın mevcut durumunu kötüye kullanmak ve tüm siyasi partilerin muhalefetine rağmen referandumu düzenlemeye çalışmakla suçladı.

Öte yandan Kuzey Irak’ta ayrılık referandumu 25 eylül tarihinde yapılması planlandığı bir sırada bazı çevreler bu referandumun bunca muhalefetin ardından düzenlenmeyeceğine inanıyor. Kuzey Irak’ta ayrılık referandumuna şimdiye kadar bir tek siyonist rejim İsrail ve bu rejimin dostu Arabistan destek verdiği gözleniyor. Arabistan’ın BM temsilcisi Abdullah El Muallimi  geçen Perşembe günü Kuzey Irak’ta ayrılık referandumuna destek vererek Arabistan’ın Erbil ile ilişkilere hatta ayrılık referandumundan sonra güçlü bir şekilde devam edeceğini vurguladı

Geçen hafta haber kaynakları Arabistan’da güvenlik şartları daha da kötüleştiğini duyurdu. Gerçekte Suud rejimi son haftalarda iki ciddi sorunla karşı karşıya kaldı. Birinci sorun, Arabistan’da Muhammed bin Salman tüm muhalefetlere rağmen babası kral Salman’ın zoru ile veliaht prensi ilan edilmesi ve babasından hemen sonra kraliyet tahtına oturmaya çalışmasının ardından Muhammed bin Salman aralarında azledilen veliaht prensi Muhammed bin Naif’in de bulunduğu bazı muhalif prensleri ev hapsinde tutmaya başlamasıydı. Muhammed bin Salman’ın Suud prenslerinin aleyhine birleşmelerinden duyduğu kaygı yüzünden uygulanan bu karar diğer Suud prenslerinin itirazına yol açtığı ve genç veliaht prensini ağır baskı altına maruz bıraktığı anlaşılıyor.

Suud hanedanının karşı karşıya bulunduğu ikinci güvenlik sorunu, son haftalarda hükümet karşıtı protesto eylemleri düzenlenmesine yönelik art arda yapılan çağrılardır. Gerçi 15 Eylül itiraz hareketinin hamileri Suud rejiminin uyguladığı sıkı güvenlik tedbirleri ve Arabistan’ı adeta bir kışlaya çevirmeleri yüzünden ciddi boyutta gerçekleşmedi, ancak Arabistan’da itiraz hareketini başlatanlar geçen hafta bu kez 23 Eylül günü yani Arabistan’ın milli gününde protesto eylemi çağrısı yaptı.

Bu gelişmeler Muhammed bin Salman’ın sadece Fransa ziyaretini iptal etmesine yol açmadı, aynı zamanda BM genel kurulunun 72. zirvesine de katılamamasına sebebiyet verdi.