Ekim 04, 2017 20:08 Europe/Istanbul

Bugünkü bültenimize şehitlerin efendisi Hz. İmam Hüseyin’in -s- Kerbela’da Yezid ve adamlarınca namertçe şehit edilmesinin yıldönümünde bir kez daha taziyelerimizi sunarak başlıyoruz.

Geçen hafta İslamî İran baştan başa İmam Hüseyin -s- ve Kerbela şehitleri için karaya bürünerek yas tuttu. Bu çerçevede Tahran’da İmam Humeyni -ks- hüseyniyesinde de İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei ve nizamın önde gelen yetkilileri ve halk kesiminden binlerce kişinin katılımı ile yas merasimleri düzenlendi.

İmam Hüseyin -s- için yas merasimleri her yıl 27 Eylül – 2 Ekim tarihleri arasında altı gece Tahran’ın İmam Humeyni -ks- hüseyniyesinde düzenleniyor.

Şii müslümanların üçüncü imamı kameri 61 yılının Muharrem ayında Kerbela’da şehit edildi.

Geçen hafta ayrıca kutsal savunma haftası dolaysıyla bir dizi özel etkinlik düzenlendi, İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu bağlamda bir mesaj yayımladı.

Gerçen hafta Kuzey Irak gelişmeleri ve İran’ın bu gelişmelere karşı tutumu ve bu yöndeki istişarelerin devam etmesi, Amerika’nın Bercam nükleer anlaşması karşıtı hareketleri ve buna paralel olarak uluslararası camianın ABD Başkanı Donald Trump’ın mantıksız tutumunu ve politikalarını eleştirmesi, bültenimizin devamında ele almak istediğimiz bazı başlıkları oluşturuyor.

İran milleti her yıl kutsal savunma yıllarında şehit düşen on binlerce insanı, onbinlerce gaziyi ve milyonlarca kadın erkek, genç yaşlının ülkeyi ve İslam inkılabı değerlerini savunmak için büyük fedakarlıkta bulunmalarını saygı ile anmak için 22 ila 28 Eylül günlerini kutsal savunma haftası olarak adlandırdı.

Her yıl kutsal savunma haftasında şehitleri, gazileri ve İran milletinin cesur direnişini anmak için çeşitli etkinlikler düzenleniyor.

Eylül 1980 tarihinde Saddam bir hafta içinde Tahran kapılarına dayanacağını zannederek, 12 piyade tümen, 4500 tank ve zırhlı araç, 360 savaş uçağı, 400 helikopter ve yığınla askeri teçhizatla İran topraklarına karşı taarruza geçti. Irak’ın dönem Başbakanı Taha Yasin Ramazan  savaşın amacını İslam inkılabı ile mücadele etmek şeklinde açıklayarak şöyle demişti: bu savaş 1957 Cezayir anlaşması veya bir kaç yüz km toprak veya Ervend ırmağının yarısı için değil. Bu savaş İran İslam Cumhuriyeti rejimini devirmek içindir.

Bu savaşta tüm zorba devletler de Irak rejimine destek verdi ve bölgesel bir ittifak kurarak İran İslam Cumhuriyeti nizamını devirmek istediler, fakat İran milleti şehadettalep ruhu ve inkılapçı saikleri ile saldırgan güçlere ezici cevap verdi.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei kutsal savunma haftası dolaysıyla yayımladığı mesajında şehadet, seçkin kullara ilahi hediye olduğunu belirtti. Ayetullah Hamanei mesajında şehadetin azameti şehidi cihat arenasına çeken ve şehadet şerbetinden ona tattıran yüce bir makama uygun ihlaslı fedakarlık olduğunu vurguladı.

Ayetullah Hamanei mesajının devamında da ne zaman bir toplumda bu denli büyük insanlar ortaya çıkacak olursa herkese onların yolunu öğrenmek ve ilahi kata doğru uzanan yola ayak basmak ve canına hayat vermek düştüğünü kaydetti.

Kuşkusuz bu değerli unsurlar belli bir  zaman veya özel bir olayla sınırlı olmaz ve bilakis sürekli ve dinamik bir akım ve ilerleyen bir hareket olarak İran milletinin ülkülerini içerir ve bölgede adalet ister ve sulta düzenine karşıdır. Bugün İran terör ve özellikle IŞİD ile mücadelede Irak ve Suriye topraklarının en derinlerinde en ön saflarda yer almaktadır ve bu zorlu yolu yine kutsal savunma yıllarındaki saiklerle ve aynı inkılapçı psikoloji ile cihatçı mücadelesini sürdürmektedir. Kutsal mekanları savunan mücahitlerden biri olan Şehit Muhsin Hoceci 9 Ağustos 2017 tarihinde Suriye ve Irak sınırında tekfirci IŞİD terör örgütü tarafından esir alındıktan sonra namertçe şehit edildi. Şehit Muhsin Hoceci kutsal mekanları savunan diğer mücahitlerle omuz omuza IŞİD karşısında direndi ve böylece direnişin IŞİD karşısında yeni bir zafer elde etmesine vesile oldu.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei geçen Çarşamba günü şehit Musin Hoceci’nin mutahhar naşının başına gelerek fatiha okudu. Ayetullah Hamanei tüm şehitlerin yüce Allah katında aziz ve saygın olduğunu, ancak bu gençte öyle bir özellik bulunduğunu, ki yüce Allah bu şehidin adını daha da yücelttiğini vurguladı.

Geçen hafta yayımlanan haberler ve raporlar Amerika yönetimi Bercam nükleer anlaşmasının ruhuna aykırı hareket ettiğini ve yapıcı olmayan bir tutum sergileyerek Bercam anlaşmasının başarılı uygulanmasını engellemeye çalıştığını ortaya koydu.

Bilindiği üzere Bercam anlaşması 16 Ocak 2016 tarihinde yürürlüğe girdi, ancak anlaşmanın İran dışındaki diğer tarafları şimdiye kadar yükümlülüklerini İran gibi yerine getirmedi. Bu tutumun devamında ABD’nin BM daimi temsilcisi Nicky Hilly geçen Perşembe günü mantıksız ve mesnetsiz bir bildiri yayımlayarak Bercam nükleer anlaşması eksik ve kısıtlı bir anlaşma olduğunu ve İran’ın nükleer faaliyetleri daha titiz bir şekilde gözetilmesi gerektiğini ileri sürdü.

Amerika yönetimi UAEK üzerinden İran’a daha sıkı denetim dayatmaya ve haksız yere İran’ın askeri tesislerini denetlemeye çalışıyor. Amerika bu girişim ile İran ve ajans arasındaki işbirliğine gölge düşürmeye çalışıyor.

Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif geçenlerde Rusya’nın Sochi kentine yaptığı ziyareti sırasında UAEK’nun İran’ın askeri tesislerini denetleme konusunda yaptığı açıklamada, ek protokol ve Bercam nükleer anlaşmasına göre ancak nükleer faaliyetlerin mümkün olabileceği sitelerin denetlenebileceğini kaydetti.

Dışişleri Bakanı Zarif ayrıca İran İslam Cumhuriyeti ve UAEK defalarca açıkladıkları gibi İran ilan edilmemiş faaliyeti bulunmadığını ve bu sözünü tuttuğunu kaydetti.

Gerçekte Bercam nükleer anlaşması UAEK’nin İran’ın askeri sırlarını ortaya çıkaracak denetlemelerine bahane oluşturamaz.

Tahran geçen hafta Irak gelişmeleri hakkında siyasi istişarelerin merkezlerinden biriydi.

Bilindiği üzere Kuzey Irak yerel yönetimi lideri Mesut Barzani Irak yönetimi, bölge ülkeleri ve uluslararası camianın tüm muhalefetine rağmen 25 Eylül 2017’de illegal bağımsızlık referandumu düzenledi. Ancak bu referandum Irak komşuları tarafından tepki ile karşılandı.

İslami Şura Meclisi milletvekilleri bir bildiri yayımlayarak, Kuzey Irak yerel yönetiminin ayrılma referandumu bu ülkenin demokratik yoluna zarar vereceğini vurguladı.

İranlı milletvekilleri bildiride, Irak’ta her türlü bölücü hareketin hem bu ülkenin ve hem tüm bölgenin zararına olacağını vurguladı.

Bildiride İslami Şura Meclisi milletvekilleri, Kuzey Irak yerel yönetiminin üst düzey yetkililerinden Irak’ın merkezi yönetimi ile işbirliği yapmak üzere gerekli tedbirleri uygulamalarını ve siyonistlerin bölgede maceracılık yapmalarına izin vermemelerini istedi.

İslami Şura Meclisi milletvekilleri yayımladıkları bildiride. Kuzey Irak bölgesinin Irak’tan ayrılması Irak’ın milli dayanışmasını ve toprak bütünlüğünü etkileyeceğini ve bu ülkeyi yeni çatışmaların girdabına sürükleyeceğini belirttiler.

Geçen hafta Savunma Bakanı Hatemi, Tahran’da Türkiye Büyükelçisi Rıza Hakan Tekin’i kabul etti. Görüşmede iki yetkili ikili ilişkilerin yanı sıra bölge meselelerini ve özellikle Kuzey Irak’ta ayrılma referandumunu görüştü. Görüşmede General Hatemi İran İslam Cumhuriyeti bölgede herhangi bir ülkenin parçalanmasına karşı olduğunu, sınırların kapatılması Erbil için iyi bir mesaj olmasını umduklarını vurguladı.

Büyükelçi Tekin de görüşmede Iraklı Kürtlerin tek yanlı kararı bölgede kaygıya ve istikrarsızlığa yol açtığını, Erbil yetkilileri bu sorunu iyi niyetle çözerek Irak anayasasına aykırı olan tek yanlı hareketlerini durdurmalarını umduklarını ifade etti.

Geçen hafta İran genel kurmay Başkanı General Muhammed Bakıri de Iraklı mevkidaşı General Osman Ganemi ile Tahran’da yaptığı görüşmenin ardından ortak basın toplantısında İran ve Irak yönetimleri Kuzey Irak’ta düzenlenen illegal referandumu kabul etmeme konusunda aynı görüşü paylaştıklarını ve her iki ülke Irak coğrafyasının değişmesi ve bir parçasının bu ülkeden ayrılmasına karşı olduklarını vurguladı.

General Bakıri, İran İslam Cumhuriyeti üniter ve bütünlük içinde olan Irak’ı tanıdığını ve İran ile ortak sınırları da şimdiki yasal sınırlar olacağını kaydetti.

Görünen o ki Kuzey Irak’ta düzenlenen illegal referandum, bölgenin parçalanması için bir malzemeye dönüşüyor. Aslında Amerika 2003 yılında Irak topraklarına saldırdığı günden beri bu ülkenin Kürt, sünni ve şii temelinde üçe bölünmesi yönünde çeşitli komplolar gündeme getiriliyordu ve esas amaç bu modeli Irak’ın komşularına da uygulamaktı.