Ortadoğu gelişmeleri
Geçen hafta Ortadoğu yine bir çok önemli gelişmeye sahne oldu, fakat Gazze şeridinde Filistin milli vefak hükümeti ilk oturumunu düzenlemesi, Irak’ın eski Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin vefat etmesi ve Arabistan kralı Salman’ın Rusya ziyareti bölge gelişmelerinin başında yer aldı.
Geçen hafta Filistin milli vefak hükümeti ilk kez Gazze şeridinde oturum düzenledi. Bu oturum Hamas ve Fetih hareketlerinin milli barış sürecinde uzlaşmalarının ardından Gazze’de gerçekleşti.
Filistin milli vefak Başbakanı Rami Hamdullah geçen Pazartesi günü Gazze’ye girer girmez yaptığı açıklamada Gazze’ye yaptığı dört günlük ziyaretinin amacını Filistin içindeki bölünmüşlüğe ve ihtilaflara son verme şeklinde açıkladı. Hamdullah, Filistinlilerin arasında bölünmüşlüğün ve ihtilafların tek kazanan tarafı, İsrail olduğunu vurguladı.
Gazze şeridinde milli vefak hükümetinin oturumuna paralel olarak özerk teşkilatın Hamas hareketini silahsızlandırma çabası ile ilgili bazı spekülasyonlar ve açıklamalar gündeme gelmeye başladı. Açıklamalardan biri ise Filistin özerk teşkilat Başkanı Mahmut Abbas’a aitti.
Mahmut Abbas geçen Pazartesi günü Mısır’ın CBC kanalına verdiği mülakatta Gazze şeridinde Lübnan Hizbullah hareketinin deneyiminin tekrarlanmasına izin vermeyeceğini söyledi.
Ancak bu açıklama, Hamas yetkililerinin tepkisi ile karşılaştı. Hamas siyasi büro Başkanı İsmail Heniye de Mısırlı bir tv kanalına yaptığı açıklaması direnişin silahı hakkında şu ifadeyi kullandı: işgal devam ettiği sürece direniş ve savunmak için silah bulundurmak kesin haktır ve bu yeni bir şey değildir.
Hamas hareketinin üst düzey üyelerinden Mahmut Zahar da Filistin’de milli barışın anlamı Filistinlilerin en temel seçenekleri olan direnişten vazgeçtikleri anlamına gelmediğini belirtti.
Gerçi bu kez Filistinlilerin arasında milli barış sürecinin çok ciddi bir şekilde izlendiği gözleniyor, ancak bazı ihtilafların varlığı bu sürecin devam etmesi yönünde kuşkuları arttırdığı anlaşılıyor. Bu doğrultuda Arap dünyasının seçkin yazarlarından Abdulbari Atvan ise Gazze’nin güvenliği, direniş silahı, füzeleri ve memurların maaşları gibi meselelerin Hamas ve Fetih arasında milli vefak hükümetinin devam etmesi konusunda varılan mutabakatın devam etmesi hakkında kuşkulara yol açtığını belirtti.
Geçen hafta Irak’ın eski Cumhurbaşkanı Celal Talabani Salı günü Almanya’da 84 yaşında hayata gözlerini yumdu ve geçen Cuma günü de Süleymaniye kentinde düzenlenen cenaze töreni ile toprağa verildi.
Celal Talabani IKYB lideriydi ve 2005 ila 2014 yılları arasında Irak’ın Saddam’dan sonra ilk Arap olmayan Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı.
Talabani 2012 yılında beyin kanaması geçirdi ve beş yıl süren hastalığının ardından geçen Salı günü Almanya’da vefat etti. Celal Talabani Irak’ın devrik lideri Saddam ile mücadelede önemli rol ifa eden Kürt liderlerden biriydi. Talabani zulüm karşıtı bir karaktere sahipti ve aklı duygulardan ön planda tutan deneyimli bir politikacıydı.
Saddam rejimi devrildikten sonra Celal Talabani, Mesut Barzani’nin aksine hiç bir zaman ayrılmak, Irak’ı bölmek ve toprak bütünlüğünü tehdit etmekten söz etmedi ve sürekli Irak anayasasına ve ihtilafların yasal yollardan çözümlenmesine vurgu yaptı. Celal Talabani Irak’ta her zaman şii, sünni, Kürt, Arap ve diğer etnik grupların vahdet simgesiydi. Bu yüzden Irak Başbakanı Haydar İbadi yayımladığı taziye mesajında Celal Talabani’den kardeşi, mücadeleci şahsiyet ve demokratik federal Irak’ın inşa sürecinin ortağı olarak söz etti.
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de merhum Talabani’nin cenaze töreninin kulisinde Talabani’den Irak’ın toprak bütünlüğü ve vahdetinin simgesi şeklinde söz etti.
Celal Talabani’nin cenaze törenine başta Kuzey Irak halkı olmak üzere Irak milleti ve bazı yerli ve yabancı şahsiyetler katıldı. Cenaze törenine Bağdat yönetimini temsilen içişleri Bakanı Kasım Araci katılmıştı.
Cenaze töreni ile ilgili olarak yaşanan özel gelişmelerden biri, Celal Talabani’nin naaşını Almanya’dan süleymaniye’ye getiren Irak havayollarına ait uçağın geçen haftadan beri Kuzey Irak’a uygulanan uluslararası uçak seferleri yasağından müstesna edilmesiydi. Cenaze töreninde yaşanan ve Bağdat yönetiminin itiraz etmesine yol açan bir başka gelişme ise Erbil yönetiminin baskıları yüzünden Celal Talabani’nin naşının bulunduğu tabutun Irak milli bayrağı yerine Kuzey Irak yerel yönetiminin bayrağına sarılmasıydı. Bu uygulama IKYB liderlerinden Ala Talabani bu parti ve Celal Talabani ailesi tabutun üzerine Irak milli bayrağı çekilmesini ve cenaze töreni sırasında Irak’ın milli marşı okunmasını istedikleri halde Kuzey Irak yerel yönetiminin baskıları ile yapıldı. Bu yüzden Iraklı bazı milletvekilleri Kuzey Irak yerel yönetiminin bu uygulamasına tepki olarak cenaze törenini yarıda bırakarak tören alanından ayrıldı.
Geçen hafta Arabistan’ın hasta kralı Salman bin Abdulaziz 4 Ekim Çarşamba günü Rusya’nın başkenti Moskova’ya geldi ve Rusya lideri Vladimir Putin tarafından karşılandı. Gerçi Suud rejiminde siyaset ve medya çevreleri bu ziyareti tarihi bir ziyaret gibi takdim etmek için büyük çaba harcadı, ancak görünen o ki bu ziyaretin tarihi oluşunun tek boyutu, ilk kez bir Suudi Arabistan kralının Rusya topraklarını ziyaret etmesinden ibaret oldu.
Gerçi kral Salman’ın Rusya ziyareti sırasında iki ülke arasında bazı anlaşmalar imzalandı, ancak bu anlaşmaların iktisadi değerinin 4 milyar doları bile aşmadığı belirtildi. Arabistan ile Rusya arasında imzalanan anlaşmaların önemli bir bölümü Riyad’ın askeri alımları ile ilgilidir ki en önemli olanı da Moskova’nın Arabistan’a S-400 füze savunma sistemlerini satmayı kabul etmesiydi.
Gerçekte hasta kral Salman’ın Moskova’ya yaptığı ziyaretinin en önemli sebebi, Ortadoğu bölgesinde ve özellikle Suriye’de şartların değişmesi ve Suud rejiminin Yemen bataklığına ve Katar ile kriz girdabına saplanmasıydı.
Son altı yılda sürekli Suriye’de Beşar Esad’ın iktidarın başından çekilmesine vurgu yapan ve bu yönde terör örgütlerini destekleyen Suud rejimi şimdi bu amacına ulaşmaktan tamamen umudunu kesmiş bulunuyor. Öte yandan Arabistan Yemen’de bir kaç günde nihai zafere ulaşmayı beklerken, şimdi 30 aydır Yemen bataklığına saplanmış bulunuyor. Öte yandan BM genel sekreteri Antonio Guterres de son raporunda Arabistan’ın Yemen’e karşı başını çektiği ittifakın adını çocuk haklarını ihlal eden ülkelerin listesine aldı. Yine Arabistan’ın Katar ile yaşadığı ve Katar’ın direnişi ile karşılaştığı kriz de Suud rejiminin Arap dünyasındaki konumuna ağır darbe indirdi.
Tüm bu olumsuzluklar Riyad’ın dış politikasında aldığı yanlış karar yüzündendi ve Ortadoğu bölgesinde güç dengelerinin Irak ve Suriye’de teröristlerle savaşta zafer kazanan İran İslam Cumhuriyeti lehine değişmesine yol açtı.
Şimdi görünen o ki Suud kralı Salman İran İslam Cumhuriyeti ve Rusya arasındaki stratejik ilişkilerin bilincinde hareket ederek Moskova ziyareti sırasında Putin’i bölgede güç dengelerinin daha fazla İran İslam Cumhuriyeti lehine değişmesini önlemesini veya en azından İran ve Arabistan arasında arabuluculuk yapma konusunda ikna etmeyi amaçlıyor.
Sonuçta görünen o ki, kral Salman’ın Moskova ziyaretinden Ortadoğu bölgesindeki hakim düzende pek fazla bir değişiklik getirmesini beklememeliyiz, ama yine de bu ziyaretin petrol piyasaları üzerinde olumlu etkisi olmasını bekleyebiliriz, zira Arabistan OPEC’in ve Rusya da OPEC dışında dünyanın en büyük petrol üreticileridir.
2014 yılında Amerika ile koordineli bir şekilde, İran ve Rusya’nın ekonomilerine darbe indirmek üzere petrol fiyatlarını düşüren Arabistan ve Arap müttefikleri Moskova ve Tahran’dan daha fazla petrol fiyatlarının düşmesinden zarar gördü.
Gözlemciler kral Salman’ın Moskova ziyaretinin zeminini geçen Mayıs ayında kralın oğlu Muhammed bin Salman’ın Rusya ziyareti sırasında hazırlandığını belirtiyor. Muhammed bin Salman o ziyareti sırasında veliaht prensinin halefiydi.
Şimdi kral Salman son günlerde Arabistan’da kadınlara araç kullanma hakkı başta olmak üzere bazı haklarında reform yapması gibi önemli bir gelişme yaşandığı bir sırada Rusya ziyaretini gerçekleştirdi.