Nura giden yol
El-Ahzab suresinin 39 ila 42. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.
EL-AHZAB suresinin 39. Ayeti:
الَّذِينَ يُبَلِّغُونَ رِسَالَاتِ اللَّهِ وَيَخْشَوْنَهُ وَلَا يَخْشَوْنَ أَحَدًا إِلَّا اللَّهَ وَكَفَى بِاللَّهِ حَسِيبًا (33:39)
Yani:
O peygamberler ki Allah'ın gönderdiği emirleri duyururlar, Allah'tan korkarlar ve O'ndan başka kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah (herkese) yeter.
Geçen bölümde İslam Peygamberi’nin –s– evlatlığının boşandığı eşi ile evlenme meselesi gündeme geldi ve olayın ardından yüce Allah şöyle buyurdu: İslam Peygamberi ve ondan önceki peygamberler ilahi emirleri yerine getirirken hiç bir şeyden korkmamalı veya halkın sözünden çekinerek, emirleri yerine getirmekte müsamahakar davranmamalıdır.
Bu ayet ise şöyle buyurmakta: İlahi peygamberlerin temel görevi, ilahi risaleti hiç bir şeyden korkmadan tebliğ etmektir. Peygamberler ancak Allah’tan korkar ve Allah’tan başkasından asla korkmaz.
Doğal olarak toplumun yanlış gelenek ve göreneklerine karşı çıkmak veya halkın yersiz isteklerine muhalefet etmek, insanı bir takım tehditlere ve aşağılanmalara maruz bırakabilir. Bu yüzden bir çok insan yaptıkları işin yanlış olduğunu bildikleri halde sırf halkın sözünden çekinerek akıl ve şuurlarının hükmettiğinin tersine davranarak o yanlış işi yaparlar. Oysa evliyalar ve hakiki müminler ancak yüce Allah’ın rızasını göz önünde bulundurur ve hiç kimsenin sözünden çekinmez veya korkmaz, zira onlar Allah’ın onlara yettiğini bilirler.
Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Dini tebliğ etmek takva, tevekkül, cesaret ve kesin tavır ister ve bu özellikleri taşımayanlar bu işte başarılı olamaz.
2 – Dini tebliğ etme ve yaygınlaştırma yolunda zorluklara katlananların mükafatı Allah katında saklıdır.
EL-AHZAB suresinin 40. Ayeti:
مَا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَا أَحَدٍ مِنْ رِجَالِكُمْ وَلَكِنْ رَسُولَ اللَّهِ وَخَاتَمَ النَّبِيِّينَ وَكَانَ اللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمًا (33:40)
Yani:
Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
Geçen ayetlerin devamında bu ayet ilkin cahiliyenin geleneğini reddederek şöyle buyurmakta: Muhammed Zeyd’in gerçek babası değildir ve Zeyd sadece onun evlatlığıdır ve ilahi şeriat gereği peygamberin evlatlığının boşandığı eşi ile evlenmesi, cahiliyede çirkin bir amel sayılmasına karşın, sakıncası yoktur.
Ayet daha sonra müminlere hitaben şöyle buyurmakta: Peygamberi, evlatları olan ve temel görevleri onların ihtiyaçlarını karşılamak olan ve baba evlat sevgisi yüzünden hayatında çeşitli sakıncaları olan kendiniz gibi sanmayın. Peygamber bir ümmetin babasıdır ve bu ümmetin maslahatları doğrultusunda adım atması ve sonuçta bu ümmeti ayakta tutması ve ilahi emirleri yerine getirmesi gerekir.
Ayet daha sonra da İslam Peygamberi’nin –s– son ilahi peygamber olduğuna işaret ederek şöyle buyurmakta: Muhammed’in peygamberlerin arasında konumu, çok özel bir konumdur. O hem Allah’ın Resulü ve hem son ilahi peygamberdir. Allah onu son peygamber olarak belirledi ve ona beşeriyete armağan etmek üzere en mükemmel tealimi ve ahkamı ve programları verdi.
Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.
1 – İslam son semavi din ve Kur'an'ı Kerim beşeriyeti hidayete erdirmek üzere gönderilen son ilahi kitaptır.
2 – İslam Peygamberi’nin –s– son ilahi peygamber oluşunun nedeni, o hazretin risaleti ile beşeriyetin dünya ahiret saadet yolu aydınlanmış olmasını bilen yüce Allah’ın sonsuz ilmine dayanır.
EL-AHZAB suresinin 41 ve 42. Ayetleri:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا (33:41)
وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا (33:42)
Yani:
Ey inananlar! Allah'ı çokça zikredin.
Ve O'nu sabah-akşam tesbih edin.
Bu ayetler iman ehli olanlara, her yerde ve her zaman Allah tealayı zikretmeyi ve sabah akşam tesbih etmeyi tavsiye ediyor, zira sabahtan akşama kadar insanın gafletine yol açan bir çok etken söz konusudur. Bu etkenler nefsin heva ve hevesleri gibi iç etkenler veya şeytan ve fasık insanların vesveseleri gibi dış etkenler olabilir. Doğal olarak insanı kuşatan bu etkenlerle mücadele edebilmek için sürekli Allah’ı anmaktan başka çare yoktur.
Beş vakit namaz, bu ilahi tavsiyenin sadece bir bölümüdür. İnsan gün boyunca sürekli Allah’ı hatırlamalı ve her kararından veya her hareketinden önce, Allah’ın rızası olup olmadığını gözetlemelidir. Yani eğer Allah’ın rızası varsa o ameli yerine getirmeli ve eğer yoksa, o ameli nefsinin isteği ve halkın isteğine aykırı olsa bile, terk etmelidir.
Allah’ı anmak insanı her an ve her yerde, sıkıntılar ve zorluklarla karşılaşmada sabırlı hale getirir ve günah durumu ile karşılaştığında onu sakındırır ve günah işlediği takdirde hemen tevbe ederek Allah’a yönelmesine vesile olur.
Kuşkusuz Allah tealaya kalbimizle yönelmenin yanında bir çok durumda dilimizle de zikretmek tavsiye edilmiştir. Örneğin Allah Resulü –s– kızı Hz. Fatıma’ya –s– bir zikir öğretmiş ve her namazın ardından okumasını tavsiye etmiştir. Bu zikir 34 kez Allah-u Ekber, ardından 33 kez Elhamdulillah ve en son 33 kez Subhanallah’tan ibarettir.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Allah’ı anmak sadece dilde ve sözde anmak değildir. İnsan her düşüncesinde ve her hareketinde Allah tealanın hoşnutluğunu gözetlemesi gerekir.
2 – Allah’ı anmak geçici ve kesintili olarak değil, ancak daimi ve sürekli olduğu takdirde etkili ve faydalı olabilir.
3 – İlahi zikirlerin arasında Allah’ı tesbih ve tenzih etmek daha çok tavsiye edilmiştir.