Nura giden yol
El-Ahzab suresinin 69 ila 73. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.
EL-AHZAB suresinin 69. Ayeti:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا لَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ آَذَوْا مُوسَى فَبَرَّأَهُ اللَّهُ مِمَّا قَالُوا وَكَانَ عِنْدَ اللَّهِ وَجِيهًا (33:69)
Yani:
Ey iman edenler! Siz de Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın. Nihayet Allah onu, dedikleri şeyden temize çıkardı. O, Allah yanında şerefli idi.
Geçen bölümlerde aynı surenin 57. ayetinde münafıkların İslam Peygamberi’ni -s- eziyet etmeleri gündeme gelmişti. Yahudiler Medine kentinde ve müslümanlarla teamül içinde yaşadıklarından, Hz. Musa -s- döneminde o hazretin hakkında söylenen haksız sözler ve töhmetler ve Karun ve Firanvun ve diğer muhaliflerin eli bulunduğu komploların öyküsü müslümanların kulağına geliyordu.
Bu ayet iman ehli olan insanlara şöyle buyurmakta: Dikkat edin, yahudilerden Hz. Musa hakkında duyduklarınızı başkalarına anlatmayın ve spekülasyonları yaymayın, zira Allah teala peygamberinin dürüstlüğü, paklığı ve selameti hakkında şahadet vermektedir ve Allah katında şerefli olan birine şerefsizlik suçlamasında bulunmayın.
Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Düşmanların bir yöntemi, dini önderleri haklarında spekülasyon yaymak ve onlara iftira atmak ve cismi ve ruhi sağlıkları konusunda soru işareti uyandırmakla zayıf düşürmektir.
2 – Allah’a imanın gereği, ilahi peygamberlerin paklığına ve masum olduklarına ve her türlü töhmet ve iftiradan arınmış olmalarına iman etmektir.
3 – Allah teala başta enbiya olmak üzere pak insanları düşmanların haksız ithamlarına karşı savunur ve onları takdir eder. Biz de öyle olmalıyız.
EL-AHZAB suresinin 70 ve 71. Ayetleri:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَدِيدًا (33:70)
يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَنْ يُطِعِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظِيمًا (33:71)
Yani:
Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin.
(Böyle davranırsanız) Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar. Kim Allah ve Resûlüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.
Müminleri haksız sözleri ve töhmetleri yaymaktan men eden önceki ayetin devamında bu ayet şöyle buyurmakta:
Doğruluğu ispat edilmemiş her türlü konuyu beyan etmekten sakınmak gerekir. Her zaman Hak ve hakikate uygun olan sözleri beyan edin ve sorgulanacak sözleri beyan etmekten kaçının. Söyleyeceğiniz söz bir set kadar güçlü ve sağlam olsun ve ailevi veya sosyal sorunları tetiklemesin.
Doğal olarak eğer tüm iman ehli olanlar konuşurken bu ilkelere uyacak olurlarsa ve sırf tahmin ve yersiz zan üzerine başkaları hakkında yargıda bulunmazlarsa, toplum kendiliğinden ıslah olur, yine geçmişteki sorunlar zamanla hallolur, gelecekte yeni sorunların çıkması da engellenir. Allah teala da haksız sözden el çekenlerin geçmiş günahlarını bağışlar ve işlerini ıslah eder. Gerçekte takvanın bir sonucu da haksız sözlerden sakınmak ve hak söze yönelmektir. Bu durum ise amellerin ıslah olması ve günahların bağışlanmasına vesile olur.
İmam Seccad’dan -s- çok güzel bir temsilde, her sabah dil diğer tüm organların halını hatırını sorduğu ve hepsi de ona verdikleri cevapta: Biz hepimiz iyiyiz, eğer sen bırakırsan, dedikleri rivayet edilir.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – İman’ın gereği takva ve takvanın gereği hak ve sağlam söz etmektir
2 – Sözün ve sözcüklerin güzelliği yeterli değil, sözün muhtevası da güzel ve sağlam ve güçlü olmalıdır
3 – Eğer insan gücü yettiğince takvaya uyarsa, yüce Allah da onun hatalarını affeder ve gittiği yolu ıslah buyurur.
EL-AHZAB suresinin 72 ve 73. Ayetleri:
إِنَّا عَرَضْنَا الْأَمَانَةَ عَلَى السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالْجِبَالِ فَأَبَيْنَ أَنْ يَحْمِلْنَهَا وَأَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا الْإِنْسَانُ إِنَّهُ كَانَ ظَلُومًا جَهُولًا (33:72)
لِيُعَذِّبَ اللَّهُ الْمُنَافِقِينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْمُشْرِكِينَ وَالْمُشْرِكَاتِ وَيَتُوبَ اللَّهُ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَحِيمًا (33:73)
Yani:
Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir.
(Allah bu emaneti insana vermek sûretiyle), münafık erkeklere ve münafık kadınlara, müşrik erkeklere ve müşrik kadınlara azap edecek, inanan erkeklerin ve inanan kadınların da tevbesini kabul buyuracaktır. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Ahzab suresinin son ayetleri olan bu ayetler önemli bir konuya temas ediyor ve insanın diğer mahluklara nazaran önemli imtiyazını emanettarlığı şeklinde ifade ediyor. Bu emaneti başka mahluklar üstelemezken, sadece insan adında bir mahluk ilahi lütuf sayesinde üstlenerek ondan yararlanmıştır. Kuşkusuz burada ilahi emanetten maksat, Allah tealanın insana sunduğu ruhtur ki onu başka mahluklardan farklı kılmıştır. Bu ruh insanı akıl ve şuur kaynağıdır ve ardından seçme hakkı ve yetki ve irade gelir ve tüm insani erdemler bu sayede hasıl olur.
Oysa başka mahluklar ister canlı ister cansız, ister bitki ister hayvan olsun, bu büyük ilahi nimeti kaldırabilecek kapasiteden yoksundur ve bu yüzden bu büyük nimetten mahrum kalmıştır. Ancak insan ilahi lütuf sayesinde bu büyük nimete kavuşmuştur. Kuşkusuz bu nimet de diğer ilahi nimetler gibi ilahi bir emanettir ve insanlar onun yaratmamıştır ki istediği gibi kullansın.
İnsanlara bu nimeti emanet olarak sunan yüce allan insandan bu emaneti doğru yolda ve kendisinin ve toplumunun saadeti için yararlanmasını istemiştir. Ancak maalesef bir çok küfüre ve nifaka sapan insan nifakları ve iki yüzlülükleri ile bu ilahi emanete ihanet etmiştir. Mümin kullar da kendilerini bu ilahi emaneti korumakla yükümlü bildikleri halde bazen doğrudan sapabilir ve büyük emanetin sahibi yani yüce Allah’ın görüşünden farklı olarak bu emanette tasarrufta bulunur. Sonuçta bir grup cahillikleri yüzünden ve bir grup zulüm ve acımasızlıkları yüzünden bu ilahi emaneti yanlış kullanır, bir grup da kusur ve hata yüzünden emaneti koruyamaz olur. Doğal olarak zalimler emanete ihanetleri yüzünden hakettikleri cezayı bulur, fakat hata yapanlar tevbe ettikleri takdirde tevbeleri kabul görür ve yeniden ilahi rahmetin kapsamı içine alınır.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – İnsan, Allah’ın varlık aleminde eminidir. Yüce Allah insanlara başka hiç bir mahlukuna vermediği imtiyazlar vermiştir. Bu imtiyazlar ilahi emanettir ve doğru biçimde kullanılması gerekir
2 – İslam açısından zulüm sadece başkalarına zulmetmek değildir. Eğer insan gelişmesi ve kemale ermesine yarayan ilahi nimetleri yanlış yolda kullanırsa, en büyük zulmü kendisine yapmış olur.
3 – İlahi emanet sorumluluk getirir. Kim sorumluluğuna ve elindeki emanete ihanet ederse, ilahi azaba kapılması kaçınılmaz olur.
4 – Kadın ve erkek kemale erme veya alçalma konusunda eşittir ve bu bakımdan kadın ve erkek arasında hiç bir fark yoktur.