Ortadoğu gelişmeleri
Geçen hafta Ortadoğu bölgesi yine olayların yaşandığı bölgelerin başında yer almayı sürdürdü.
Geçen hafta tekfirci IŞİD terör örgütünün sonu gelmesi, Lübnan Başbakanı Saad Hariri’nin Arabistan’da zorunlu ikameti ve geçen Cuma günü Mısır’da bir camiye düzenlenen kanlı terör saldırısı, Ortadoğu bölgesinin en önemli gelişmeleriydi.
Geçen hafta 19 Kasım Pazar günü Suriye’nin Deyrizzur eyaletinin Elbu Kemal kenti tekfirci IŞİD terör örgütünün işgalinden tamamen kurtarıldı ve kent Suriye ordusunun kontrolüne geçti. IŞİD teröristleri ise çevredeki çöllere kaçmak zorunda kaldı.
Böylece Elbu kemal kentinin kurtuluşu ve bundan önce de Irak’ın Anbar eyaletinde Rava kentinin tekfirci IŞİD terör örgütünün işgalinden kurtarılmasından sonra IŞİD’in Irak ve Suriye’de dosyası tamamen kapandığı ilan edildi.
IŞİD terör örgütü ilkin 2006 yılında Irak’ta ortaya çıktı. O günlerde Ebu Ömer Bağdadi bu örgütün başına geçti ve 2010 yılına kadar söz konusu terör örgütünü yönetti. 2010 yılında Ebu Ömer Bağdadi helak edilince, Ebu Bekir Bağdadi tekfirci terör örgütünün başına geçti.
Suriye krizi ve Arap, Batı, İbrani ve Türklerden oluşan eksenin Suriye’de terör örgütlerine desteği, Suriye’de çok sayıda terör örgütünün türemesine yol açtı. Bu örgütlerden biri, 2011 yılında kurulan El Nusra cephesi adlı terör örgütüdür. Suriye krizinin devam etmesi ve Şam yönetimi ile teröristlerin arasında geniş çapta bir savaşın şekillenmesinin ardından 2013 yılında Irak İslamî devleti adlı terör örgütü El Nusra cephesi terör örgütü ile birleşerek Irak şam İslam devleti IŞİD adı altında yeni bir örgüt kuruldu. Örgütün başına Ebu Bekir Bağdadi geçti. IŞİD terör örgütü başta Amerika ve bölgede Arabistan olmak üzere Arap Batı ittifakı tarafından destekleniyordu. Ancak IŞİD’in Avrupa ve Amerika’da bir takım terör eylemleri düzenlemesinin ardından örgüte verilen destekler azalmaya başladı. Ancak buna karşın Batılı güçler hiç bir zaman IŞİD'i yok etme yönünde ciddi adım atmadı, hatta IŞİD’in Irak topraklarını işgal ettikten üç yıl sonra çökeceğini hayal bile edemedi. Fakat İran, Rusya, Irak, Suriye ve Lübnan Hizbullah hareketinin kurduğu 4+1 ittifakının ciddi iradesi imkansız gözüken bunu mümkün hale getirdi ve IŞİD’in askeri yapılanması geçen hafta resmen çöktü.
Aslında Ebu Kemal kentinin tekfirci IŞİD terör örgütünden temizlenmesi 4+1 ittifakı için önemli ve stratejik bir zafer olmanın yanında başta Arabistan ve Amerika ve İsrail gibi Suriye nizamının karşıtları için de önemli bir hezimetti. Bu doğrultuda Lübnan ordusunun emekli generallerinden Şarl Ebi Nadır, El ahd haber sitesinde yayımladığı makalesinde şöyle yazdı:
Kuşkusuz Suriye ordusu ve direniş eksenindeki müttefikleri Suriye’nin doğusunda büyük başarılar elde etti. Bu başarılar askeri ve stratejik sahalarda büyük öneme sahiptir. Bu zaferler Amerikalıların kolay kolay gözardı edebilecekleri şeyler değildir. Ebu Kemal kentinin kurtuluşu ile birlikte Amerika’nın Suriye’nin doğusunda manevra gücü kısıtlandı.
Öte yandan IŞİD’ın bölgede askeri yapılanması çöktükten hemen bir gün sonra Suriyeli muhalifler ve özellikle Arabistan’ın nüfuz ve etkisi altında bulunan örgütlerin arasında çatlaklar ortaya çıkmaya başladı. Bu çerçevede Riyad heyeti adı ile bilinen Suriyeli muhaliflerin müzakereci heyetlerinin Başkanı Riyad Hicab geçen Pazartesi günü istifa etti. Suriyeli muhaliflerin temsilci heyetleri 18 Aralık 2015’te Riyad Hicab’ı Başkan olarak seçmişti. Riyad Hicab, bazı Suriyeli muhalif gruplar Arabistan Dışişleri Bakanı Adil Cubeyr geçen gün muhalif grupların temsilci heyetleri ile görüşmesinde bu heyetin başkanının değişmesine işaret ettiğini ve bu değişiklik Arabistan’ın Suriye’ye yönelik komplocu diplomasisinin hezimete uğradığının itirafı olduğunu belirttikleri bir sırada gündeme geldi.
Geçen hafta Lübnan Başbakanı Saad Hariri geçen Salı günü ve 18 günün ardından Lübnan’a geri döndü. Saad Hariri 4 Kasım’da Arabistan’ın başkenti Riyad’da Suud rejiminin kendisine dikte ettiği bir metni okuyarak Lübnan başbakanlığından istifa ettiğini açıkladı. Ancak Hariri istifa etmesine rağmen Lübnan’a geri dönmedi ve böylece Hariri’nin Riyad’da zorla tutulduğu ile ilgili yorumlar artmaya başladı.
Ancak buna karşın başta Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Aun olmak üzere Lübnanlı yetkililerin ısrarları ve yine bir çok ülkenin üst düzey yetkililerinin baskıları Riyad yönetimini Hariri’nin Lübnan’a dönmesine izin vermeye zorladı. Buna rağmen Hariri Riyad’dan Beyrut’a direk dönmedi ve ilkin Fransa ve ardından Mısır’a gitti ve en son geçen Salı günü Kahire’den Beyrut’a geçti.
Lübnan Başbakanı Hariri Beyrut’a döndükten sonra ilk hareketinde bu ülkenin Cumhurbaşkanı Mişel Aun ile görüştü. Hariri görüşmeden sonra Cumhurbaşkanı Mişel Aun’un talebi üzerine istifasını ertelediğini ve böylece sebepleri hakkında gerekli görüşmeleri yapmaya karar verdiğini açıkladı. Bir başka ifade ile Hariri Riyad’da kendisine dayatılan istifa kararını dolaylı bir şekilde geri aldı ve böylece Suud rejiminin bölgesel politikalarında uğradığı hezimetlere bir yenisini ekledi.
Eric Reguly Kanada’da yayımlanan Globe and Mail gazetesinde Hariri’nin istifasını ertelemesi hakkında yaptığı yorumda, Saad Hariri’nin istifasını geri alması ile birlikte Lübnan’a siyasi muğlaklık hakim olduğunu belirtti.
Saad Hariri ayrıca geçen Çarşamba günü Lübnan’ın bağımsızlığının 73. Yıldönümü törenlerine de katıldı. 22 Kasım Çarşamba günü Lübnan’ın bağımsızlık günüydü. Lübnan milleti 22 Kasım 1943’te Fransa sömürüsüne karşı verdikleri mücadelenin sonunda bağımsızlığını kazanarak bu zaferi kutladı.
Mısır’ın Sina Çölü bölgesinde bir camiye düzenlenen silahlı saldırıda en az 310 kişi öldü, 100 kişi de yaralandı. Haber kaynakları, Cuma namazı sırasında düzenlenen terör saldırısında kayıp sayısının artabileceğinden söz ediyor. Erroza köyünde yaşanan olayda ölenlerin çoğu Cuma namazına katılanlardan oluşuyor.
Mısır savcılığı El Ariş kentinde El Roza camiine düzenlenen hain terör saldırısında ölenlerden 27’si çocuklardan ibaret olduğunu açıkladı. Mısır savcılığı ayrıca terör saldırısını düzenleyen ve sayıları 25 ila 30 kadar olan teröristlerin tekfirci IŞİD terör örgütünün bayrağını taşıdıklarını belirtti.
Bu saldırı IŞİD terör örgütünün Irak ve Suriye’de sonu ilan edildikten sonra düzenlediği ilk terör saldırısıydı. Bu saldırı, IŞİD’in Irak ve Suriye’de sonu terör ve şiddetin sonu anlamına gelmediğini ve Mısır’ın El Ezher üniversitesi şeyhi Ahmet el Hatib’in gece vampirleri olarak adlandırdığı kişilerce devam edeceğini ortaya koydu.
Amerika’nın Newyork Times gazetesi Mısır’ın El Ariş kentinde düzenlenen terör saldırısını bu ülkede silahlı teröristlerin sivillere yönelik en kötü saldırısı niteledi ve saldırı Mısır yönetiminin güvensizliği kontrol altına almakta acizliğini ortaya koyduğunu vurguladı.
Gazete raporunun devamında 2004 saldırılarından sonra zanlılara yönelik tutuklamalar, işkence ve hapse atmalar Sina bölgesinde defalarca tekrarlandığını, fakat bu yaklaşım bölgede güvenlik ve istikrar getirmediğini, nitekim 2017 yılının ilk üç ayında Sina bölgesinin kuzeyinde en az 130 saldırı düzenlendiğini kaydetti.
El Ariş kentinde düzenlenen terör saldırısı, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi son iki haftada başta Lübnan olmak üzere Ortadoğu bölgesinde her türlü yeni savaşın başlatılmasına şiddetle karşı çıkan liderlerden biri olduğu halde gerçekleşti. Bazı gözlemciler bu saldırı Mısır devletinin Ortadoğu bölgesinde yeni bir savaşın başlamasına karşı çıkmasına gösterilen bir tepki olduğunu belirtiyor.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi bir bildiri yayımlayarak saldırıyı şiddetle kınadı.