Ocak 26, 2018 18:26 Europe/Istanbul

Geçen hafta İran’a ait bir petrol tankerinin Çin’e ait bir yük gemisine çarpması ve ardından yanmaya başlaması İran’da büyük kaygılara yol açtı.

6 ocak 2018’de İran’a ait petrol tankeri Çin’in Doğu kıyılarının açıklarında Çin’e ait bir yük gemisiyle çarpıştı. Çarpışmanın sonucunda İran’ın petrol tankerinde yangın çıktı. Gemide ikisi Bangladeşli ve otuzu İranlı toplam 32 mürettebat bulunuyordu.

Bu arada İran deniz kuvvetlerine bağlı yeşil berelilerin özel operasyon ekibi, yanmakta olan İran petrol tankerinde arama kurtarma operasyonuna katılmak üzere Çin’in Şanghay limanına gönderildi. Bu ekip şimdi Çin ordusunun bölgeye gitmek üzere askeri helikopter tahsis etmesini bekliyor. Bu arada İran ordusunun sözcüsü de Çin ve Japonya ordularından İran tanker gemisinde bulunan denizcileri arama kurtarma operasyonunda işbirliği talebinde bulunduklarını açıkladı.

Geçen hafta beyaz saray elebaşıları son haftalara yürüttükleri İranofobia stratejilerinin devamında ve Bercam nükleer anlaşmasını bozma çabalarına paralel olarak İran’da insan hakları ihlali bahanesi ile yeni bir sorun yaratmaya çalıştı. Beyaz saray konu ile ilgili yayımladığı bildirilerinde Washington yönetiminin İran’da son huzursuzlukların sırasında gözaltına alınan binlerce İranlı vatandaşın durumundan derin kaygı duyduğunu iddia etti.

Gerçekte Amerika yönetimi şimdi İran’a yönelik hasmane tutumu ve müdahaleleri ve dayattığı yaptırımları örtbas etmek için İran milletinin haklarını savunma iddiasını ileri sürüyor ve bu bağlamda İran’da gözaltına alınanların durumundan kaygı duyduğunu iddia ediyor.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei geçen hafta Salı günü Kum kentinden gelen binlerce vatandaşı kabulünde düşmanların İran halkının haklı taleplerini suiistifade etme yönündeki komplolarının çeşitli boyutlarını ve katmanlarını beyan ederek şöyle buyurdu: son olayların üçgeninin bir başı Amerika ve korsan İsrail’di. Bunlar bir kaç ay boyunca bu projenin üzerinde çalıştı ve amaçları İran’da bu hareketleri küçük kentlerde başlatarak merkeze ulaşmaktı.

Ayetullah Hamanei bu zümrenin yaptıkları çağrılara işaret ederek şöyle devam etti: Bu çağrılarda pahalılığa hayır sloganı gündeme getirilmişti. Bu slogan bazılarını arenaya çekmek için cazip bir slogandı ve işin başında bazıları bu slogana eşlik etti. Ancak İran milleti hedefler ve sloganların değiştiğini fark eder etmez, yollarını bunlardan ayırdı.

Ayetullah Hamanei açıklamasını şöyle noktaladı: milletin millet düşmanlarına karşı direnişi ve savaşı, İran’ın İran karşıtları ve İslam’ın İslam karşıtları ile mücadelesi geçen kırk yılda olduğu gibi devam edecektir. Ancak düşmanın kinci tutumu yetkililerin halkın ve özellikle zayıf kesimlerin sorunlarından ve zafiyetlerden gafil olmalarına sebebiyet vermemesi gerekir.

Gerçekte son olaylarda terörist ve isyancı unsurların ayak izine rastlanılması ve beyaz saray ve siyonist rejim ve bölgede Arabistan elebaşılığında bazı irticai rejimlerin bu hareketlere aleni bir şekilde destek vermesi bir kez daha ecnebilerin İran’ın iç meselelerini kullanmak ve İslam inkılabına ve İran İslam Cumhuriyeti nizamına darbe indirmek istediklerini ortaya koydu.

AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini’nin özel danışmanı Natali Tachi twiter hesabında şöyle yazdı: ben İran’dan yeni döndüm. Uluslararası medyanın İran’da son günlerde düzenlenen itiraz hareketlerini yansıtma biçimi sahadaki gerçeklerden esef verici biçimde farklıydı.

Tachi söz konusu itirazların asla toplumun tümünü saracak şekilde yayılmadığını ve uluslararası medyanın iddia ettiği gibi İran’ı bir isyan ve önemli bir siyasi değişiklikle karşı karşıya getirmediğini belirterek şöyle devam etti: eğer İran’ın bazı kentlerinde yaşanan huzursuzluklar bir başka ülkede yaşanmış olsaydı, Batı medyası bu olayları başka türlü yansıtırdı.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu olayların yorumlarken yürütülen komplonun iç katmanlarına değinerek şöyle buyurdu: bu olayları organize etmek ve uygulamak için İran komşuluğunda iki komuta karargahı kurulmuştu. Bu karargahlardan biri operasyonu sanal ortamda yürütmek içindi ve ikinci karargah da isyan hareketlerini yönetmesi gerekiyordu. Her iki karargah Amerikalılar ve siyonistlerce komuta ediliyordu ve bunlar zaferlerine kesin gözüyle bakıyordu.

Son yıllarda Amerika devletinin politikası sürekli İran’ı tehdit gibi gösterme üzerinde odaklandı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Bercam nükleer anlaşmasını ihlal etmesi de bu politikanın bir parçası sayılır. Gerçi UAEK şimdiye kadar defalarca İran İslam Cumhuriyeti Bercam nükleer anlaşmasındaki yükümlülüklerini yerine getirdiğini onayladı, ancak ABD Başkanı Trump Bercam nükleer anlaşmasını yok etme yolunu tuttu. Trump hatta Avrupa’yı tehdit etti ve Bercam nükleer anlaşmasını onun istediği gibi düzeltmedikleri takdirde Amerika’yı bu anlaşmadan çekeceğini söyledi.

Amerika Başkanı Trump en son Cuma günü bir bildiri yayımlayarak Bercam nükleer anlaşması hakkında görüşünü açıkça ilan ettiğini ve bu anlaşmanın Amerika’ya az bir puan karşılığında İran’a çok puan verdiğini düşündüğünü kaydetti. Trump Amerika’yı İran ile nükleer anlaşmadan çekmeye yönelik güçlü isteğine karşın henüz bunu yapmadığını belirtti.

Amerika Başkanı Donald Trump İran’a dayatılan ve Bercam nükleer anlaşması çerçevesinde askıya alınan yaptırımları süresini uzattı. Ancak Trump İran aleyhinde mesnetsiz iddialarını tekrarlayarak Bercam’da kalmak için dört şart ileri sürdü.

Trump, ancak İran yönetimi uluslararası denetçilerin istediği tüm sitelerin denetlenmesine izin vermesi, nükleer silah elde etmeye hatta yanaşmama yönünde güvence vermesi, nükleer anlaşmanın maddeleri süresiz olmasını kabul etmesi ve balistik füze yapımı ve denemesini durdurması gerektiğini ileri sürdü.

Ancak Amerika Başkanı Trump’ın yaftaları İran İslam Cumhuriyeti nizamının tepkisi ile karşılaştı.

İran Dışişleri Bakanlığı bir bildiri yayımlayarak ABD Başkanı Trump’ın Bercam nükleer anlaşmasına şart koymasına tepki gösterdi.

Bildiride, İran Bercam nükleer anlaşmasına taraf olan diğer ülkeler ve uluslararası camia ile birlikte defalarca bu anlaşmanın uluslararası muteber bir belge olduğunu ve asla yeniden müzakereye açılamayacağını vurguladığı kaydedildi.

Bildiride ayrıca,, İran Bercam nükleer anlaşmasının dışında hiç bir yükümlülüğü kabul etmeyeceği ve anlaşmada ne şimdi ne de gelecekte hiç bir değişikliğe de izin vermeyeceği vurguladı.

İran bildiride, Amerika yönetimi de Bercam’ın diğer tarafları gibi tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini ve bunu yapmadığı takdirde sonuçlarının sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini kaydetti.

Kuşkusuz Trump’ın bu kuruntularını gerçekleştirmesi pek de kolay olacak bir konu değildir. Bercam nükleer anlaşması çok yönlü sağlam bir uluslararası anlaşmadır ve BM güvenlik konseyi tarafından da onaylanmış ve uygulamada da UAEK tarafından doğrulanmıştır. Bu yüzden bu anlaşmaya verilecek destek de aynı şekilde güçlü ve sağlam olması gerekir.

AB Cuma günü akşam saatlerinde bir bildiri yayımlayarak, ABD Başkanı Trump’ın İran ile imzalanan nükleer anlaşma hakkındaki kararını inceleyeceklerini belirtti. AB bildiride, ilk adım olarak Bercam nükleer anlaşmasını imzalayan üç Avrupa ülkesi ve diğer AB üyeleri ile birlikte Trump’ın bildirisini ve muhtemel sonuçlarını ortak bir çalışma ile değerlendireceklerini vurguladı.

Her halükarda Amerika’nın İran karşıtı politikaları ve AB’nin sergilediği tutumun sürekli dalgalanmasını gözetleyen İran Bercam nükleer anlaşması ile ilgili her türlü muhtemel senaryoya o senaryonun içeriğine uygun biçimde karşılık vereceği kesindir. Kuşkusuz İran İslam Cumhuriyeti  Bercam nükleer anlaşmasını tüm taraflar anlaşmada belirlenen yükümlülüklerine uyduğu sürece faydalı bir anlaşma olarak görmektedir. Ancak Amerika bu anlaşmayı sürekli ihlal ederek sonucu bölgesel ve uluslararası düzeylerde gerginliklerin daha da tırmanması olan siyasi bir bidate imza atmaktadır. Kuşkusuz bu durumun uzun vadede bir çok olumsuz sonuçları olacak ve bölgesel barış ve istikrarı ve küresel teamülleri zedeleyecektir.