İran'ın son siyasi gelişmeleri
Bültenimizi geçen hafta İran’la ilgili önemli gelişmelerin ana başlıkları ile açıyoruz.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin Suriyeli ulema ile görüşmesi,
İngiltere’nin BM güvenlik konseyinde Yemen’le ilgili kararname taslağında İran’ı suçlamaya çalışması,
Cumhurbaşkanı Ruhani’nin Rusya’nın BM güvenlik konseyinde İran’ı desteklemesini takdirle karşılaması,
BM genel sekreteri Antonio Guterres’in İran’da insan hakları ile ilgili gerçekçi olmayan raporu,
BM insan hakları konseyinin oturumu ve İran adalet bakanının oturumda konuşması,
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif Doğu Avrupa ve Balkanlar turu,
Geçen hafta İran’ın önemli bazı gelişmeleriydi.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei geçen hafta Tahran’a gelen Suriye vakıflar Bakanı Abdulsettar Seyyid ve beraberindeki Suriyeli alimlerden oluşan heyeti kabulünde İslamî ortaklıkların üzerinde ısrarla durmanın zaruretine vurgu yaparak şöyle buyurdu: İran, İslam düşmanları ile mücadelenin en ön cephesinde yer alan Suriye’ye desteği devam edecektir. İslamî ortaklıklara vurgu yapan Ayetulllah Hamanei, bir gün Kudüs’te cemaat namazını hep birlikte okumalarına şahit olmayı umduğunu vurguladı.
Suud rejimi gibi küresel istikbarın tefrika politikalarına karşı koymanın İslam ümmetinin görevi olduğunu kaydeden Ayetullah Hamanei,
Korsan İsrail’in bundan bir kaç yıl önce İran’ı 25 yıla kadar şöyle böyle yapacağız, dediğini, o günlerde de onlara gelecek 25 yılı göremeyeceklerini söylediğini ifade etti.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei konuşmasının devamında bazı milletlerin zillete düşmesi liderlerinin zilletinden kaynaklandığını belirterek şöyle buyurdu: Düşman, liderleri büyük onurla İslam dini ve kimlikleri ile izzet hisseden milletin karşısında hiç bir şey yapamaz.
Ayetullah Hamanei ayrıca İslam ümmetinin küresel istikrarın tefrikacı politikaları ve Suud rejimi gibi gerici rejimlerin uygulamaları karşısında görev ve sorumluluğunu hatırlatarak, Amerika ve İsrail’in desteklediği Sünnileri veya Londra destekli Şiileri asla kabul etmediklerini, zira İslam dini küfür, zulüm ve istikbara kaşı olduğunu kaydetti.
Filistin toprakları İslam dünyasının stratejik derinliği olarak yaklaşık yetmiş yıldır eli kanlı siyonistlerce işgal edilmiştir. Kuşkusuz Filistin milletinin kaderi, tarih sürecinde kayda geçen komplolardan geriye kalan eski bir yara sayılır. Amerika ise siyonist rejimin en büyük hamisi olarak sürekli bu rejimin güvenliğini koruma ve takviye etme peşinde olmuştur.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bundan önce dünya ehli beyt –s– forumu üyeleri ve İslamî radyo televizyonlar birliği temsilcileri ile görüşmesinde Amerika’nın planlarını ve hedeflerini üç akım şeklinde beyan ederek bu üç hedefin bölge ülkeleri arasında tefrika çıkarmak, İslam ülkelerine siyasi, iktisadi ve kültürel açıdan nüfuz etmek ve Müslümanların arasında ihtilaf yaratmak şeklinde ifade etti.
Şimdi ise Amerika devleti kutsal Kudüs kentini siyonist rejim İsrail’in başkenti olarak kabul etmekle bölgede yeni bir maceranın ve yeni bir gerginlik yaratmanın peşimde olduğu anlaşılıyor. Gerçi bu konuda ve Amerika’nın bu küstahlıkta bulunma cesareti elde etmesinde başka etkenler de söz konusudur. Bu konuda en başta bölgesel konulara ve işgalcilere karşı hoşgörülü ve esnek davranmak ve karşı tarafın yalan vaatlerine kanmak ve İslam dünyasının kapasitelerinden gafil kalmak, Amerika, korsan İsrail ve Suud rejiminin Filistin meselesine karşı bu denli küstahlaşmasına yol açan etkenlerdir.
Bu yüzden İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ı takdir ederek şöyle konuştu: bugün Suriye direniş cephesinin en ön saflarındadır ve bu yüzden bizim görevimiz de Suriye’nin direnişine destek vermektir. Kuşkusuz sayın Beşar Esad büyük bir mücadeleci lider olarak ortaya çıktı ve hiç kuşkusuz güçlü bir şekilde direndi ki bu da bir millet için çok önemli bir konudur.
Geçen hafta İngiltere yönetimi BM güvenlik konseyinde, içinde Suud rejimi ve BAE’nin Yemen krizinin şekillenmesinde rol ifa ettiklerine hiç değinmediği bir kararname taslağını gündeme getirdi ve İran’ın bu krizde rolünden kaygı duyduklarını ileri sürdü. Ancak Rusya ve diğer üç üye ülke kararnamenin tek yanlı ve sırf İran’a baskı yapmak amacıyla ile hazırlandığını ve İran’ın Yemen krizinde müdahale ettiğini ispat edecek hiç bir belge ve kanıta dayanmadığını belirterek kararnameye karşı çıktı. Böylece ve Rusya’nın veto kararı ile İngiltere’nin sunduğu kararname taslağı BM güvenlik konseyinin gündeminden çıkarıldı.
Aslında Amerika yönetimi son bir yılda bir çok kez İran’ı BM güvenlik konseyine çekmeye çalıştı, fakat her defasında başarısız oldu, ki bu da Amerika’nın uluslararası arenada inzivaya itildiğini ve İran İslam Cumhuriyeti nizamının iktidarı daha da geliştiğini gösteren bir durumdur.
Arabistan’ın başını çektiği saldırgan Suud ittifakı sürekli İran İslam Cumhuriyeti Yemen halk güçlerine silah ve füze verdiğini iddia ediyor. Ancak Yemenli yetkililer bu ülkenin ordusu tamamen kendi imkanlarına dayandığını ve Yemen’e Suud rejimi tarafından dayatılan kuşatmaya karşın kendi imkanlarını her geçen gün biraz daha geliştirdiğini belirtiyor.
Yemen’in Takarib adlı uluslararası siyasi etüt merkezi Başkanı Dr. Abdurrahman Racih bu senaryoyu şöyle değerlendiriyor: Amerikalı yetkililer bu gösterilerle üç amacı izliyor. İlk amaç, Arabistan’ı haraca bağlamaktır. Amerika yönetimi Arabistan veliaht prensi Muhammed bin Salman’ın maceracı politikalarının hamisi olduğunu telkin etmeye ve böylece bu ülke ile daha fazla silah anlaşması imzalamaya çalışıyor. İkinci hedef ise, Tahran’a baskı uygulamaktır. Ancak Washington yönetimi Amerika’nın iç siyaset arenasında yaşadığı anlaşmazlıklar ve AB’nin beyaz saraya eşlik etmemesi yüzünden Bercam nükleer anlaşmasına yönelik eleştirilerini bu kez İran’ın füze programına yönlendirmeye çalışıyor. Üçüncü hedef ise Yemen’de insani kriz ve facia meselesidir. Amerika bu krizin ortaya çıkmasında Suud rejiminin ortağıdır ve bu yüzden bu tür şovları yaparak Arabistan’ın Yemen saldırısı ve kuşatmasını meşru göstermeye çalışıyor.
Öte yandan İran’ın BM daimi temsilciliği bu tür sinsi hareketlere tepkide yayımladığı bildiride bir kez daha Yemen’e yönelik üç yıldır aralıksız devam eden saldırıların bu ülkede insani faciaya yol açtığını belirtti. Bildiride, Yemenli kadınlar ve çocuklar ve siviller hastalık, açlık, kıtlık ve savaşla karşı karşıya bulundukları, bu savaş ABD ve İngiltere patentli silahlarla ve Suud rejiminin eliyle Yemen’e dayatıldığı ve bölgeyi güvensizliğe ve istikrarsızlığa sürüklediği vurgulandı.
Washington post gazetesi ise bu konuda yayımladığı raporunda Amerika yönetimi bizzat Suud rejimine binlerce füze ve bomba ve silah vermesi ve bölgeyi ve Yemen’i kaosa sürüklemesine rağmen İran İslam Cumhuriyeti’ni bölgeyi istikrarsızlaştırmakla suçladığını yazdı.
Geçen hafta Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani İran’ın güneyinde Benderabbas liman kentinde halka hitaben yaptığı konuşmasında Rusya’nın BM güvenlik konseyinde tutumunu ve ABD ve İngiltere’nin sinsi hareketini kınamasını takdirle karşıladıklarını belirterek şöyle dedi: Amerika geçen Pazartesi günü BM güvenlik konseyinde Yemen konusunda İran’ı kınamak istedi, ama yine hezimete uğradı.
Ruhani dünya kamuoyuna da hitap ederek, eğer Yemen halkını düşünüyorsanız Arabistan’a ölümcül bombaların vermesini engelleyin ve Suud rejimine Yemen halkına gıda ve ilaç ulaştırma yollarını açması için baskı uygulayın, dedi.
Geçen hafta BM insan hakları konseyi 37. zirvesini Cenevre’de düzenlendi. Bu oturuma paralel olarak da BM genel sekreteri Antonio Guterres’in İran’la ilgili garez-kar raporu yayımlandı. Bu rapor yine önceki gerçek dışı raporlar gibi bir takım geçersiz ve yanlış referanslara dayanarak hazırlanmış ve İran İslam Cumhuriyeti nizamının insan hakları alanında ilerlemeleri gözardı edilmişti.
İran’dan bu rapora tepki gecikmedi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in İran’da insan hakları ile ilgili raporuna tepki gösterdi.
Sözcü Kasımi, genel sekreterin konu ile ilgili raporu, İran İslam Cumhuriyeti’nde insan hakları alanlarında sağlanan ilerlemeler ve iyileşmeler gözardı edilerek ve belli bir amacın doğrultusunda hazırlandığını belirtti. Kasımi, bu yüzden bu rapor İran İslam Cumhuriyeti açısından itibarsız ve değersiz telakki edildiğini vurguladı.
BM insan hakları konseyi 37. Zirvesine katılan İran adalet Bakanı Seyyid Alirıza Avai, zirvede yaptığı konuşmada insan hakları alanında batının çifte standart tutumunu anlattı. Bakan Avai Cenevre zirvesinde yaptığı konuşmada, bazı ülkelerin BM insan hakları konularını kendi çıkar ve amaçlarına doğru yönettiğini ve siyasi, kültürel ve gelenek ve görenekler bakımından batıdan farklı olan ülkelere karşı çifte standart bir tutum izlediklerini ve böylece BM’nin insan hakları itibarını sorgulamaya açık tuttuklarını vurguladı.
Geçen hafta Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif üst düzey siyasi ve iktisadi bir heyet başkanlığında Doğu Avrupa ve balkanlar turuna çıktı. Zarif bölge turunun ilk ayağında Sırbistan’a gitti.
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif gittiği Sırbistan’da mevkidaşı İvitsa Datiç’le görüştü. Görüşmede iki diplomat ikili ilişkileri geliştirme yollarının yanı sıra bölgesel ve küresel meseleleri ele aldı.
Sırp diplomat, Zarif’e eşlik eden işadamlarından oluşan heyetin iki ülke arasında ticari ve iktisadi ilişkilerin gelişmesine katkı sağlayacağını kaydetti.
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif daha sonra Bulgaristan’a geçti.
Bulgaristan’da temaslarını sürdüren Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Başbakanı Boyko Burisev’le görüştü.
Görüşmede Dışişleri Bakanı Zarif, iki ülke arasındaki ikili ticaret hacmini bir milyar dolara yükseltebileceklerini kaydetti.
Zarif, transit, enerji, altyapı ve teknik ve mühendislik hizmetleri iki ülke arasında işbirliğini geliştirmek için uygun zeminler olduğunu, iki ülke güvenli bir banka kanalı açmaları gerektiğini vurguladı.
Zarif ayrıca İran Bulgaristan’ın bölgeye giriş kapısı olabileceğini ifade etti.
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif Doğu Avrupa ve Balkanlar turunun devamında Bulgaristan’dan Hırvatistan’a geçti.
Dışişleri Bakanı Zarif Hırvatistan’ın başkenti Zagreb’de Hırvatistan Çalışma Bakanı Marko Paviç’le görüştü.
Görüşmede iki ülkenin enerji, yatırım, sanayi ve teknik eğitim gibi alanlarda işbirliği gelişmeleri ele alındı. Zarif ayrıca Hırvatistan Ekonomi Bakanı ve Parlamento Başkanı ile ayrı ayrı görüştü.
Dışişleri Bakanı Zarif, Hırvatistan’dan geçtiği Bosna Hersek’te temaslarının devamında Saraybosna’da mevkidaşı İgor Crnadak’la bir araya geldi.
İki Bakan görüşmede ikili ilişkilerin yanı sıra, iki ülkenin işadamlarına vize kolaylığı sağlamayı ve turizm alanında işbirliğini geliştirmeyi ele aldı.
Zarif ve Crnadak ayrıca dünyanın tüm bölgelerine yönelik ortak tehdit olan terörle mücadelede işbirliğine vurgu yaptı.