Nura giden yol
es-SÂFFÂT suresinin 102 ila 105. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.
es-SÂFFÂT suresinin 102. ayeti:
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْیَ قَالَ یَا بُنَیَّ إِنِّی أَرَى فِی الْمَنَامِ أَنِّی أَذْبَحُکَ فَانْظُرْ مَاذَا تَرَى قَالَ یَا أَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ سَتَجِدُنِی إِنْ شَاءَ اللَّهُ مِنَ الصَّابِرِینَ (37:102)
Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun, dedi.
Geçen bölümde Hz. İbrahim’in -s- yüce Allah’tan ona salih evlatlar vermesini niyaz ettiğini anlatmıştık. Bu ayet ise şöyle buyurmakta:
Allah’ın ona verdiği evladı ergenlik çağına gelince, Allah rüya yoluyla Hz. İbrahim’e evladını Allah yolunda kurban kesmesini emretti.
Doğal olarak bu emri yerine getirmek için babanın rızasından başka, evladın da rızası gerekiyordu. Bu yüzden Hz. İbrahim oğlu İsmail’e şöyle dedi: Bana böyle bir emir verildi. Acaba bu zorlu işi benimsemeye hazır mısın? Sen bu konuda ne düşünüyorsun? Evladın baba eliyle kurban kesilmesi?
Yine doğal olarak sıradan insanlar böyle bir ilahi emir karşısında şu soruları sorabilir: Ey yüce Rabbim, bu nasıl bir şeydir ki benden istersin? Eğer böyle olmasını istiyor olsaydın, ta baştan bana evlat vermezdin. Eğer bu evlat senin uğruna kurban kesilecekse, neden bunu onun babası olan benim yapmam gerekir?
Ancak peygamberler, peygamber olmadan önce Allah tealanın emirlerine karşı mutlak teslimiyet içinde olan kullardır. Peygamberlere göre Allah teala bilge ve hekimdir ve emirleri de sonsuz ilim ve hikmetinden kaynaklanır. Dolaysıyla peygamberler kısıtlı ilimleri ve bilimleri ile bu tür emirlerin gerçek sebebini tam olarak idrak etmeye ihtiyaç duymaz.
Buna göre genç Hz. İsmail’in cevabı da bu anlayışına uygundur ve babasına Allah tealanın emrettiğini yerine getirmesini, baba oğul ilişkisini ve beşeri duyguları bir kenara bırakarak ilahi emri yerine getirmeyi düşünmesi gerektiğini söyler. Hz. İsmail, gerçi bu iş çok zor bir iştir, ama alemleri yaratan yegane Allah’ın emri uğruna ben tüm zorluklara katlanır ve sabredenlerden olurum, der.
Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz:
1 – Peygamberlerin rüyası onlara inen bir nevi ilahi vahiydir, fakat başka insanlar için bu kural geçerli değildir. Dolaysıyla sıradan insanlar gördükleri rüyaya istinat ederek kendileri veya başkaları için herhangi bir yükümlülük belirleyemez.
2 – Evlat sevgisi ilahi emirleri yerine getirmemeye veya günah işlemeye ve ilahi emre karşı çıkmaya sebebiyet vermemelidir.
3 – Görevleri yerine getirmek için sabır ve direniş gereklidir. Bir işin zorluğu yüzünden ilahi emirlere karşı çıkamayız.
es-SÂFFÂT suresinin 103 ila 105. ayetleri:
فَلَمَّا أَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَبِینِ (37:103)
وَنَادَیْنَاهُ أَنْ یَا إِبْرَاهِیمُ (37:104)
قَدْ صَدَّقْتَ الرُّؤْیَا إِنَّا کَذَلِکَ نَجْزِی الْمُحْسِنِینَ (37:105)
Yani:
Her ikisi de teslim olup, onu alnı üzerine yatırınca:
Biz ona: " Ey İbrahim!" diye seslendik.
Rüyayı gerçekleştirdin. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.
Hz. İsmail, baba oğul ilahi emre karşı tam teslimiyetlerini yansıtan ilahi emri yerine getirmeye hazır olduğunu beyan ettikten sonra Hz. İbrahim oğlunu kurban etmek için yüzüstü toprağa yatırdı ve işin hazırlıklarını tamamladı. Tam o sırada nida geldi ki: Ey İbrahim, biz evladının başını kesmeni istememiştik, sadece evladına olan sevginden el çekip çekmeyeceğini sınamak istedik ve sen bu zorlu sınavda başarılı oldun. Sen sana rüyanda emredilen her şeyi hiç eksiksiz ve tam olarak yerine getirdin ve hem ilahi emri yerine getirmek istediğini ve hem bu uğurda asla müsamahakar davranmayacağını gösterdin.
Gerçi Hz. İsmail kurban kesilmedi, ancak Hz. İbrahim’in niyeti evladını Allah teala yolunda kurban kesmekti. Nitekim bu niyeti yeterli oldu ve amelinin yerine kabul gördü.
Aslında İslam kültüründe her işin değeri o işin niyetine ve hedefine bağladır, öyle ki mümin kulun hayır amel için niyeti o amelden daha değerli sayılmıştır.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Yüce Allah’a ve emirlerine karşı teslim olmak, peygamberlerin ve evliyaların erdemlerinden biridir. Nitekim ancak Allah teala karşısında tam teslimiyet içinde yapılan ameller takdirle karşılanır.
2 – Bazen ilahi emirler sadece insanı sınamak içindir.
3 – Manevi kemal ve erdeme ulaşmanın hiç bir sınırı yoktur. Bazen Hz. İsmail gibi bir ergen hızla kemal derecelerine nail olarak ilerler ve bu uğurda Hz. İbrahim gibi büyük bir ilahi peygamberi izler.
4 – İhsan sadece mali boyutu olan bir amel değildir. Allah yolunda canını feda etmek de bir nevi ihsandır.