Kasım 02, 2019 13:39 Europe/Istanbul

es-SÂFFÂT suresinin 106 ila 113. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

es-SÂFFÂT suresinin 106 ila 108. Ayetleri:

 

إِنَّ هَذَا لَهُوَ الْبَلَاءُ الْمُبِينُ (37:106)

وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍ (37:107)

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْآَخِرِينَ (37:108)

 

 

Yani:

Bu, gerçekten, çok açık bir imtihandır.

 

Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik.

 

Geriden gelecekler arasında ona (iyi birnam) bıraktık:

 

 

Geçen bölümde Hz. İbrahim -s- ve oğlu İsmail ilahi fermanı yerine getirmek üzere hazırlanırken yüce Allah’tan o hazrete nida geldiğini anlattık. Allah teala peygamberine rüyasında onu emredilen her şeyi tamı tamına yerine getirdiğini ve görevini yerine getirmekte asla mümahakar davranmadığını buyurdu.

Bu ayetler ise şöyle buyurmakta: Gerçekte Allah tealanın İsmail’in babasının eli ile kurban kesilmesi yönündeki fermanı İbrahim’i sınamakta, yoksa yüce Allah İsmail’in kanı babasının eliyle yere akıtılmasını istemiyordu. Bu sadece bir sınavdı ve amacı, Hz. İbrahim’i, Allah tealanın emrini yerine getirmek üzere hatta en çok sevdiği evladından vaz geçip geçmeyeceğini belli etmekti.

Gerçekte Allah tealanın amacı Hz. İbrahim’in oğlunun başını kestirmek değil, gönül bağını kestirmekti. Bu yüzden baba oğul bunun için hazır olduklarını ispat edince yüce Allah peygamberine, oğlu İsmail’in yerine büyük bir koçu O’nun uğruna kurban kesmesini emretti, böylece bu İbrahim sünnet tarih boyunca da insanlara miras kaldı. Bu yüzden Kabe’yi ziyaret eden ve Mekke’de Hac farizesini yerine getiren hacılar Mina’da Hz. İbrahim ve oğlu İsmail’i anarak Allah yolunda kurban kesiyor.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Evlattan ve özellikle babanın evladına yönelik sevgisinden el çekmesi en zorlu ilahi sınavlardan biriydi ve Hz. İbrahim ve oğlu İsmail bu sınavdan başı dik çıktı.

2 – Allah yolunda kurban kesmek, İbrahimi hasene sünnetlerden biridir ve her yıl kurban bayramında Mekke ve diğer İslam beldelerinde yerine getirilir.

3 – Nice insanlar vardır kendilerinden hasene sünnetleri geride bırakır ve bu yüzden adı gelecek kuşakların arasında ebediyen yaşar.

 

es-SÂFFÂT suresinin 109 ila 111. Ayetleri:

 

سَلَامٌ عَلَى إِبْرَاهِيمَ (37:109)

كَذَلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ (37:110)

إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنِينَ (37:111)

 

 

Yani:

İbrahim'e selam! dedik.

 

Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.

 

Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandır.

 

 

Geçen ayetlerde Hz. İbrahim, oğlu İsmail’i Allah yolunda kurban etme sınavı olan ilahi emri başarı ile yerine getirdikten sonra ilahi özel lütuftan yararlandığı beyan edildikten sonra bu ayetler tarih boyunca o hazrete ilahi selamdan bahsederek şöyle buyurmakta:

Bu lütuf ve inayet Hz. İbrahim’e özel değildir ve kim Allah yolunda malından, canından ve sevdiklerinden vaz geçecek olursa ilahi mükafatla mükafatlandırılır. Kim iman ehli olursa ve Allah’a kulluk yolunda O’na karşı mutlak teslimiyet içinde olursa, Hz. İbrahim gibi ilahi lütuf ve merhametten yararlanır ve bu durum tarih boyunca devam edecektir.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Allah teala Kur'an'ı Kerim’de peygamberlerine selam gönderiyor, ancak İslam Peygamberi -s- hakkında hem yüce Allah ve hem melekleri o hazrete selam ve salevat getiriyor. Allah teala bu doğrultuda mümin kullarından da sürekli İslam Peygamberi’ne -s- selam ve salevat göndermelerini istiyor.

2 – Her türlü iyi amel, dünya ahiret ilahi mükafatı vardır.

3 – İlahi ceza ve mükafat düzeni belli kuralları ve sünneti vardır.

 

es-SÂFFÂT suresinin 112 ve 113. Ayetleri:

 

وَبَشَّرْنَاهُ بِإِسْحَاقَ نَبِيًّا مِنَ الصَّالِحِينَ (37:112)

وَبَارَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلَى إِسْحَاقَ وَمِنْ ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌ وَظَالِمٌ لِنَفْسِهِ مُبِينٌ (37:113)

 

 

Yani:

Sâlihlerden bir peygamber olarak O'na (İbrahim'e) İshak'ı müjdeledik.

 

Kendisini ve İshak'ı mübarek (kutlu ve bereketli) eyledik. Lâkin her ikisinin neslinden iyi kimseler olacağı gibi, kendine açıktan açığa kötülük edenler de olacak.

 

 

Kur'an'ı Kerim önceki ayetlerde Hz. İbrahim’in oğlu İsmail’den söz ediyordu ve o ayetlerde İsmail’den sabreden bir genç şeklinde bahsetti. Ancak bu ayetler Hz. İbrahim’in diğer oğlu, yani İshak hakkındadır. Allah teala Hz. İbrahim’e onun peygamberliğini vaadetmişti. O da geçmiş peygamberler gibi yaşadığı çağın salih ve iyi insanlarından biri olacak ve bu yüzden özel ilahi lütuf ve merhametten yararlanacaktı. Kur'an'ı Kerim bu lütuftan bereket tabiri ile söz ediyor. Bu bereket her şey için, hayat, ömür, soy, düşünce, inanç ve diğer şeyler için geçerlidir. Zira bereket, kalıcı ve sürekli hayır anlamına gelir. Söz konusu kalıcı ve sürekli bereketlerden biri, İsrailoğulları’nın peygamberleri İshak soyundan olmasıydı, ancak İslam Peygamberi -s- Hz. İsmail soyundan geliyordu.

Ayetlerin sonunda ise şöyle buyurmakta: Gerçi İshak soyundan gelen evlatların tümü iyi kimseler değildi ve bazıları da kötülerden ve zalimlerden oldular. Bu durum insanoğlunun iradesinin sonuçlarından biridir ki pak bir soydan gelmesine karşın yanlış seçeneklere yönelip yanlış yola sapabilir.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Peygamberlerin hanedanından da kötü evlatlar çıkabilir. Peygamberler veya salih insanlarla kan bağı veya akrabalık durumu illa ki hidayete ermiş olma anlamına gelmez. Yani bazı babalar Allah tealanın seçkin kulları olabilir, fakat evlatları hak yolundan sapmıştır.

2 – Hz. İbrahim’in evlatları ve soyu hakkındaki duası, İsmail ve İshak’ın ve onlardan türeyen soyların bir çok ilahi lütuftan yararlanmalarına zemin oluşturdu. Biz de şayeste evlatlar ve salih bir soyumuz olması için sürekli Allah teala katına dua etmeliyiz.