Kasım 02, 2019 13:44 Europe/Istanbul

es-SÂFFÂT suresinin 123 ila 132. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

es-SÂFFÂT suresinin 123 ila 126. Ayetleri:

وَإِنَّ إِلْیَاسَ لَمِنَ الْمُرْسَلِینَ (37:123)

إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ أَلَا تَتَّقُونَ (37:124)

أَتَدْعُونَ بَعْلًا وَتَذَرُونَ أَحْسَنَ الْخَالِقِینَ (37:125)

اللَّهَ رَبَّکُمْ وَرَبَّ آَبَائِکُمُ الْأَوَّلِینَ (37:126)

Yani:

İlyas da şüphe yok ki, peygamberlerdendi.

(İlyas) milletine: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?

Yaratanların en iyisini bırakıp da Ba'l'e mi taparsınız? demişti.

"Sizin de Rabbiniz, sizden önce gelen atalarınızın da Rabbi olan Allah'ı?"

Geçen bölümlerde Hz. İbrahim -s- ve Hz. Musa -s- öyküleri beyan edildikten sonra bu ayetler Hz. İlyas’ın -s- öyküsüne işaret ederek şöyle buyurmakta: İlyas’ın kavmine söylediği ilk söz, şirk ve putperestlik ve her türlü zulüm ve fesattan kaçınmaktı, zira kavmi pervasızca bu suçları işliyor ve sonuçta çirkin amellerde bulunuyordu.

Hz. İlyas putperestlere hitap ederek şöyle diyordu: Siz nasıl kendi elinizle yaptığımız putlara tapar ve sizi yaratan Rabbinizi unutursunuz? Acaba putların yaratma gücü var mı ki onların önünde bu şekilde eğilirsiniz? Acaba siz ve atalarınız ve evlatlarınız bu putlar tarafından mı yaratıldı? Neden sizi ve atalarımızı ve evlatlarınızı yaratan ve alemleri tedbir eden Allah’ı bırakıp şu cansız ve faydasız şeylerin peşinden gidersiniz?

Putperestler yanlış amellerini haklı göstermek için atalarının da bu putlara taptıklarını ileri sürüyordu. Ancak Hz. İlyas onlara ataları ve babaları da putlar tarafından değil, yegane Allah tarafından yaratıldığını anlatıyordu.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

1 – Tüm ilahi peygamberler insanları Allah’a tapmaya ve Allah’tan başka hiç bir şeye tapmamaya davet etmiştir.

2 – Tapmak, ancak varlık alemini yaratan yegane Allah’a mahsustur.

3 – Peygamberlerin davetinin esası ve tüm erdemlerin temel taşı takvadır.

4 – Peygamberler insanlara karşı davranışlarında basit soruları gündeme getirerek onların anlayabileceği karşılaştırmaları yapıyor ve onları gaflet uykusundan uyandırmaya çalışıyordu. Nitekim cansız ve faydasız putları bilge ve güçlü Allah ile karşılaştırmak uyuyan vicdanları uyandırabilir.

es-SÂFFÂT suresinin 127 ila 129. Ayetleri:

 

فَکَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ (37:127)

إِلَّا عِبَادَ اللَّهِ الْمُخْلَصِینَ (37:128)

وَتَرَکْنَا عَلَیْهِ فِی الْآَخِرِینَ (37:129)

Yani:

Bunun üzerine İlyas'ı yalanladılar. Onun için onların hepsi (cehenneme) götürüleceklerdir.

Ancak Allah'ın ihlâslı kulları müstesna.

Sonra gelenler içinde, kendisine bir ün bıraktık,

Bir çok geçmiş kavimlerin yaptığı gibi Hz. İlyas’ın kavmi de o hazreti tekzip etti ve putperestlikten ve şirkten el çekme yönündeki nasihatlerini ve ikazlarını kabul etmek istemedi.

Ayetler şöyle devam etmekte: Bu tekzibin akibeti, türlü günahlara ve çirkin amellere bulaşmak ve ilahi cezayı haketmektir. Ancak seyrek sayıda insan Hz. İlyas’a iman ederek yegane Allah’ı tapmaya başladılar ve böylece kurtulanlardan oldular. Allah teala peygamberlerinin emeğini takdir ediyor ve onların adından iyilikle söz ediyor ve böylece bu büyük insanların yolunu tarih boyunca yaşatarak ebedileştiriyor.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

1 – Saadet kriteri, insanların dünyevi yaşamı değil, kıyamet gününde kaderleridir. Kıyamet gününde kimin saadete ereceği, kimin bedbaht olup cehenneme düşeceği belli olur.

2 – Allah tealaya ihlasla tapmak ve iyi amellerde bulunmak, saadet ve kurtuluş yoludur ve insanı ilahi cezadan kurtarır. Oysa Allah yolunda ihlaslı olmamak insani saadete nail olmasından alıkoyar.

Şimdi es-SÂFFÂT suresinin 130 ila 132. ayetlerine kulak veriyoruz:

سَلَامٌ عَلَى إِلْ یَاسِینَ (37:130)

إِنَّا کَذَلِکَ نَجْزِی الْمُحْسِنِینَ (37:131)

إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنِینَ (37:132)

Yani:

"İlyas'a selâm!" dedik.

Şüphesiz biz, iyileri işte böyle mükâfatlandırırız.

Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandı.

Kur'an'ı Kerim Hz. İlyas’ın öyküsünü beyan ettikten sonra şöyle buyurmakta: Allah peygamberi İlyas’a selam gönderiyor. Gerçi 130. ayette İlyas yerine Elyasin sözcüğü kullanılmıştır ki her ikisi aynı peygamberin adıdır. Örneğin Sina ve Sinin de aynı toprakların adıdır.

Bu surenin geçen ayetlerinde bazı geçmiş peygamberlerin öykülerine işaret edildi. Bu peygamberlerin öykülerinin sonunda ise Allah teala onların güçlü imanı ve ihlasından söz ederek çabalarını ve iyiliklerini takdir ederek şöyle buyurmakta:

İyilikte bulunanların çabalarını telafi etmek ve onları mükafatlandırmak bizim sünnetimizdir. Buna göre Hz. İlyas’la ilgili ayetlerin sonunda da Kur'an'ı Kerim aynı konuya temas eder şöyle buyurmakta: Allah yolunda adım atan kulların çabaları ve emekleri ve başkalarına yaptıkları iyilikler asla unutulmaz. İyileri uygun biçimde mükafatlandırmak ve hayır amellerini telafi etmek Allah’ın sünnetidir ve bu uğurda iyilikte bulunan insanın peygamber veya sıradan insanlardan biri olması hiç bir şeyi değiştirmez. Kuşkusuz o insan ilahi yolda adım atması ve iman ehli olması gerekir, yoksa Allah’ı inkar eden ve alemi yaratan Allah karşısında teslim olmak istemeyen insan, hatta iyi amelde bulunsa ve dünya halkına faydası olsa bile mükafatını şükran şeklinde bu dünyada alacaktır.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

1 – Peygamberlere ve evliyalara selam vermeyi yüce Allah’tan öğrenelim.

2 – İyilikte ve ihsanda bulunan insanlara lütuf ve inayet ilahi sünnettir ve her zaman devam etmektedir.

3 – Kim Allah’a kulluk eder ve iman ve ihsan ehli olursa, tarih boyunca ilahi selamla onurlandırılır.