Kasım 02, 2019 13:52 Europe/Istanbul

es-SÂFFÂT suresinin 139 ila 148. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

es-SÂFFÂT suresinin 139 ila 141. Ayetleri:

وَإِنَّ یُونُسَ لَمِنَ الْمُرْسَلِینَ (37:139)

إِذْ أَبَقَ إِلَى الْفُلْکِ الْمَشْحُونِ (37:140)

فَسَاهَمَ فَکَانَ مِنَ الْمُدْحَضِینَ (37:141)

Yani:

Doğrusu Yunus da gönderilen peygamberlerdendi.

Hani o, dolu bir gemiye binip kaçmıştı.

Gemide olanlarla karşılıklı kur'a çektiler de kaybedenlerden oldu.

 

Geçen bölümlerde bazı peygamberlerin öyküsü kısaca beyan edildi. Bu ayetler geçmiş ayetlerin devamında Hz. Yunus’un -s- öyküsünü anlatıyor.

 

Allah teala Nuh, İbrahim, Musa, Harun, İlyas ve Lut gibi bazı peygamberleri düşmanların şerrinden kurtardı ve muhaliflerini hezimete uğratarak ilahi azapla cezalandırdı. Ancak Hz. Yunus öyküsünde macera farklı bir şekilde gelişti. Zira Hz. Yunus’un kavmi azap işaretlerini görünce hepsi tevbe etti ve Allah teala da onlara merhamette bulunarak affetti, fakat Hz. Yunus’u kavmini terkettiği için bazı sıkıntılarla karşı karşıya bıraktı.

 

Rivayetlere göre, Hz. Yunus da diğer peygamberler gibi kavmini şirk ve putperestlik ve çirkin amellerin konusunda uyarıyor ve bu tür amellerden sakındırıyordu. Ancak kavmi onun sözünü umursamıyordu ve seyrek sayıda iman edenlerden başka hiç kimse o hazrete iman etmedi. Allah teala Hz. Yunus’a yakında kavmine azap nazil olacağını vahiy yoluyla bildirdi. Hz. Yunus müminlerden birini yanına alarak kentten ayrıldı ve denize doğru gitti. Denizin kıyısında yük ve yolcu dolu bir gemi ile karşılaşan Hz. Yunus onlardan kendisini de götürmelerini istedi. Onlar da bu isteği kabul etti ve böylece birlikte denize açıldılar. Denizin ortasında büyük bir balık gemiye saldırdı ve ağzını açtı. Gemideki yolcular birini feda etmek zorunda olduklarını, aksi takdirde hepsi tehlike altında olacağını anladı. Yolcular kura yoluyla yolculardan birini büyük balığın önüne atmaya ve böylece gemiyi ve yolcularını bırakmasını sağlamaya karar verdi. Kurada Hz. Yunus’un adı çıktı ve mecburen onu büyük balığın ağzına attılar.

 

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

1 – Peygamberler sabırlı olmaları gerekir, zira her türlü sabırsızlıkları yüce Allah tarafından ağır bir şekilde cezalandırılır.

 

2 – Geçmiş peygamberlerin ve milletlerin tarihi ve öyküleri ile tanışmak, zulüm ve küfür dolu dünyamızda yaşamak için iyi bir ders sayılır.

 

3 – Eşit şartlarda birini seçmek için kuradan yararlanılabilir. Bu yöntem İslam dininde de meşru sayılmıştır.

Şimdi es-SÂFFÂT suresinin 142 ila 144. ayetlerini dinliyoruz:

فَالْتَقَمَهُ الْحُوتُ وَهُوَ مُلِیمٌ (37:142)

فَلَوْلَا أَنَّهُ کَانَ مِنَ الْمُسَبِّحِینَ (37:143)

لَلَبِثَ فِی بَطْنِهِ إِلَى یَوْمِ یُبْعَثُونَ (37:144)

Yani:

Yunus kendini kınayıp dururken onu bir balık yuttu.

Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı,

Tekrar diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.

 

Bu ayetlerden anlaşıldığı üzere o büyük balık Hz. Yunus’u yutmakla görevlendirilmişti, bu yüzden kura da ilahi tedbirle Hz. Yunus’a çıktı. Ancak büyük balığı Hz. Yunus’u yutmakla görevlendirilen yüce Allah, o hazreti istediği zaman kadar balığın karnında canlı tutma gücüne de sahipti. Bu yüzden Hz. Yunus da büyük balığın ona zarar vermediğini görüne olayı farketti. Hz. Yunus yüce Allah katına yöneldi ve görevini yerine getirmekte müsamahakar davrandığı için tevbe etti ve istiğfarda bulundu.

Hz. Yunus’un itirafları ve pişmanlık duyduğunu ifade ederek kendini serzeniş etmesi, Allah tealanın onu kurtarmaya karar vermesine vesile oldu. Böylece büyük balık kıyıya geldi ve ağzını açtı, Hz. Yunus da balığın karnında çıkarak kurtuldu. Kuşkusuz ilahi af Hz. Yunus’u kapsamasaydı, kıyamet gününe dek büyük balığın karnında kalacaktı.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

1 – Bazen hayvanlar acayip işleri yerine getirmek üzere yüce Allah tarafından görevlendirilir.

2 – Sorunlar ve sıkıntılarla karşılaştığımızda, sorumluluktan kaçmak çare olmaz, bilakis daha büyük sıkıntılara yol açabilir.

3 – Allah katına yönelmek ve tevbe ve istiğfar etmek, sorunlardan kurtuluş yollarından biridir. Nitekim Hz. Yunus de büyük balığın karanlık kalbine düştüğünde yüce Allah’a yöneldi ve af dileğinde bulundu.

es-SÂFFÂT suresinin 145 ila 148. Ayetleri:

فَنَبَذْنَاهُ بِالْعَرَاءِ وَهُوَ سَقِیمٌ (37:145)

وَأَنْبَتْنَا عَلَیْهِ شَجَرَةً مِنْ یَقْطِینٍ (37:146)

وَأَرْسَلْنَاهُ إِلَى مِئَةِ أَلْفٍ أَوْ یَزِیدُونَ (37:147)

فَآَمَنُوا فَمَتَّعْنَاهُمْ إِلَى حِینٍ (37:148)

Yani:

Halsiz bir vaziyette kendisini dışarı çıkardık.

Ve üstüne (gölge yapması için) kabak türünden geniş yapraklı bir nebat bitirdik.

 

Onu, yüz bin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik.

Sonunda ona iman ettiler, bunun üzerine biz de onları bir süreye kadar yaşattık.

 

Bu ayetler ise Hz. Yunus’un büyük balığın karnındaki macerasının sonunu beyan ederek şöyle buyurmakta:

Allah’ın emri üzerine büyük balık kıyıya geldi ve Yunus’u dışarı attı. Doğal olarak iyice zayıflayan Hz. Yunus hareket edebilecek gücü yoktu ve orada yere uzandı. Allah teala onun yanı başında bir kabak bitkisi bitirdi ve yaprakları ile peygamberinin vücudunu yakıcı güneşten korudu ve ayrıca derisini iyileştirdi.

Bu ilahi tedbir sayesinde Hz. Yunus kurtuldu ve yavaş yavaş sağlığına kavuştu ve böylece kavmine geri dönmek üzere hazırlandı. Hz. Yunus yaşadığı kente geri dönünce, hayretle tüm müşriklerin ve putperestlerin iman ettiklerini ve Allah tealaya tapmaya başladıklarını ve ilahi azap da nazil olmadığını ve yüce Allah onlara doğal yaşamlarını sürdürmek üzere mühlet tanıdığını öğrendi.

 

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz:

1 – Hz. Yunus’un kavmi tevbe ederek iman ettikleri için ilahi aftan yararlandı. Hz. Yunus’un dua ve tesbihleri de ilahi yardım ve lütuftan yararlanmasına vesile oldu.

 

2 – Hiç bir zaman tevbeden ve kötülerin iyileşmesinden umut kesmemeli ve onlara küsmemeliyiz, zira her an uyanarak değişime uğramaları muhtemeldir.

 

3 – Geçmişteki hatalardan tevbe etmek, gelecekte saadetimize vesile olabilir. Hz. Yunus’un kavmi tevbe etti, bu yüzden Allah teala onlara yönelik öfkesinden vaz geçti ve onları bağışladı.