Ağustos 26, 2017 07:50 Europe/Istanbul

Bültenimizin başında ilkin Güney kafkasya bölgesindeki önemli gelişmeleri gözden geçirmek istiyoruz.

Birinci gelişmede, Avrupalı insan hakları vakfı bir bildiri yayımlayarak Azerbaycan cumhuriyetinde insan hakları ihlallerini eleştirdi. Söz konusu vakıf bildiride ayrıca Azerbaycan Cumhuriyeti devletini eleştiren tek haber ajansı olan Turan haber ajansının mal varlığına el konmasını kınadı.

İkinci gelişmede, korsan İsrail’in Erivan büyükelçisi İliahu Yeroşalmi, bu rejimin Ermenistan ordusuna karşı kullanılmak üzere Azerbaycan cumhuriyetine sattığı İHA’ların denendiği haberini şiddetle tekzip etti.

 

Ve Güney kafkasyanın son gelişmesinde, Ermenistan Dışişleri Bakanı Yardımcısı Şavarş Koçaryan, Türkiye’nin Avrasya ekonomik birliği AEB’nin gümrük birliğine katılma istediğine olumsuz tepki gösterdi. Koçaryan bunun için bazı önşartları ileri sürerek AEB’ye yeni üye alınması, şimdiki üyelerin tümünün onayına bağlı olduğunu ifade etti.

Türkiye Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin Almanya Başbakanı Merkel'in Gümrük Birliği çıkışına yanıt verirken, Avrasya Gümrük Birliği'ne üye olmak için gerekli temasların başlatılacağını belirtmesini değerlendiren Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Şavarş Koçaryan, Ankara'nın isteğini absürt bulduğunu ifade etti.

Ermeni basınına konuşan Koçaryan, "Öncelikle, Avrasya Ekonomik Birliği anlaşması, AEB'nin gümrük bölgesine katılmayı öngörmüyor. Dahası, Türkiye ile AEB arasındaki tek kara sınırı olan Ermenistan sınırını tek taraflı olarak kapatan Ankara'nın AEB'nin gümrük bölgesine katılmaktan söz etmesi "absürt" dedi.

 

 

Şimdi orta Asya bölgesine geçiyoruz. Orta Asya bölgesinde ilk gelişmede, Hazar denizi kıyısında yer alan ülkelerin ham petrol takası SUAP, yedi yıl aradan sonra Türkmenistan’dan gelen üç parti ham petrolün boşaltılması ile yeniden başladı. SUAP planı çerçevesinde İran İslam Cumhuriyeti Hazar denizi kıyısında yer alan ham petrollerini Neka liman kentindeki terminalde teslim alıyor ve teslim aldığı ham petrolün bedelini kendi petrolünden İran’ın güneyindeki terminallerde alıcı ülkelere teslim ediyor.

 

Orta Asya’da ikinci gelişmede, Kazakistan ve Özbekistan savunma bakanları geçen hafta Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te iki ülke arasında ilk ikili askeri işbirliği anlaşmasını imzaladı.

Ve son olarak geçen hafta Seul ve Duşanba yönetimleri iki ülke arasında Tacik işçilerin Güney Kore’ye göç etmelerini yasallaştırmak üzere devletler arası yeni bir anlaşma hazırlamakta oldukları bildirildi. Bu çerçevede Tacikistan çalışma, göç ve meslek bakanlıkları ile Güney Kore yönetimi arasındaki müzakerelerin devam ettiği de kaydedildi.

Şimdi geçen hafta orta Asya ve kafkasya bölgelerinde yaşanan iki önemli gelişmenin detaylarını birlikte gözden geçirelim.

 

Geçen hafta Türkmenistan cumhurbaşkanının ulaştırma, iletişim ve limanlardan sorumlu yardımcısı Bayram Annamuradov Hazar denizine kıyısı bulunan beş ülkenin liman yöneticilerinin oturumu Ekim ayında başkent Aşkabat’ta düzenleneceğini açıkladı.

Konu ile ilgili açıklamasında Annamuradov şu ifadelere yer verdi: Hazar denizine kıyısı bulunan beş ülkenin liman yöneticilerinin beşli ortak oturumu cari yılın 13 ila 14 Ekim tarihlerinde ve Hazar denizinin kıyısında ve Türkmenbaşı liman kentinin yakınında bulunan Avaza turistik merkezinde İran, Rusya, Azerbaycan Cumhuriyeti, Kazakistan ve Türkmenistan’ın katılımı ile düzenlenecek.

 

 

Hazar denizi limanları yöneticilerinin uluslararası oturumu, Hazar denizine kıyısı bulunan ülkelerin iktisadi konferansında varılan anlaşma çerçevesinde ve muhtemel sorunların giderilmesi ve ayrıca deniz ticareti ve nakliyatını kolaylaştırmak amacı ile dönemsel olarak kıyı ülkelerden birinde düzenleniyor. Bu yıl Ekim ayında düzenlenmesi eklenen ve İran İslam Cumhuriyeti, Kazakistan, Azerbaycan Cumhuriyeti, Türkmenistan ve Rusya’nın liman yöneticilerinin oturumunda gündem maddeleri deniz ticareti ve ekonomisi ve nakliyatı alanında çok yönlü işbirliği, çok yönlü kontrol ve denetim işbirliği protokolünü hazırlayan çalışma grubunun yeni üyelerinin açıklanması, kıyıya yakın seyahat alanlarını belirleme yönünde beşli işbirliği protokolünün imzalanması yönündeki müzakereler ve Hazar bölgesi hidrografi komisyonunun kurulması gibi konulardan oluşuyor.

 

Bu arada Hazar denizi, Aral göleti, Akdeniz, Karadeniz ve Fars körfezi ile birlikte Titiyus denizinin kalıntılarından biri sayıldığı belirtilmelidir. Dünya haritalarından Caspian adı ile ün yapan Hazar denizi, dünyanın en büyük göleti ve yine dünya ham petrolü ve doğalgaz kaynakları bakımından üçüncü sırada yer alan en büyük ham petrol ve doğalgaz kaynağı sayılıyor. Bu gölet kuzeyden Rusya, güneyden İran, batıdan Azerbaycan Cumhuriyeti  ve doğudan Türkmenistan ve Kazakistan’la sınırlıdır. Hazar denizi 1204 km uzunluğunda ve 220 ila 550 km arasında değişen enindedir. Hazar denizinin eğimi İran’a doğru kuzeyden güneye doğrudur. Bu denizin derinliği kuzeyde 10 ila 12 metre arasında değişirken, denizin ortalarında 770 ve İran kıyılarında en derin noktada 1000 metre civarındadır.

 

 

İranlı yetkililer Hazar denizini barış ve dostluk denizi olarak tanımlıyor ve bu denizin kapasitelerinden doğru ve ilkeli biçimde yararlanarak onu barış ve dostluk denizine çevirmenin mümkün olduğunu belirtiyor. Ancak ne var ki son zamanlarda ecnebi güçlerin müdahaleleri ve Hazar denizinin kıyısında yer alan azı devletleri kışkırtmaları yüzünden bu devletlerin komşu ülkelerle işbirliği yapmak ve uzun vadeli işbirliğini gözetlemek yerine sırf kendilerinin kısa vadeli çıkarlarını düşündükleri anlaşılıyor. Buna göre bu ülkeler komşu ülkelerle işbirliğine ve kıyıdaki diğer ülkelerle güçlü ilişki kurmaya pek sıcak bakmıyor. Görünen o ki söz konusu kıyı ülkelerinin bu tarzda bir bakış açılarının gerçek sebebi, sırf bölgesel işbirliğini tahrip etmeye yönelik üstlendikleri misyonu yerine getirmektir.

Oysa başta İran İslam Cumhuriyeti olmak üzere Hazar denizinin kıyısında yer alan güçlü devletler sırf uzun vadede komşu ülkelerle dostane ve kardeşçe ilişkileri takviye etmeyi düşünüyor ve bu yönde adım atıyor.

 

 

Bölgede geçen hafta yaşanan ikinci önemli gelişmeye gelince, geçen hafta Seul ve Duşanba yönetimleri iki ülke arasında Tacik işçilerin Güney Kore’ye göç etmelerini yasallaştırmak üzere devletler arası yeni bir anlaşma hazırlamakta oldukları bildirildi. Bu çerçevede Tacikistan çalışma, göç ve meslek bakanlıkları ile Güney Kore yönetimi arasındaki müzakerelerin devam ettiği de kaydedildi. Müzakereler sonuca ulaştığı takdirde, 2018 yılının başından itibaren Tacik göçmen işçilerin çalışmak üzere Güney Kore’ye gidebilecekleri ifade ediliyor.

 

 

Gerçekte Tacik gençler bundan böyle çalışmak için Rusya topraklarına göç etmek yerine bundan böyle Güney Kore’ye gitmeleri gerekiyor. Ancak Rusya ile Güney Kore arasındaki önemli bir farklılık, Tacikistan halkı ile Güney kore halkının kültürel farklılıklarıdır. Bu arada Tacik göçmen işçiler için hiç bir kontenjan belirlenmeyeceği ve bu işçilerin ancak Güney Koreli firmaların ihtiyacına göre bu ülkeye gelebilecekleri anlaşılıyor.

Hali hazırda başta Kırgızistan ve Tacikistan olmak üzere 16 ülkenin göçmenleri  Güney Kore ile benzer bir anlaşma imzaladı. Güney Kore’den başka başta Tacikistan Cumhurbaşkanı olmak üzere Duşanba yetkilileri Katar’a da iş gücü göndermek istiyor. Bundan önce Rusya, bir milyon Tacik göçmen işçinin çalışmak üzere gittiği ülke sayılıyordu.

 

 

Kuşkusuz Rusya, Tacik işçiler için Güney Kore ve Katar’a kıyasla çok farklıdır. Bu farklılıklar iki tarafın dili ve kültürüne dayanıyor. Tacik vatandaşların büyük bir bölümü Rusça konuşabiliyor, üstelik bir çok Tacik vatandaşın Rusya’da akrabaları yaşıyor ve bu yüzden bu ülkeye seyahat yapmakta pek fazla sıkıntı çekmedikleri anlaşılıyor. Oysa aynı Tacik göçmenlerin Güney Kore ve Katar’a seyahat yapmak için bir çok sıkıntı ile karşılaşacakları ve bu ülkenin dilini bilmemek ve yaşayacakları yeni ortamı tanımamak Tacik göçmenlerin en önemli sorunları olacağı ifade ediliyor. Gerçekte Tacikistan’ın Güney Kore ve Katar ile kültürel farklılıkları Tacik işçileri ciddi sorunlarla karşı karşıya getireceği belirtiliyor.

 

Geçen hafta kafkasya ve orta Asya gelişmelerine bakıldığında her iki bölgenin sakin ve aynı zamanda müzakere dolu bir hafta geride bıraktıkları anlaşılıyor. Buna göre önümüzdeki günlerde bölge liderlerinin bu bölgede yaşayan milletlere iyi haberleri olacağından da söz ediliyor.